7 Şubat 2017 Salı

Muğla Çevre Platformu: Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Ar...

Muğla Çevre Platformu: Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Ar...: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, üç yıldır yürüttüğü “Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” nin sonuçlarını aç...

Muğla Çevre Platformu: Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Ar...

Muğla Çevre Platformu: Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Ar...: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, üç yıldır yürüttüğü “Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” nin sonuçlarını aç...

Muğla Çevre Platformu: "Sakin" olun, burası Akyaka !...

Muğla Çevre Platformu: "Sakin" olun, burası Akyaka !...: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği “Ekolojik Temelli  Bilimsel Proje Araştırmaları” sonucunda hazırladığı yeni sit al...

9 Nisan 2016 Cumartesi

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği orman ve azmak kıyımı hakkında hukuki süreç başlattı

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nde devam eden ekolojik kırımlarla ilgili yasal süreç başlattı. Muğla-Fethiye karayolu üzerinde Akyaka sapağında tünel ile orman içinden Akyaka’ya bağlantı projesi için Muğla İdare Mahkemesine Yürütmeyi Durdurma davası açıldı.


Diğer yandan bir otelin inşaatı sırasında Azmak kenarında yapılan tahribat için de Muğla Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu ve tahribatın düzeltilmesi için gereğinin yapılması talep edildi.  Şikayetler sonuç verdi: Azmakta doğayı, canlıların yaşam alanını tahrip ederek kendine rant alanı açmak isteyen Elif Hanım Otel'e idari para cezası verildi. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden gelen bilgiye göre inşaatçı firmaya yaptığı tahribatı düzeltmesi için süre verildi. Ayrıca Büyükşehir ve Ula Belediye Başkanlıklarından da söz konusu inşaatla ilgili İmar ve Kıyı Kanuna aykırılıkların tespiti ve takibi istenmiştir deniyor.






Gökova Ekolojik Yaşam Derneği desteğe davet ediyor..

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği kuruluşunu tamamladı. Henüz “merhaba” demeye fırsat bulamadan sokak hayvanlarının zehirlenmesinden, Azmak’ta sazlıkların, ağaçların sökülerek canlıların yaşam alanlarının molozla doldurularak tahrip edilmesine, Akyaka sapağına yakın bir bölgede Karayolları'nın ormanda kimseye sormadan binlerce ağacı keserek Akyaka’ya yeni yol açma çalışmasına kadar bir dizi acil sorunu da kucağında buldu. Dernek, kuruluş çalışmalarına paralel olarak bunlarla ilgili de yasal mücadele süreçleri başlatmak durumunda kaldı. Rant uğruna bizlerin ve gelecek kuşakların yaşam alanlarını vicdansızca katletmekten çekinmeyen anlayışın doğaya saldırılarının iyice azgınlaştığı bugünlerde, yasal ve meşru zeminde örgütlü mücadelenin, böylesi bir derneğin varlığının ne kadar önemli olduğu daha da ortaya çıkıyor. 

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Gökova Havzasında bölge halkının yaşam alanları ile ilgili kendisinin karar verici olduğu bir dayanışma ve birlikteliğe aracı olmayı, doğal ve kültürel zenginlikleri birlikte korumayı öngörüyor. Sağlam bir örgütlülük temelinde, bölge yaşayan ya da gönül bağı kuran herkesin desteğine, dayanışmasına çok önem veriyor. Geçici Dernek Yönetimi, en kısa zamanda bölgedeki mahallelerde tanıtım ve üyelik çalışmalarına başlamayı,  geniş ve yaygın bir üye tabanı sağlamayı planlıyor. Temmuz ayı içinde ilk Genel Kurul toplantısının yapılması, yönetim organlarının, çalışma guruplarının oluşturulması öngörülüyor. 

Derneğin tüzüğüne https://goo.gl/hw2Zol  adresinden ulaşılabilir. 

Derneğe üye olmak için:
  • Üyelik Formunun doldurulması ve dernek yönetimine iletilmesi 
  • Yıllık aidat : 60 TL ödenmesi yeterli.

 (T.C vatandaşı olmayanlar için de üyelik koşulları aynı)

Derneğe üye olmadan bağış yaparak da katkıda bulunulabiliyor.

Üyelik ve bağış katkıları için iletişim:
Tel: 0252-2434465 veya 0535 6987606 (Aliye Teksal)
Banka Hesabı: Akbank Muğla Şubesi, IBAN No:  TR09 0004 6001 2888 8000 1442 19


26 Mart 2016 Cumartesi

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nden Merhaba


Doğanın cömertçe sunduğu güzellikleri barındıran Gökova Havzası, yıllardır sahip olduğu zenginliklerin farkında. Bunun kağıt üzerinde de böyle olduğunu biliyoruz. Zira 1988 tarihinde Gökova, Bakanlar Kurulu kararı ile Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş bulunuyor.

Ancak gerek merkezi yönetimin, gerek yerel yönetimlerin, gerekse özel işletmelerin, halkın, sivil toplum örgütlerinin bu çok özel doğa parçasını koruma konusunda ne yazık ki hep birlikte sınıfta kaldığımızı da teslim etmemiz gerekiyor. Yıllardır ekolojik dengenin ve kültürel yapının korunması için yerel ve ulusal hatta uluslararası ölçekte inisiyatifler oluşturulmasına karşın, korumaya yönelik bir yönetim planı oluşturamıyor, sahip olduğumuz zenginlikleri rant uğruna feda ediyoruz.

Birkaç tanesini saymak gerekirse;

Bir yıl kadar önce Gökova kavşağına bir viyadük yapılması gündeme getirildi. Doğal ve kültürel yapıya büyük zarar verecek olan ve üstelik hiçbir şekilde gerek duyulmayan bu proje duyarlı sivil toplum kesimlerinin girişimi ile iptal edildi. Şimdi bu proje revize edilerek Akyaka’nın girişine kaydırılıp bir tünelle Akyaka’ya orman içinden yeni bir yol açma projesine dönüştü.

Azmak kenarında restoranların ve otellerin yasalara aykırı işgalleri gün geçtikçe yayılıyor, canlıların yaşam alanları tahrip ediliyor.

Ortak yaşam alanı olan zeytinlikler özelleştirilerek imara açılmaya çalışılıyor.

Gökova’da taş ocaklarının tahribatları her geçen gün daha da yayılıyor. Şimdi de beton santralları kurulmak isteniyor. Bu ocakların faaliyetleri sonucunda su havzası kirletiliyor, biyolojik çeşitlilik yok ediliyor, doğa tahrip ediliyor.

Akbük üzerindeki turizm baskısı artıyor, bölgeyi turizm yatırımlarına açma, Akyaka-Akbük arasındaki yolun “turizm yolu” yapılacağı söylentileri her geçen gün artıyor, hatta bölgemizin politikacıları tarafından bile dillendiriliyor.

Listeye daha birçok başka girişimi ekleyebiliriz. Tüm bunlar özellikle korumamız gereken bu küçük coğrafyada gerçekleşiyor.

Doğayı tahrip eden bu girişimlerin sahiplerinin neredeyse ortak gerekçesi: “insana hizmet”, “kalkınma”, “turizmi geliştirme”, vs.  Ve mutlaka doğayı ne kadar çok sevdiklerini de eklemeyi unutmuyorlar.

Elbette bölgede yaşayan bizlerin yaşam kalitemizin yükselmesini talep etmek en 'doğal' hakkımız. Ancak yaşam kalitesi, insanın parçası olduğu doğadaki diğer kardeşlerinin yaşam alanlarına zarar vererek ne kadar mümkün olabilir? Örneğin; turizm tanıtımlarında Azmak’ta su samuru yaşadığını söylerken, yaşam alanlarını tahrip ettiğimiz için neredeyse on yıldır su samurlarını artık göremediğimiz, zaten çok az olan yalı çapkınlarının sayısının gün geçtikçe azaldığının, göçmen leyleklerin daha az geldiğinin, hatta kurbağaların vıraklamalarının dahi daha az duyulduğunun farkında mıyız? Böyle devam ettiğinde turizm ne kadar sürdürülebilir olacak?

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan yöre sakinlerinin bir araya gelmesi ile kuruldu. Bizler, ancak ait olduğumuz doğanın en büyük zenginlik olduğunun farkında olarak, kendimizi diğer türlerin efendisi olarak belirlemeden, birbirimizin yaşam alanlarını tahrip etmeden yaşam kalitemizi yükseltebileceğimizin bilincindeyiz. Gelecek nesillerin de bizim yaşadığımız güzellikleri aynen yaşamaya hakları olduğunu kabul ediyor  ve bunları koruyarak devretmeye kendimizi sorumlu hissediyoruz. Doğayı tahrip etmeden “insana hizmet” etmenin mümkün olduğunu, bunun için ormanların, azmağın, denizin, kurdun kuşun yaşam alanlarının yok edilmesinin gerekmediğini biliyoruz. Yeter ki yaşadığımız alanlarla ilgili kararları birlikte alalım, sorunlarımıza ortak akıl oluşturarak çözümler bulmaya çalışalım. Böyle yaptığımızda örneğin Akyaka sapağında trafik sorununu milyonlarca TL kaynak harcayarak, binlerce ağacı keserek, değil, çok basit uygulamalarla çözümler geliştirebiliriz. Yani yerinden yönetim ilkelerine yaşam vererek, karar alma süreçlerine katılma hakkımızı kullanarak, yaşama aktif katılan bireyler olduğumuzda bunları başarabiliriz.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği'ni, bölgedeki tüm yerleşim yerlerinin sakinleri ile birlikte, havzanın sorunlarını ortaklaştıracağımız, sorunlarımıza ortak çözümler arayacağımız  bir platform olarak düşündük. Derneğin kuruluşu, yukarıda sayılan sorunlarla ilgili mücadele süreçlerinde yer almış bölge sakinlerinin girişimi ile gerçekleşti. En kısa zamanda da bölgenin tamamını kapsayan tanıtım ve katılım çalışmaları yapmayı hedefliyor. 10 Temmuz’da ilk Genel Kurul toplantısını yaparak yönetim ve çalışma gruplarını oluşturmayı, üyelerin katılımı ile birçok alanda eş zamanlı çalışmalar yapmayı öngörüyor.

Derneğimizin tüzüğünde kuruluş amacımız şu şekilde ifade ediliyor:
“Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin de içinde yer aldığı Gökova Havzasında, insanın doğanın bir parçası olduğundan hareketle tüm doğal varlıkların haklarının, biyolojik çeşitliliğin, ortak yaşam alanlarının ve kentin hak ve hukukunun korunmasına; Gökova Özel Çevre Koruma kriterlerinin ve taraf olunan yerel, ulusal ve uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi için yönetim planlarının oluşturulmasına, hayata geçirilmesine, denetlenmesine; yerel yönetimde hesap sorma ve hesap verme, halkın karar alma süreçlerine katılımı, yerinden yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesine katkı sağlamak.”

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, tüm bölge sakinlerine merhaba derken en yakın zamanda tanışmayı, konuşmayı, dertleşmeyi, dayanışmayı, ortak sorunlarımıza birlikte çözümler üretmek için çalışmalar yapmayı diliyor.

İletişim Bilgileri:

https://www.facebook.com/gokovaekolojikyasam/
gokovaekolojikyasam@gmail.com

25 Mart 2016 Cuma

Akyaka’da katliam



Akyaka'da 32 tane sahipli ve sahipsiz hayvan, tavuk etine karıştırılmış tarım ilacıyla zehirlenerek öldürüldü. Seri cinayet, Muğla'nın Akyaka Mahallesi’nde 24 Mart Perşembe gününü cumaya bağlayan gece meydana geldi. İlk belirlemelere göre 32 adet sahipli ve sahipsiz hayvan zehirlenerek öldürüldü. Zehirlenen 5 adet sahipli hayvan Gökova Medika-Vet Hayvan Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Bir tanesi kurtarılamadı, geri kalan 4 köpeğin tedavisi sürüyor. Gökova Medika-Vet Hayvan Hastanesi'nden Veteriner Göksel Bayramlı'nın verdiği bilgiye göre hayvanlar tavuk etine karıştırılmış "Lanet 90" adlı tarım ilacıyla zehirlendi. Akyaka sakinleri zehirlenme vakalarının çarşamba gecesinden itibaren görülmeye başlandığını belirtti. 

Akyakalılar, mahallede ikamet etmeyen şüpheli şahısların ellerinde tavuk ve kemik dolu poşetlerle civarda gezerek hayvanları beslemeye çalıştıklarını, kendilerinin de bu şahısları uzaklaştırdıklarını anlattı. Her turizm sezonu başında bu tür hayvan katliamlarının yaşandığını belirten Akyakalılar; ‘Bu vahşeti her kim yapıyorsa ortaya çıkarmak için elimizden ne gelirse yapacağız. Bunların hepsi Belediye kontrolündeki hayvanlar. Kimseye zararları yok. Yazlıkçıların alıp sokağa attıkları hayvanları Akyakalılar bakıp besliyor. Bu vahşete sessiz kalmayacağız. İmza kampanyası, yürüyüşlerle tepkimizi göstereceğiz. Faillerin bulunması ve gereken cezayı almaları için mücadele edeceğiz” dediler. 

Katliam, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği (GEYDER), Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ve Akyaka Sokak Hayvanları Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarını da harekete geçirdi. Dernekler faillerin bulunması için suç duyurusunda bulundu. Akyaka Belediyesi ilk başta vakanın "faili meçhul" olduğunu ve konu hakkında yapılacak bir şey olmadığını belirtse de, tepkiler üzerine olay yerine belediye veterinerini gönderdi. Veteriner ve jandarmanın çalışmaları halen sürüyor.

Pınar Dinlemez

23 Mart 2016 Çarşamba

Akyaka’nın 'yol ayrımı'

Fotoğraf Kaynağı: https://goo.gl/exb1Du
Kısa bir süre önce Muğla – Fethiye karayolunun Akyaka sapağı ile Gökova kavşağı arasında (Akyaka sapağından yaklaşık 200 metre Gökova yönünde), yolun alt ve üst tarafındaki orman alanında ağaçlar hızlı bir şekilde kesildi. Çalışma sahasında hiçbir bilgilendirme levhası olmadığı , herhangi bir duyuru yapılmadığı için bu çalışmanın ne olduğu anlaşılamadı. Ağaç kesimi tamamlandıktan birkaç gün sonra “Buradaki ağaçlar yol çalışması nedeni ile Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü tarafından kesilmiştir”  şeklinde bir tabela Orman Bölge Müdürlüğü tarafından alana dikildi.

İşin aslının ne olduğu araştırıldığında, anayolun altından Akyaka yönüne bir bağlantı geçidi yapılması planlandığı ortaya çıktı. Ancak, gerçekleştirilecek projenin planı, yüklenici firmanın kim olduğu, işin başlama/bitiş tarihleri, keşif bedeli gibi bilgileri çalışma sahasında görmek hala mümkün değil. Kamuoyundan adeta sır gibi saklanan çalışma hızla devam ediyor. 

Kuruluşunu yeni tamamlayan çiçeği burnunda Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nin üyeleri önceki gün söz konusu projenin ayrıntılarını öğrenebilmek için Muğla’da bir takım ziyaretlerde bulundu. Valilik, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü ve Karayolları 2. Bölge Şefliği ile yapılan görüşmelerde ulaşılabilen bilgiler ise şu şekilde:
  1. Projenin amacı, halihazırdaki Akyaka sapağının trafik açısından güvenli hale getirilmesi.
  2. Proje, yaklaşık iki yıl önce “Nas İnşaat” Şirketi tarafından gündeme getirilen ve ilgili kurumlar tarafından onaylandıktan sonra çevrecilerin açtıkları dava sonucunda iptal edilen Gökova Kavşağına Viyadük projesine dayanıyor. Viyadük projesi revize edilerek aynı şirket tarafından yeniden sunulmuş ve kabul edilmiş. Bu kez tüm yasal izinlerin alındığı söyleniyor.
  3. Proje Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinde uygulanacak olmasına karşın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından da ÇED raporuna gerek görülmeden onaylanmış.
  4. Projenin maaliyeti Karayolları 2. Bölge Şefliği’nden alınan sözel bilgiye göre 13,175 Milyon TL, yüklenici firma Nas İnşaat, bitiş tarihi 2016 yılı sonu.
  5. Proje kapsamında 700 adet çam ve zeytin ağacı kesilmiş. Kesim işlemi tamamlanmış.
  6. Proje, ana yolun altına yapılacak bir tünelle, her iki yönden gelen araçların Akyaka’ya  giriş/çıkışını öngörüyor. Tünelin, Akyaka tarafında orman içinde ana yola paralel açılan yeni yol ile (düşük kottaki bu yol doldurularak ana yol seviyesine çıkarılacak) Akyaka’nın girişinde, fırının yaklaşık 100 metre üstünde mevcut yola birleştirilmesi öngörülüyor.  Ana yoldan Akyaka’ya sapılan mevcut giriş iptal ediliyor.



Hazırlık aşamasında kamuoyunun tepkisi çekmemek için duyurulmamasına özel önem verildiği anlaşılan projede şu sorulara ise tatmin edici bir cevap alınabilmiş değil:
1)      Elbette ki Akyaka sapağında dönüş güvenliğinin artırılmasına hiç kimsenin itirazı olamaz. Ama, amaç sapağı daha güvenli hale getirmek ise, Gökova yönünden gelen araçların Akyaka yönüne rahat dönüşlerini sağlamak üzere yolun üst tarafında bir cep oluşturulmasının ekonomik, ekolojik ve toplumsal maliyeti çok daha az olmaz mıydı?
2)      Karayollarının alt yapı yetersizlikleri, hataları nedeni ile ülkemizde her gün birçok ölümlü kazaların olduğu başka acil noktalar dururken, neden yıllardır hiçbir kaza haberi almadığımız Akyaka sapağı ‘tehlikeli’  ilan edilerek iptal edilmesi yoluna gidilmiştir? Karar verirken hangi kaza verileri, istatistikleri baz alınmıştır, hangi bilimsel çalışma yapılmıştır ? Bölge halkının görüşleri neden alınmamıştır? 
3)      Karayolları yetkililerinin ifadesine göre, eğer iki yıl önce planlanan Gökova viyadüğünün yapılmasına çevreciler karşı çıkmasaydı o zaman çok daha az ağaç kesilecekti ve bugünkü proje gündeme gelmeyecekti. Akyaka sapağından yaklaşık 2 km uzaklıkta planlanan Gökova viyadüğünün Akyaka sapağının güvenliğini arttırmasına nasıl bir katkısı olabilir? (Hatırlanırsa, viyadük projesine çevreciler, söz konusu kavşakta herhangi bir güvenlik riski, ihtiyaç söz konusu olmadığı, projenin gerçekleşmesi halinde doğal ve arkeolojik sit alanının zarar göreceği gerekçeleri ile karşı çıkmış ve iddialarını da bilirkişi raporu ile kanıtlamıştı.)

Doyurucu cevap alamadığımız bu sorular ister istemez bizi şu sonuca getiriyor. Galiba amaçlanan, bu güzergahta ille de bir proje yapmak; viyadük, olmadı tünel, olmadı başka bir şey..  Tabi bu projeler devasa bütçelerle hazırlanıyor, halktan alınan vergilerle halka sormadan. Doğayı, biyo-çeşitliliği, Özel Çevre Koruma Bölgesini korumak denildiğinde ise adeta koro halinde verilen cevap ise: “insan yaşamının yanında ağacın, kurdun, kuşun yaşamının lafı mı olur?”

Bir özel çevre koruma bölgesinde yüzlerce ağacın Çevre Etki Değerlendirilmesine gerek görülmeden, ilgili kurumların onayı ile adeta yangından mal kaçırırcasına kesilebilmesi oldukça düşündürücü. Gökova ÖÇK Bölgesi'nde bazı bölgelerin imara açılmasının, turizm yatırımlarının planlandığı duyumlarını aldığımız bu günlerde yapımına başlanan bu yol ayrımının, Akyaka ile birlikte tüm Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sahip olduğu doğal, kültürel zenginliği tehdit eden bir yol ayrımı olduğu çok açık.  

4 Şubat 2016 Perşembe

Akyaka Dayanışması'nın Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Etkinliği

 Akyaka Dayanışması, savaş ve terör nedeni ile yurtlarını terk ederek ülkemizde değişik bölgelere yerleşmiş bulunan ve zor koşullarda yaşamak zorunda olan ailelerle dayanışmak üzere 30-31 Ocak 2016 tarihlerinde bir etkinlik düzenledi. Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Muğla ve Balıkesir Temsilcilikleri ile koordinasyon sağlanarak  yaklaşık 1 ton portakal, greyfurt ve limon toplanarak Balıkesir Bölgesindeki sığınmacı ailelere gönderildi.

Akyaka, Gökova ve Ataköy’de narenciye bahçesi sahiplerinin ihtiyaç fazlası ürünleri Akyaka Dayanışması gönüllülerinin katılımı ile toplandı. Toplanan ürünler çuvallarla bir nakliye şirketi aracılığı ile SGDD’nin Balıkesir Temsilciliğine gönderildi.  Böylece, toplanamadığı için çürümeye terk edilen ürünlerin değerlendirilerek  ihtiyaç sahipleri ile buluşturulması sağlandı. Gönderilen ürünlerin bölgedeki  dağıtımına Derneğin Balıkesir Temsilciliği tarafından başlandı.  

Dernekten verilen bilgiye göre; çoğunlukla Suriye, Irak ve Afganistan gibi çatışma bölgelerinden kaçarak ülkemize gelen sığınmacı ve göçmenler değişik bölgelerde kurulan kamplarda ya da bağımsız olarak kiraladıkları evlerde barınmaya çalışıyorlar. SGDD Balıkesir Temsilciliği,  ayni katkılarla bu ailelere gıda desteği vermeye çalışıyor. Özellikle kış koşullarının hüküm sürdüğü bugünlerde yetersiz beslenme nedeni ile hastalıkların yaygın olduğu, hatta ölümlerin söz konusu olduğu bildiriliyor.  Akyaka Dayanışması üyeleri, benzer etkinliklerle destek vermeye devam etmek istediklerini belirtiyorlar.

SGDD, temel amacı Türkiye'de yaşayan mülteci ve sığınmacıların karşılaştıkları sorunlara çözümler üretmek, temel ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olmak ve temel hak ve hizmet erişimlerinde destek sağlamak üzere 1995 yılında kurulan, merkezi Ankara’da bulunan bir sivil toplum örgütüdür. Bugün SGDD, 39 ofisiyle 37 ilde şehirde dosya çalışanları, psikologlar, sosyal çalışmacılar, sağlık eğitmenleri ve tercümanlardan oluşan kadrosuyla çalışmalarını sürdürmektedir. SGDD, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Ofisi’nin uygulama ortağı, Anna Lindh Euro-Mediterranean Foundation for the Dialogue between Cultures ve UNITED for Intercultural Action üyesidir. Daha fazla bilgi ve destek için:
SGDD Muğla Ofisi : 252 214 02 04