21 Kasım 2012 Çarşamba

Kadın Azmağı Sempozyumu Basın Bildirisi

            Sempozyum, Platformumuzun girişimiyle Muğla Valiliği, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Sualtı Araştırmaları Derneği, Doğa Derneği’nin katkısıyla 20 Kasım 2012’de 130 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Adı anılan kurumların yaptığı sunumların yanında Akyaka Yerel Yönetim Platformu sempozyuma iki sunumla katıldı.

Sunum sahiplerine ve konunun tarafı olarak davet edilen diğer kurumlara toplam 71 adet yazılı sorunun yönlendirilmesi, 6 katılımcının da kişisel görüşleriyle katkıda bulunması sempozyumun verimli bir tartışma ortamı içinde gerçekleştiğinin en somut göstergesi oldu.

Gerek sunumların içeriği, gerekse yöneltilen sorulara verilen yanıtlarla mevcut mevzuata ve bugüne değin yapılan bütün plan ve projelere rağmen Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinde olumsuz gidişin Azmak’tan hareketle sergilenmesi ve ilgili tarafların bir araya getirilerek yöre halkı ile yüzleştirilmesi amaçlarına ulaşıldı.

Sempozyumda sergilenen tablodan, gelecekte atacağımız adımlara yön verecek önemli saptamaları şöyle özetleyebiliriz:

 

ü      Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin doğanın korunması bağlamında mevcut karmaşayı ve dolayısıyla olumsuz gidişi en iyi özetleyen örnek, platformun 28 Eylül 2012 tarihli ilgili dilekçesine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün verdiği 11 Ekim 2012 gün ve 10945 sayılı yazı ile “onaylı bir proje bulunmamaktadır” yanıtına rağmen, sempozyum sürerken dışarıda  Azmak Kıyı Bandı Peyzaj Projesi” adı altında sürmekte olan tahribat oldu.

ü      Bir başka örnek, sempozyumda söz alarak görüş bildiren Akyaka Belediyesi Fen İşlerinden sorumlu bir yetkilinin zımnen Azmak kıyı kenar çizgisinin tespitinin henüz yapılmamış olduğu anlamına gelen açıklamalarda bulunduğu saatlerde dışarıda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün onayıyla Akyaka Belediyesince sürdürülen “1. Derece Arkeolojik Sit Alanı Kale Çevresi Yolu Gü,zergahı Projesi” adı altında yolun genişletilmesi amacıyla dolgu yapılarak Azmak kıyı kenar çizgisinin fiilen yeniden çizilmesiydi.

ü      Olumsuz gidişin temeline ışık tutan diğer bir çarpıcı örnek de, Akyaka Balıkçılar Kooperatif Başkanının Azmakta’ki teknelerin çekek yeri olmayışı feryadına karşılık, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden yetkili kişinin yaptığı sunumda halen yürürlükte olan Azmak Plan Hükümlerine göre 14’le sınırlandırılmış olan tekne sayısının 21’e çıkarılacağı müjdesini vermiş olmasıydı.

ü      Sempozyumda belki de en can alıcı soru, platformun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne 24 Eylül 2012 tarihli çoklu imza ile sorduğu ve halen yanıtını alamadığı  3621 sayılı Kıyı Kanununa Azmağın tabi olup olmadığı” sorusu oldu. İlgili kurum yetkilisi bu soruyu “yalnızca denize açıldığı yerden köprüye kadar olan bölümde tabi” şeklinde yanıtlarken, “Kadın Azmağı’nın Koruma ve Kullanma ile ilgili Yasal Mevzuatı” başlıklı sunumu gerçekleştiren platform üyesi av. Ali Sami Arlı “Kadın Azmağının tüm özellikleri ile Kıyı Kanunu ile korunması gereken yapıda olduğunu” belirterek, “bunun kararını ne kurumların ne de şahısların değil, ancak yargının verebileceğini” söyledi.

ü      Konusunda bugüne değin yapılmış tek örnek olma niteliğini koruyan Gökova’da doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması doğrultusunda ayrıntılı bir Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi ve Eylem Planı öneren SMAP III Gökova Projesi projenin paydaşlarına yöneltilen sorularla yeniden anımsatıldı. Eylem Planının 1 Nolu İdeal Hedefi kapsamında “kritik hedef” olarak belirlenmiş olan Ula BKAY İdare Kurulu’nun projenin tamamlandığı 2009’dan bu yana halen neden kurulamadığı sorusuna ilgili kurum yetkilisinin verdiği yanıtın projede savunulan görüşün tersine “yönetim planlarının hukuk sistemimizde yeri yoktu, yeni giriyor” şeklinde olması yukarıda verilen diğer örnekleri tamamladığı ölçüde dinleyenleri de şaşırtmadı.

ü      Yasal mevzuata  sürdürülebilirlik” kavramını bir başka sihirli kavram olan “koruma-kullanma dengesi”nin hangi ucundan bakıldığına bağlı olarak yüklemeye izin veren bir belirsizliğin egemen olduğu anlaşıldı.

ü      Doğanın korunmasında en önemli faktör onu yeniden üreten döngülerin ve sınırlarının bilincinde olan yerel halkın doğayla ilgili tüm yönetsel kararların oluşumunda, yaşama geçirilmesinde rol almasıdır. Bu faktörün eksikliği Azmak bağlamında sergilenen olumsuz gidişin önde gelen nedenidir.

ü      Sempozyumda geleceğe yönelik tek umut dolu mesaj ise bir katılımcının salona yönelttiği “Yetkililer gitti! Birlikte karara veremedik! O halde biz karar veriyor muyuz?” sorusuna hep bir ağızdan verilen “EVET!” yanıtı oldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme