8 Temmuz 2013 Pazartesi

Akyaka'daki Özelleştirmenin Hukuki Durumu



Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi; Muğla ili, Ula ve  Marmaris ilçeleri  ve bunlara bağlı 3 belde ve 4 köyden oluşan ve Akyaka, Gökova, Akçapınar, Gökçe, Çamlı, Karacaköy ve Çetibeli yerleşim alanlarını içine alan 12.06.1988 tarih ve 88/13019 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit ve ilan edilmiş bir özel çevre koruma bölgesidir.

Bu kapsamda Akyaka Beldesi’nin 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları o dönemdeki ismi ile Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından 1994 yılında onaylanmış, 2003 yılında revizyon görmüştür.

Bu plan kapsamında 3841 parsel sayılı Hazine Arazisi Konut Alanı ve Park Alanı olarak ayrılmış ve yaklaşık 8700 m2 konut imar durumu tanımlanmıştır. Ancak bu taşınmaz Başbakanlık Özelleştirme İdaresi  Başkanlığı’nca özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. BÖİB’nın 18.01.2013 tarih ve 2013/10 sayılı kararı ile onaylanan ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek 3. Maddesi hükmü gereğince hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 25.01.2013 tarih ve 28539 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

İlgili imar değişikliği kararı ve planlar 28.01.2013 tarihinde Akyaka Belediyesi Başkanlığı’na gönderilerek 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. Maddesi gereğince 1 aylık sürede ilan edilmesi ve yapılacak itirazların tespit edilmesi istenmiştir. Akyaka Belediyesi Başkanlığı’nca plan değişikliğinin 01.02.2013 tarihinden itibaren 1 ay süreyle askı-ilan edildiğine dair tutanak düzenlenmiştir.

Akyaka Belediye Başkanlığı ise imar planı değişikliğine 01.03.2013 tarihinde itiraz etmiştir. İtirazlarına 60 günlük sürede cevap verilmeyen Akyaka Belediye Başkanlığı 27.06.2013 günü planın iptali için Muğla İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır.
                                              
İdari süreci bu şekilde özetledikten sonra, ilk bakıldığında rutin idari işlemler ve gelişmeler gibi görünen bir imar planı uygulaması karşımıza çıkıyor. Kaldı ki; İdare cephesinden şu ana kadar gelen açıklamalarda bu yönde. Oysa Akyaka’nın mevcut planını ve sadece 3841 parsel sayılı hazine arazisine özel imar uygulamasını incelediğimizde bambaşka bir görüntü çıkıyor karşımıza.

Bu imar planının, 3-5 sene gibi kısa bir süre içinde, Akyaka’nın Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsünü ve çevre imar bütünlüğünü bozacak, emsal uygulamalarla hızlı bir betonlaşmaya sebep olacak, dönüşü mümkün olmayan bir süreci başlatacağı çok açık.

Akyaka Belediyesi İmar Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporu incelediğimizde ; Akyaka’nın mevcut imar planında, 3841 parsel sayılı hazine arazisinin  8700 m2’si konut alanı , arta kalan ise yeşil alan ve yol olarak öngörülmüş durumda. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan imar planı ise, yeşil alan ve yol oranlarını azaltarak 8700 m2’lik konut alanını 10.896 m2’ye çıkarıyor, mevcut planda öngörülen 4820 m2 4 adet aktif yeşil alan, 2428 m2 1 adet aktif yeşil alana indiriyor. Anlaşılacağı üzere plan yapılaşma oranını artırarak, birim alanda daha fazla konutun yapılmasına imkan sağlıyor.

Planın en can alıcı ve kilit cümlesi ise “Yapılara, yapının cephe aldığı  yoldan kot verilir” ibaresi. Her ne kadar idare cephesi, “ Akyaka’da çok katlı Toki tarzı yapıların yapılması düşünülmüyor” şeklinde açıklamalar yapsa da, arazinin eğimi dikkate alındığında çizilen örnek projelere göre çatı katı dahil 6 katlı binaların yapılması mümkün hale geliyor. Akyaka’nın mevcut planında “azami kot bina köşe noktalarının ortalamasıdır” şeklinde bir düzenleme varken, çok katlı yapılaşmayı mümkün kılan kot düzenlemesi tüm kaygıları haklı çıkarmakta. Plan maalesef hiçbir inceleme, ön hazırlık ve jeolojik etütler yapılmadan,Şehir Plancıları Odası ile Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün görüşleri alınmadan, 18 gün gibi kısa bir sürede alelacele çıkarılmış.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından alınan özelleştirme kararı ve buna dayanarak yapılan imar uygulaması ile yapılaşma oranlarının arttırılması, çok katlı yapılaşmanın önünün açılması ve çevre imar bütünlüğünün bozulması dışında daha birçok hukuk kuralının ihlal edildiği görülmekte.


Öncelikle 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. Maddesi Özel Çevre Koruma Bölgelerine ilişkin plan ve projelere 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 9. maddesinin uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir. İmar Kanunu 9. madde; Belediye sınırları içerisinde  özelleştirme kapsamına alınan arsa ve arazilerin imar planlarının Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacağını düzenlediğine göre , Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Akyaka’da Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın imar planı düzenleme yetkisi yoktur. 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin  1. maddesi Özel Çevre Koruma Bölgelerinde imar planlarını yapma ve revize etme yetkisini ÖÇKKB’na veriyor. Bilindiği üzere  644 Sayılı KHK  ile ÖÇKKB kapatılarak, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü haline getirilmiştir.  644 sayılı KHK’nin 13/A maddesi de Özel Çevre Koruma Bölgelerinde imar planlarını yapma ve revize etme yetkisini yine Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü’ne vermekte.

Ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11.maddesi gereğince Belediye sınırları içerisindeki hazine arazileri belediyenin teklifi ve Maliye Bakanlığı’nın onayı ile İlgili belediyeye bedelsiz olarak devir edilir. Bu hükme göre de 3841 parsel sayılı hazine arazisinin özelleştirme kapsamına alınması mümkün olmadığı gibi bedelsiz bir şekilde belediyeye devir edilmesi gerekiyor. Akyaka Belediyesi’nin bugüne kadar böyle bir teklifte bulunmamış olması bundan sonra bulunamayacağı anlamına gelmeyeceği gibi ÖİB’nın özelleştirme kararını haklı göstermez.

Ayrıca konuyu daha genel bazda ele alacak olursak sadece 3841 parsel sayılı taşınmaza aitmiş gibi görünen bu imar planını  emsal göstererek kendi arazilerine daha fazla konut alanı ve çok katlı yapılaşma  talep edecek özel mülkiyet sahiplerinin de olacağı muhakkak. Bu durumda uzun vadede Akyaka’da yapılaşma alanlarının çoğalmasına, yerel mimari dokusunun bozulmasına, plansız büyümenin getireceği altyapı sorunları ile koruma altındaki sulak alanların doğal yapısının bozulmasına, flora ve faunasının zarar görmesine sebep olacaktır.

Akyaka , Barcelona Sözleşmesi olarak bilinen Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunmasına Ait Sözleşme ve buna bağlı Akdeniz’in Kara Kökenli Kaynaklardan Kirlenmeye Karşı Korunması Protokolü, Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol  hükümlerine göre yine  1971 yılında Ramsar’da imzalanan ve Türkiye’nin 1994 yılında imzalayarak iç hukuk normu olarak kabul ettiği “Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme” hükümleri gereğince Uluslararası hukuka göre de korunması taahhüt edilmiş alanlar kapsamında.Uygulanması düşünülen imar planı ile uluslararası taahhütler de ihlal edilmekte.

Şu aşamada maalesef dava açma hak ve yetkisi sadece Akyaka Belediye Başkanlığı’na ait. Her ne kadar Akyaka Belediye Başkanlığı tarafından planın askı-ilan yapıldığına dair bir tutanak düzenlenmişse de; Akyaka halkının hiçbir şekilde plandan bilgisi olmamış. Hatta görüştüğüm birkaç belediye personeli dahi konuyu başkanın basın açıklaması ile öğrendiklerini, bilgilerinin olmadığını beyan etmiştir. İzmir Şehir Plancıları Odası da aynı şekilde plandan hem kendilerine örnek gönderilerek görüş alınmadığını, askı-ilan süresi içerisinde de duymadıklarını beyan ettiler. Bu sebeple plan değişikliğine itiraz hakkı bulunan resmi kurumlar ile Akyaka halkının  itiraz etme imkanı olmamıştır.


Belediyenin de sadece mevcut planlarla kıyaslama yaparak, bölgede arsa fiyatlarının aşırı oranda artacağı gibi gerekçelerle itiraz ettiği, askı ilan ve itiraz sürecinde konuyu halka ve kamuoyuna uygun ve yasal yöntemlerle duyurmadığı düşünülürse özelleştirme kararı ve imar planı uygulamasından ilk andan itibaren haberdar olduğu, sadece farklılıklar sebebi ile itiraz ettiği gibi bir algı oluşmakta.

Av. Zeynep Yılmazer

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme