28 Mayıs 2013 Salı

Hangisi?

Bol seçimli bir yıla gireceğiz, bir yıldan az bir süre kaldı. Genel seçimler, yerel seçimler ve üstüne belki de bir referandum.

Sonuçları gündelik yaşamı doğrudan etkilediğinden seçmenleri en çok yerel seçimler ilgilendiriyor. Üstelik diğerlerine kıyasla yerel seçimler daha “demokratik”. Adayları daha yakından tanıma fırsatının yanında, ayrıca halen işbaşında olan ve yeniden aday olacaklar hakkında icraatlarına göre nispeten daha isabetli oy kullanmak mümkün.
 
Eğer Anayasa Mahkemesinde bir son dakika sürprizi olmazsa –ki “yargı reformundan” sonra neredeyse imkansız- Akyaka ne yazık ki Ula’nın bir mahallesi olacak. Akyakalılar da yerel seçimlerde Ula Belediye Başkanlığı için oy kullanacak.

CHP’nin Ula aday adayları arasında Akyaka’da yol açtığı çevre kirliliği ile ünlenen mevcut Belediye Başkanının ismi de geçiyor. Öncelikle belirtelim; amacımız CHP’yi eleştirmek değil. Elbette CHP Akyaka’daki icraatı ve doğa karşısında belediyenin takındığı umursamaz tavrı değerlendirmeyip başka hesaplar yapar ve Ula’da halkın karşısına aday olarak Akyaka Belediye Başkanını çıkarırsa iş değişir! Böyle bir olasılık var mı bilemeyiz ama burası Türkiye, ne olur ne olmaz, testi kırılmadan uyaralım da günah bizden gitsin!

Olur da bu olasılık gerçekleşirse, o zaman Akyaka’da belediyenin olumsuz uygulamalarına yönelik bugüne değin dile getirilen eleştirilerin muhatabı sadece bir kişi olmaz; Genel Başkanından Akyaka’da yaşayan sade CHP’liye kadar bütün parti olur.

Bu nedenle ve öncelikle Akyaka’da yaşayanlardan başlayarak CHP’lilere önemli bir sorumluluk düşüyor: aşağıda içeriği açıklanan sorunun doğru yanıtını vererek son bir yıldır iyice göze batan ve kış sezonunda gemi azıya almış tahribatın önlerine koyduğu çelişkili duruma bir son vermek!
Soru, “hangisi doğru?”dur.

Bu sayfaları izleyenler bilir. Azmak bir yana, Belediyenin Akyaka girişi, İnişdibi mevkiinde, orman ve zeytinlik alan içinde yarattığı çevre kirliliği, gerek Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün, gerekse Orman Bölge Müdürlüğünün raporlarıyla sabittir. Akyaka Yerel Yönetim Platformu içinde yer alan CHP’liler de verilen sözlere rağmen yürüyen tahribatın canlı tanığıdırlar.

 Gelelim yukarıdaki sorunun içeriğine:
 http://www.chp.org.tr/wp-content/uploads/2012/05/CHP-Tuzuk.pdf adresinde yer alan CHP’nin parti tüzüğüne göre: “Partililer; özel yaşamlarında, görevlerinde, işlerinde ve üyesi bulundukları kuruluşlarda, Partinin ilkelerine ve doğrultusuna uygun davranırlar ve çalışırlar” ve  Cumhuriyet Halk Partisine, Partinin ilke, amaç ve değerlerini benimsemeleri kaydıyla …her yurttaş üye olabilir.” (Sayfa 17).

Söz konusu ilke, amaç ve değerler ise CHP’nin parti programında açıklanmıştır.

Tüzüğün parti üyeliği için benimsenmesini şart koştuğu ve ayrıca her partiliye yayma görevi de verdiği parti programında CHP, çevreyi kirletenlere karşı açık bir tutum almış ve “kirleten öder” ilkesini programına koymuştur:

Çevre politikalarının uygulanmasında yerel yönetimlerin yetki, görev ve sorumlulukları artırılacak, denetim sürecine çevreci sivil toplum örgütlerinin etkin olarak katılımları özendirilecek, çevrenin kirlenmesinin bedelini kirletenin ödemesi sağlanacaktır.” (http://www.chp.org.tr/wp-content/uploads/chpprogram.pdf sayfa 338).
Görüldüğü gibi, program yapıcılar günün birinde kendi partisine mensup bir belediyenin çevreyi kirleteceğini düşünmediklerinden, haklı olarak çevre politikalarının uygulanmasında yerel yönetimlerin yetki, görev ve sorumluluklarının artırılmasını önermişlerdir.

Peki, çevreyi belediye, üstelik Akyaka’da olduğu gibi CHP’li bir belediye kirletirse o zaman ne olacak, ortaya çıkan çelişki nasıl çözümlenecek?
CHP’nin tüzüğünde bunun bir çözümü var. Ancak kendilerine halen yürüyen tahribattan sorumlu bir kişinin önümüzdeki yerel seçimlerde aday gösterilmesinin doğru olmayacağı söylendiğinde, “üyeler seçerse olur, bir şey yapamayız, tüzük var!” diyen yetkililer, nedense işin o yönüne kafa yormazlar ve aynı tüzüğün “Kesin Çıkarma Cezası Gerektiren Parti Suçları” bölümündeki şu maddeyi görmezden gelirler:

a) Programa ve Tüzük kurallarına, kurultay ve yetkili organ kararlarına aykırı davranmak” (CHP parti tüzüğü sayfa:107).

Özetlersek:
Her kim ki CHP’ye üye olmak ister, içinde “çevreyi kirleten bedelini öder” ilkesi de bulunan parti programını tümüyle benimsemek zorundadır.

Yetmez!
Üyelik parti programına uyulduğu sürece devam eder. Aykırı davrananlar, kesin çıkarma cezası gerektiren parti suçu işlemiş olur ve partiden çıkarılır.

Şimdi o soruyu yeniden sorabiliriz:
Hangisi doğru?

 Parti üyeleri seçti” diye çevreyi kirlettiği ve parti programına aykırı davrandığı halde, kişinin aday olması mı?
Yoksa parti suçu işlediğinden ötürü aynı kişinin partiden çıkarılması mı?

Çevreyi kirlettiği bilindiği halde “kol kırılır yen içinde kalır” ilkesizliğiyle görmezlikten gelerek aynı suça iştirak etmek mi?

Yoksa “kirleten bedelini öder” ilkesinin işletilmesi için harekete geçmek mi?

Sizce hangisi?

 
Alpaslan AYDIN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme