6 Ekim 2012 Cumartesi

AYYP “Büyükşehir Yasasına Hayır” kampanyasını Meclise taşıdı

4-5 Ekim tarihlerinde Akyaka Yerel Yönetim Platformu adına Salihan Yazgaç, Alparslan Aydın ve Serdar Denktaş’tan oluşan çalışma grubu  TBMM’yi ziyaret etti.

Platformun 30 Eylül 2012 tarihine kadar sürdürdüğü “Büyükşehir Yasasına Hayır” kampanyası kapsamında 3841 ıslak imza toplanan dilekçe, meclis başkanlığına, muhalefet partilerinden CHP grup baskanvekili Akif Hamzaçebi, MHP grup başkanvekili Mehmet Şandır ve BDP grup baskanvekili Idris Baluken ve Pervin Buldan'a verildi. Konu üzerinde karşılıklı görüş alışverişinde bulunan AYYP temsilcileri platformun taleplerini muhataplarına ilettiler.

 AYYP temsilcileri görüştükleri başkanvekillerine, 27 Ekim'e kadar iktidar partisinin yasayı çıkartmasını önlemek icin muhalefetin ortak hareket etmesini önerdi. AYYP çalışma grubu, meclisteki muhalefetin elini güçlendirmek icin demokratik kitle örgütlerini, odalari, çevre örgüt ve platformları mecliste düzenlenecek bir basın açıklamasında biraraya getirerek konunun alelacele, halktan kaçırılarak meclisten geçirilmek istenmesine tepkinin dile getirilmesinin örgutlenmesi için de bir çalışma yürüttü.  TMMOB Mimarlar Odasi eski Genel Başkanı Oktay Ekinci ve Şehir Plancıları Odasından Fuat Eraslan'la görüşmeler yapan temsilciler, bu örgütlerin öncülüğünde oluşturulacak bir deklerasyonun sivil toplum örgütlerinin geniş katılımı ile kamuoyuna duyurulmasını önerdi.



Akyaka Yerel Yönetim Platformunun Milletvekillerinden Talepleri:
 

ü Elli beş milyon yurttaşın gündelik yaşamını doğrudan etkileyeceği söylenen bir yasa, ilgili komisyonda tartışılmaya başlamadan önce mutlaka tasarı sahiplerince kamuoyuna açıklanmalı ve halkın tartışma sürecine katılmasına olanak sağlanmalıydı. Halen yürüyen süreç, bu açıdan anti-demokratiktir. Herşeyden önce, tasarı acilen kamuoyu ile paylaşılmalı ve sivil toplum kesimlerinin üzerinde tartışabilmesi ve görüş bildirebilmesi için yeterli süre tanınmalıdır.

ü Tasarı büyükşehir belediye sınırlarını ilgili ilin coğrafi sınırlarına büyütmeyi öngörmekte, böylelikle kaynakların “verimli” ve “rasyonel” kullanımının sağlanacağı ileri sürülmektedir. Karşılığında bini aşkın beldede, on altı bini aşkın köyde, evrensel bir hak olan yerinden yönetim hakkı yok edilmektedir. Oysa kaynakların gereksinim esasına dayalı rasyonel dağılımı, nihayetinde teknik bir sorundur ve yerinden yönetim hakkı ile çelişmez ve ona dokunmadan gerçekleştirilebilir. Mevcut belde belediyeleri yapıları güçlendirilerek korunmalı, kaynaklardan hakkaniyetle yararlanmaları sağlanmalıdır.

ü Köylerin kendilerine yeterli yerel birimler olmaktan çıkarılmasının toplumsal dokuda yaratacağı tahribatın yanında, gelecekte şimdiden kestirilemeyecek ağır ekonomik sonuçları olacaktır. Böylesi bir belirsizlik içinde, gelecekte doğacak olası ekonomik faturanın, tasarının öngördüğü biçimde kaynakların “verimli” kullanılmasıyla elde edilecek kazançtan daha büyük olmayacağını kimse iddia edemez. Bu nedenle köyler kendi kendilerine yeten sosyolojik birimler olarak yaşamaya devam etmelidir.

ü Yerinden yönetim hakkı, yukarıda sıraladığımız nedenlerin yanında, Nisan 2010’da gerçekleştirdikleri bir referandumla Yavaşkent olma sürecini başlatan Akyakalılar için bir kat daha önemlidir. Çünkü Yavaşkent olmanın ilk koşulu, yerel yönetimin karar alma süreçlerine halkın katılımıdır. Mevcut haliyle yasalaştığı koşulda karar alma süreçlerine katılım fiilen engelleneceği için, tasarının yerinden yönetim hakkı gözetilerek düzeltilmesini talep ediyoruz.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme