12 Ekim 2012 Cuma

Büyükşehir Referandumu

CHP müthiş bir hızla Büyükşehir Yasası ile belediyesi kapatılacak beldelerde 14 Ekim’de sembolik bir referandum düzenleme kararı aldı. Genel Merkez CHP’li belediye başkanlarını Ankara’ya toplayarak eylem planını aktardı. Başkanlar da beldelerine dönüp çalışmaya başladılar, iki gün sonra sandık kurup belediyelerinin kapanmasını isteyip istemediklerini halka soracaklar.

Belediye Başkanı Sayın Ahmet Çalca, halkın isteği ile kurulmuş Akyaka Belediyesinin, eğer halk büyük çoğunlukla isterse kapanmasının “demokratik” olacağını ima ediyor. Aynen dün CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi.


Demokrasi mücadelesi ancak ilkeler üzerinden yapılabilir. Bir beldede yaşayan herkese mal olmuş yerinden yönetim hakkı ne kadar demokratikse, bu hakkın referandumla tartışmaya açılabileceğini düşünmek de o kadar anti-demokratikdir. Başka bir örnek daha açıklayıcı olabilir. İdam cezasının yeniden getirilmesi için referandum yapılmasını önerenler arada çıkabiliyor. Bu cezanın kaldırılması sürecinde epeyce mücadele verildi, sonunda da cezanın kalkması kararı Mecliste oy çokluğu ile alındı. Böylece ülkemizde insanlar evrensel bir hak olan YAŞAMA HAKKI konusunda yasal güvenceye kavuştu. Bu hak kazanıldıktan sonra artık referandumla idam cezasının geri gelmesini talep etmek abestir. CHP'nin alelacele gündeme getirdiği referandum önerisi  tam da buna benziyor.

Böyle paldır küldür referandum önermek "dostlar demokraside görsün" demekten öteye bir anlam ifade etmiyor. Düşünün ki, Akyakalıların  beş hafta boyunca çalışarak 3841 ıslak imza topladıkları “Büyükşehir Yasasına Hayırkampanyasına yerel yönetimden sorumlu seçilmişlerimiz katılmadılar, Belediyelerinin kapanmasına karşı imza atmadılar !! Üstelik Akyaka Belediyesi, yasa tasarısını kendi bülteninde Akyaka fotoğrafının üzerine "Kapandı" damgası vurarak en ufak bir eleştiride bulunmadan duyurdu. Kaldı ki Belediye Başkanı verdiği demeçlerde de Büyükşehir Yasasına karşı olmadığını sık sık ifade etti. Böyle düşünmek ve davranmak "demokratik" hakkı elbette başkanın. Ama Genel Merkezin çağırısı ile Ankara'ya gidip "merkezin görüşü" doğrultusunda sandığa sembolik hayır oyu atması da  bir o kadar komik. Üstüne bir de Akyaka'da sandık kurup referandum yaparsa komik ötesi, "demokrikomik" bir durum ortaya çıkacak...

CHP’nin bu referandum atağı ile artık paradigma da değişti. Büyükşehir Yasasının vatandaşların yerinden yönetim hakkını ellerinden aldığı için bu yasanın çıkmasına karşı mücadele ederken,  şu an tartıştığımız konu, evrensel bir hakkın (yerinden yönetim hakkının) referandum konusu olup olamayacağı. AKP Büyükşehir tasarısını nasıl hiç tartışılmadan yasalaştırmak istiyorsa, CHP de referandumu aynı şekilde hiç tartışılmadan önümüze getiriyor. Ben her ikisinin de dayatma olduğunu düşünüyorum ve her ikisine de hayır diyorum. CHP, toplumda hiç tartışılmadan çıkartılmak istenen Büyükşehir Yasasına karşı ilkeli bir karşı duruş sergilemeli, diğer muhalefet partileri ve demokrasiden yana sivil toplum örgütleri ile birlikte mücadele etmenin yollarını aramalı.  Bir demokrasi yanlışını başka bir demokrasi yanlışı ile bertaraf ederek daha demokratik olamayız.

Akyakalılar Akyaka’dan yönetilmek istediğini sanırım yeterince duyurdu, Türkiye'ye de, Meclise de, CHP Genel Merkezine de, AB'ye de... Tek bir Akyakalının bile yerinden yönetim hakkını savunuyor olması Akyaka'nın belediye olarak kalması için yeterli gerekçe iken, 3841 ıslak imza ile Akyakalılar bunu çok güçlü bir şekilde ifade ettiler.

Ben bu referandumda açıkça geçersiz oy kullanacağım ve oyumun üzerindeki mesajım şu olacak: "yerinden yönetim hakkımı savunuyorum, bu hakkımın referandum konusu olmasını kabul etmiyorum.”

 
Serdar Denktaş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme