kıyı kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıyı kanunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2025 Cumartesi

Belgelerle Orman Kampı Dosyası (4. Bölüm): Şezlong Cumhuriyeti, kıyı ve iskelenin çitlenmesi, protestolar ve Leon Beach

Kıyı ve İskele çitelenerek tesis edilen Leon Beach

Muğla Vakfının kendisinin işlettiği kafeterya ile iskele arasında kalan alan halkın denize girdiği ve Kıyı Kanununa göre serbestçe yararlanma hakkı olan alandır.  Vaziyet Planında burada her hangi bir tesis görünmemektedir. Ancak  2022 yılından itibaren bu alan Muğla Vakfı tarafından çitlerle kapatılarak şezlonglarla doldurulmuş ve tamamen ticari alana dönüştürülmüştür. Artık bu alanda kıyıdan ve iskeleden halkın ücretsiz yararlanmasına izin verilmiyor.  İskelenin arka tarafında Vaziyet Planında depo olarak görünen yapı ise su tesisatı döşenerek bir kafe/bar'a dönüştürülmüştür.  Bu işgali protesto etmek için yurttaşlar birçok eylem gerçekleştirdiler ve eylemciler işletmecinin suç duyurusu  üzerine çalışma hürriyetini engelleme iddiası ile yargılandılar. Yargılama sonunda eylemciler beraat ettiler. Mahkemenin verdiği beraat kararında protesto etmenin anayasal hak olduğu, işletme sözleşmesi yapmış olmanın işletmeciye kıyı kanununa aykırı faaliyet yürütme hakkı vermediği belirtildi. Ancak Muğla Vakfı aynı alanı şimdi başkalarına kiraya vererek kiracıları aracılığı ile kıyı işgalini  devam ettiriyor.


2023 yılında kıyıyı halka kapatan Muğla Vakfını protesto eylemi

Mahkemeye sunulan belgelerden 2025 yılına gelindiğinde Muğla Vakfı'nın Aslankök isimli şirketle bir sözleşme yaparak bu alanın işletmesini devrettiği anlaşılıyor. Sözleşmede kıyı ve iskele alanının işletmecinin Orman Kampında karavan ve çadır konaklama alanında Muğla Vakfı'nın altyapı çalışmalarını yapması karşılığında 01/05/2025 - 31/10/2025 tarihleri arasında ücretsiz olarak 160 tane şezlong ile birlikte işletmek üzere verildiği belirtiliyor. Altyapı çalışmaları YİKOB (Yatırım İzleme Kontrol Daire Başkanlığı) tarafından ihale edilmiş olmasına karşın, bu işletme sözleşmesinin Muğla Vakfı ile yapılmış olması kurumlar arasında ticari ve kurumsal ilişkilerin ne kadar  iç içe geçmiş olduğunu gösteriyor. Kurumsal yetkilerin birbirine karıştığı bu faaliyetlerin Sayıştay tarafından denetlenmesi  zorunludur.

Leon Beach'te eylem : 'Kıyılar Halkındır'

İşletmeci  Aslankök, alanı kiraladıktan sonra Muğla Vakfı'nın işlettiği  dönemde yapılan ahşap çitleri kaldırarak kullanım alanını daha da genişletti. Brandalarla kaplanan yeni demir iskeletler yerleştirilerek halkın kullanım alanı daha da daraltıldı. Bu yeni işgal eylemi de yurttaşlar tarafından protesto edildi. Olay yerine defalarca çağrılan Jandarma ise gelmedi. Jandarmanın gelmemesi üzerine yurttaşlar brandaları sökerek alana girdi ve şezlonglar bir kez daha toplanarak kıyı alanı açıldı.  İşletmecinin suç duyurusu üzerine açılan savcılık soruşturmasında yurttaşlar bir kez daha ifade verdiler. İfade verirken yurttaşlar da işletmeci, Muğla Vakfı ve bu faaliyetlere izin veren Orman İşletmesi hakkında suç duyurusunda bulundular. Bu arada Ula Belediyesi'ne Leon Beach için ruhsat  başvurusu yapıldığı ancak Belediyenin ruhsat vermediği öğrenildi. Yani olayın yaşandığı gün Leon Beach için verilmiş ruhsat yoktu, sonrasında verilip verilmediği ise bilinmiyor. 

Kapatılan iskele

Leon Beach halen Orman İşletmesinin, Ula Belediyesinin, Valiliğin, Jandarmanın bilgisi dahilinde Vaziyet Planında olmayan, Kıyı Kanununa ve İmar Kanuna aykırı olarak işletilmeye devam ediyor. Son olarak, Leon Beach'e yaklaşık 10 m uzaklıkta bulunan soyunma kabinlerinden iki tanesine el konulup bu tesisin müşterilerinin özel kullanımı için  tuvalete dönüştürüldü.

Tuvalete dönüştürülen soyunma kabinleri

Şu notu da eklemek gerekiyor. Leon Beach'in yasadışı işgalini protesto eden eylemciler birçok kez  'aşireti getirmek'le ve ölümle tehdit edildi. 05/04/2013 tarihinde ilk kez dönemin Muğla Valisi Fatih Şahin imzası ile Orman Bölge Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Orman Kampının işletmesinin Muğla'ya Hizmet Vakfı'na verilmesi  talep  edilirken gerekçelerden birisi olarak Orman Kampına çok sayıda gelen günübirlikçinin güvenlik zaafiyeti oluşturduğu belirtilerek eğer Valiliğin bu kuruluşuna verilirse bu sorunun yaşanmayacağı taahhüt ediliyordu.  Geçen süre içerisinde yurttaşların Orman Kampında  ne anayasal, ne yasal haklarının artık güvencesi kalmadığı gibi,ü yaşama haklarının dahi bu kuruluşun himayesindeki işletmeciler tarafından  tehdit edilir hale gelmesi oldukça ironik ve düşündürücüdür.

Vali Fatih Şahin'in Orman Kampını Muğla'ya Hizmet Vakfı için kiralama talebi




24 Mart 2024 Pazar

Akyaka'da kıyı işgali davası beraatle sonuçlandı: Kıyılar herkesindir!

Kıyı işgallerine karşı yurttaşların ülke genelinde yürüttükleri mücadelelerin bir örneği de Akyaka'da veriliyor. İki yıl önce Muğla Vakfı'nın işlettiği Akyaka Orman Kampında kıyı ve piknik alanlarını şezlonglarla kaplayarak yurttaşların kıyı ve piknik alanlarını serbestçe kullanmasını engelleyerek ticari kullanım alanına dönüştürmesine karşı Akyakalılar olarak protesto eylemleri gerçekleştirmiştik. Bu eylemlerimiz tamamen barışçıl ve anayasal haklarımızın kullanılması çerçevesinde olmasına karşın işletmeci tarafından güya ticari faaliyetlerini engellediğimiz ve şezlonglarını kırdığımız gerekçesi ile hakkımızda suç duyurusunda bulunulmuştu.

MUÇEP Gökova Meclisi'nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Davanın bugün görülen dördüncü duruşmasında karar çıktı.  Bu yargı kararı ile yurttaşların kıyılardan yararlanmalarının anayasal ve yasal hak olduğu kesinleşmiş oldu. İsnat edilen suçlardan beraatimize karar verilirken,  kamusal alanların işletilmesi için yapılan kira sözleşmelerinin işletmeciye  yurttaşların kamusal haklarını ortadan kaldırma hakkı vermediği, buna karşı yapılan protestoların da yine anayasal hak olduğu ifade edildi. İşletmecinin protesto eylemi sırasında şezlonglarını kırdığımız şeklindeki suçlaması da gerek şahitlerin dinlenmesi, gerekse video kayıtlarının incelenmesi sonucunda doğru olmadığı kanıtlandı ve mahkeme kararı ile kesinleşmiş oldu. İşletmecinin zaten eski ve kırık olan şezlonglarını sanki eylemciler kırmış gibi göstermeye kalkması da yine mahkeme kararına yansıdı.

Bu karar, benzer mücadele yürüten ve benzer suçlamalarla karşı karşıya kalan tüm yurttaşlar için örnek oluşturan önemli bir kazanımdır. Gökova Meclisi olarak bu kazanımımızdan da güç alarak bölgemizdeki tüm kamusal alan işgallerine karşı yürüttüğümüz mücadelemizi daha da yükseleteceğiz ve tüm işgaller kaldırılıncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz."











25 Haziran 2022 Cumartesi

Akyaka Orman Kampında Muğla Vakfı’nın işgaline karşı eylemler sürüyor

MUÇEP Gökova Meclisi tarafından Akyaka Orman Kampında üç hafta önce yapılan basın açıklaması ile duyurulan Muğla Vakfı’nın kamusal alan işgalinin devam etmesi nedeni ile Akyakalılar bugün yeniden eylemdeydiler.

Akyaka Orman Kampını işleten Muğla Vakfı tarafından Kıyı Kanununa ve Orman Kampı işletim planına aykırı olarak kıyı alanının çitle çevrilerek şezlonglarla kaplanması, mesire alanındaki piknik masalarının kaldırılarak aynı şekilde şezlonglarla işgal edilmesi ve kullanım alanının ücretli hale getirilmesini protesto etmek için 20 Mayıs 2022 tarihinde MUÇEP Gökova Meclisi "Kıyılar Halkındır, İşgalleri Kaldırın" başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Basın açıklaması sonrasında piknik alanındaki şezlonglar toplanarak açılan alanda piknik yapan Akyakalılar daha sonra kıyı alanındaki şezlongları da toplayarak açtıkları alana havlular sererek kıyıdan ücretsiz yararlanma haklarını kullanmışlar, sonra da  işletme hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Geçen süre içerisinde işletmenin işgaline aynen devam etmesi nedeni ile bugün Akyakalılar bir kez daha aynı alanda buluşarak yeni bir eylem gerçekleştirdiler. Gün boyu süre etkinlik sırasında önce piknik alanındaki tüm şezlonglar toplanarak alan açıldı. İşletme personelinin şezlongları yeniden yerleştirmesi üzerine Akyakalılar bu kez şezlonglar için talep edilen kişi başı 50 TL ücreti ödemeyi ret ederek şezlonglar üzerinde piknik yaptılar. Çitlerle çevrili kıyı alanında da tekrarlanan eylemde şezlonglar topladı ve açılan alana havlular serilerek oturma eylemi yapıldı. Orman Kampına günübirlik tatil için gelen birçok yurttaş da alanı işgal eden şezlongların üzerinde piknik yaparak eyleme katıldılar. Eylem sırasın açılan “Kıyılar Halkındır, Engellenemez”, “Kıyılarda şezlong işgaline son”, “Piknik alanıdır şezlong giremez” pankartları işletme personelinin müdahalesi ile kaldırılmak istendi. Çıkan tartışma üzerine gelen jandarma da pankartların kaldırılmasını istedi. Eylemciler anayasayla güvence altına alınmış ifade özgürlüğü haklarını hatırlatarak pankartlarını kaldırmadılar ve eylemlerini sürdürdüler. Eylem sonrasında birkaç eylemci Jandarma Karakoluna giderek işletme hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulundu.  

MUÇEP Gökova Meclisi üyeleri Orman Kampında İşletim Planına ve Kıyı Kanununa aykırı işgaller kaldırılıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.












23 Temmuz 2020 Perşembe

Akyaka'da kıyı işgallerine geçit yok!


Kovid-19 pandemi döneminde ülkenin birçok yerinden halkın evlere kapanmasından yararlanarak doğayı ve kamusal alanları talan etmek için fırsata dönüştürme haberleri  geliyor.  Bunlara Akyaka’nın Maden İskelesi mevkiindeki otellerin önlerindeki deniz kıyı alanını işgal ederek özel kullanım alanına çevirme girişimi haberi de eklendi. Otel işletmelerinin hemen önlerindeki kıyı alanına iskele ve platformlar inşa ettikleri, bu alanları bariyerlerle çevirerek özel kullanım alanına dönüştürdükleri belirlendi.

Şikayet dilekçesi kampanyası düzenlendi

Bu işgal girişimine sessiz kalmayan Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi üyeleri, 3.6.2020 tarihinde bir dilekçe kampanyası başlatarak ilgili makamlara şikayet ettiler. Dilekçenin içeriği şu şekildeydi:

“Muğla ili, Ula İlçesine bağlı Akyaka Mahallesinde, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içinde yer alan Maden İskelesi Mevkiinde, deniz kenarında işletilen bazı oteller tarafından tapulu olmayan, devletin hükmü altındaki alanlarda, kıyı kenar çizgisini aşan iskeleler ve platformlar inşa edilmiş ve daha önceden yol olarak herkesin kullanımına ait alanlara bariyerler yerleştirilerek halkın kıyıya serbestçe erişimi engellenmiştir. İşletmelerin bu tür faaliyetleri, kamusal alanları yalnızca kendi müşterilerinin yararlanabileceği şekilde özelleştirmesi Kıyı Kanunu’na, İmar Kanunu’na, Akyaka İmar Plan Hükümlerine ve Çevre Kanunu’na ve ilgili yönetmeliklerine aykırıdır.

Kıyı Kanunu’nun, 5. Maddesinde “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” denilmektedir.

Yasaları ihlal eden bu inşaatların sorumlularının belirlenerek idari ve hukuki cezai işlem uygulanmasını, yasalara aykırı inşaatların ve engellerin kaldırılarak kıyı şeridinin yeniden halkın ücretsiz ve engelsiz erişimine açılmasını talep ediyoruz. “

Üç kurumdan cevap geldi

Şikayet dilekçelerine Ula Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi İmar ve Planlamadan Sorumlu Şube Başkanlığı ve  Tabiat Varlıklarını Koruma 2. Şube Müdürlüğü tarafından cevap verildi.

Ula Belediyesi’nden 26.6.2020 tarihinde gelen cevapta ise, “bahsi geçen iskele ve platformların yapı kayıt belgeleri kurumumuza sunulmuş olup, geçerli olup olmadığına dair Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne görüş sorulmuş, gelecek cevaba göre işleyişe yön verileceği” deniliyordu.

Muğla BŞB İmar ve Planlamadan Sorumlu Şube Başkanlığı’ndan 16 Haziran 2020’de gelen cevapta “İddia konusu yapı kaçak(ruhsatsız) veya onaylı mimari projesine aykırı imalatlar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun Geçici 16. Maddesi kapsamında olmaması durumunda (31.12.2017 tarihinden sonra yapılan veya 31.12.2017 tarihinden sonra ilave yapı alanı ihdas edilen yapılar )ilgili belediyesi ve 5216 sayılı Kanun kapsamında Muğla Büyükşehir Belediyesince 3194 sayılı İmar Kanununun 32.ve 42.maddeleri gereğince idari işlemler yapılması gerekmektedir”  denildi.

Son olarak Tabiat Varlıklarını Koruma 2. Şube Müdürlüğü’nden 22.7.2020 tarihinde verilen cevapta “Başvurunuzda bahsi geçen hususlar incelenmiş olup talep konusu alanda tespit edilen izinsiz uygulamalara ilişkin 30/06/2020 tarih ve E.30299 sayılı, 03/07/2020 tarih ve E.31000 yazılarımız ile işlem yapılmış olup ilgili mevzuatlar kapsamında işlemler devam etmektedir” denilerek son nokta konuldu.

Yasadışı işgaller belirlendi ve yasal işlem başlatıldı


Üç kurumun verdiği cevaplardan,  sahada incelemeler yapılarak  yasaya aykırılıkların belirlendiği ve yasal mevzuat çerçevesinde başlatılan işlemlerin devam ettiği anlaşılıyor.

MUÇEP Gökova temsilcileri Maden İskelesi’ndeki gelişmeleri takip edeceklerini ve kıyı işgallerine izin vermeyeceklerini bildirdiler.



4 Ağustos 2018 Cumartesi

Çınar Plajı ile ilgili Ula Belediye Başkanı'ndan açıklama ve bir düzeltme



Çınar Plajı’nda Özel Çevre Koruma Hükümleri ve Kıyı Kanunu Öğütüldü haberimizin ardından Ula Belediye Başkanı Ümit  Karaarslan, Muğla Yenigün Gazetesine yaptığı açıklamada “Plajın aylık kirasının 30 bin TL olduğunu ,bunun % 30’nun Çevre ve Şehircilik bakanlığının aldığını belirtti. Karaaslan ;” Bu iddialar doğru değildir. Plaj daha önceleri çok kötüydü . Düzenleme yapıldı . Burayı çalıştıran arkadaşlar buraya WC – Duş gibi tatilciler için önemli olanları yaptılar. Burada yalnız 20 TL Şezlong ücreti alıyorlar . Ücret ödemek istemeyenler ileriden Turnalı yolundan girebilirler plaja” dedi.  (Bkz. http://www.muglayenigun.com/dogaya-hancer-mi/)

Açıklamadan anlaşıldığı üzere, plajın kiraya verilmesi MUÇEV değil, Ula Belediyesi tarafından gerçekleştirilmiş. Önceki haberimizde plajın işletmesinin MUÇEV tarafından verildiği bilgisini düzeltir özür dileriz.

Plajın Ula Belediyesi tarafından kiraya verilmiş olması elbette yasaya aykırı uygulamaları ortadan kaldırmıyor. Bu durumda soruların muhatabı Ula Belediyesi’dir. Belediye Başkanı Sayın Kararslan iddiaların doğru olmadığını söylemekle birlikte yukarıdaki fotoğrafın Kıyı Kanunu’na açıkça aykırı bir düzenlemeyi gösterdiği de ortada. Ayrıca Sayın Başkanın “ücret ödemek istemeyenler ileriden Turnalı yolundan girebilirler plaja” ifadesi de Kıyı Kanunu’na aykırılığı pekiştiriyor.  Zira Kıyı Kanunu’nun 5. Maddesi “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”  deniliyor.  Sayın Belediye Başkanı yurttaşlar arasında parası olan ve olmayan şeklinde ayrım yaparak olmayanları başka yere göndermesi Kıyı Kanunu’na  olduğu gibi, yurttaşların kıyılardan serbest ve eşit yararlanma hakkını düzenleyen  Anayasa’nın 43. Maddesine de aykırı. Anayasanın 43. Maddesinde “Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.   Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir."  deniliyor.

Anayasa ve yasa maddeleri çok açık olmasına karşın ne yazık ki  Muğla kıyılarında yasa tanımazlık gittikçe yaygınlaşmakta; kamu yararı, doğa koruma alanları ranta kurban edilmekte. Yasaları işletmekle yükümlü kurumların, yerel yönetimlerin ise bu hukuksuzluklara seyirci kalmaları, hatta desteklemeleri Muğla’nın geleceği açısından çok karanlık bir tablo ortaya çıkarıyor.

Umuyoruz ilgili kurumlar artık kurumsal sorumluluklarını hatırlarlar ve bu gidişe “dur” derler.


30 Temmuz 2018 Pazartesi

Çınar Plajı'nda Özel Çevre Koruma Hükümleri ve Kıyı Kanunu Öğütüldü !



Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan, Akyaka’ya 4 km uzaklıktaki dünyanın gözbebeği Çınar Plajı sahilinin doğal yapısı değiştiriliyor. Sahil şeridinden çakıllar traktörlerle alınarak başka yere götürüldü, yerine öğütülerek toz haline getirilmiş malzeme döküldü. Söz konusu çalışmanın, plajın işletmesini MUÇEV'den alan Çınar Beach Club tarafından yürütüldüğü öğrenildi. 


Özel Çevre Koruma( ÖÇK) hükümleri ile korunan bölgede yürütülen bu çalışma çevre koruma  mevzuatına olduğu gibi Kıyı Kanunu’na da tamamen aykırı. Kıyı Kanunu’nun 6. Maddesinde, “Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez”  deniliyor.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği uygulama ile ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Ayrıca birçok vatandaşın da CİMER üzerinden şikayet dilekçeleri verdiği öğrenildi.

Doğayı tahrip eden bu hukuksuz çalışmaların durdurulması için Valilik ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin nasıl adım atacağı merakla bekleniyor.


MUÇEV yeniden gündemde

Çınar Plajı’nın işletmesini Çınar Beach Club’a veren MUÇEV Ltd Şti.'nin sözleşme yapma yetkisi bu vesile ile yeniden gündeme geldi.  Muğla Bölgesi’nde Kadın Azmağı da dahil olmak üzere 14 farklı kıyı alanının işletmesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2014 yılında Muğla Valiliği’nin ortaklığı ile kurulan MUÇEV Ltd. Şti.’ne  kamu hizmeti veren kuruluş olduğu gerekçesi ile ihalesiz olarak verilmişti.  İşletme hakkını alan MUÇEV de, bu alanların bir kısmını başka şirketlerle kiralamıştı.

Ancak, her ne kadar adında “Vakıf”  kelimesi geçse de aslında bir ticari şirket olan Muğla Çevre Vakfı,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hazırladığı “Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları İle Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğinde" belirtilen, kamu hizmeti veren nitelikteki  kuruluşlardan biri olmadığı için, söz konusu alanların bu şirkete ihalesiz verilmesi yönetmeliğe aykırı idi. Nitekim Muğla 1. ve 2. İdare Mahkemelerine açılan davalar sonucunda bu hukuksuzluk belirlenmiş ve Bakanlığın şirketle yaptığı sözleşmelerden Akyaka Kadın Azmağı ve İztuzu  plajı ile ilgili olanlarını iptal etmişti. Bu kararı Danıştay da onaylanmıştı. Karar her ne kadar dava konusu olan 3 sözleşme ile ilgili olsa da, aslında MUÇEV’e devredilen tüm işletme yetkilerinin iptali gerekiyordu. Ancak MUÇEV'in  ve kiraya verdiği birçok işletmenin kıyı alanlarındaki faaliyetleri devam ediyor.

Geçtiğimiz Ocak ayında yine  MUÇEV tarafından Datça’da Kurubük Koyu’nun ihale ile özel şahıslara kiraya verilmesi girişimi, Muğla Çevre Platformu üyelerinin girişimi ile iptal ettirilmişti. 




16 Eylül 2014 Salı

Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı artık Kıyı Kanunu Kapsamında..

Bir zamanlar Kadın Azmağı..

Serdar Denktaş

Hatırlatmak gerekirse; 2012 Kasım ayında Akyaka Yerel Yönetim Platformu’nun girişimi ile gerçekleştirilen “Azmak’ta Doğal Yaşam Yok Olmasın” başlıklı sempozyumla birlikte, Azmakların Kıyı Kanunu yönetmeliğinde nehir statüsünde sayılmadığı için kanunun koruması dışında kaldığı ortaya çıkmıştı.

Sempozyumdan sonra toplu bir dilekçe ile 13 Mayıs 2013’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurmuş ve bu durumun düzeltilmesini talep etmiştik. Bkz. http://akyakaninsesi.blogspot.com.tr/2013/05/kadn-azmag-ve-akcapnar-azmagnn-ky_13.html

Başvurumuza ilk olarak 21 Mart 2013’te, talebimizin bir sonraki planlama döneminde dikkate alınacağını bildiren olumlu bir cevap almıştık. Bkz: http://akyakaninsesi.blogspot.com.tr/2013/05/kadn-azmag-ve-akcapnar-azmagnn-ky_13.html

Günümüzde Kadın Azmağı...
Telebimizle ilgili gelişmeleri öğrenmek üzere 9 Eylül 2014’te BİMER üzerinden yeni bir dilekçe  verdim. Bu dilekçeye Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen cevapta, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı’nın kıyı kenar tespit çalışmalarının tamamlandığı ve artık kanun kapsamında değerlendirildiği bilgisi veriliyor. Cevap metninin kopyasını aşağıda bulabilirsiniz.

Azmak kenarında ve içinde yaşayan canlıların yaşam alanlarını işgal eden restoran, otel, kafe, otomobil ve günübirlikçilerin müdahaleleri bu kanun kapsamında yeniden değerlendirilmeli; kanuna aykırı uygulamalara son verilmelidir. Özel Çevre Koruma Bölgesinde yer alan Akyaka'da  ÖÇK Kuralları ve Kıyı Kanunu etkin uygulanmalıdır. Azmak'ta doğal yaşamın korunması için hepimiz üzerimize düşen yurttaş sorumluluğunu yerine getirmeli ve işgalcilere prim vermemeliyiz. Başka Kadın Azmağı yok !



Sayın ALPSERDAR DENKTAŞ ,

Bimer Başvuru Numaranız :727764

İlgi :09.09.2014 tarihli ve 727764 sayılı başvurunuz. İlgi başvurunuz ile, Muğla İli, Ula İlçesi sınırları içerisinde yer alan, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağının 3621 Sayılı Kıyı Kanunu uyarınca nehir tanımına alınması ve süreçle ilgili tarafınıza bilgi verilmesi talep edilmektedir. Muğla İli, Ula İlçesi sınırları içerisinde yer alan, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı kıyı kesimine ait kıyı kenar çizgilerinin bir kısmı 28.08.1986 tarihinde bir kısmı da 26.06.2013 tarihinde onaylanmış olup, söz konusu alanda kıyı özelliği gösteren kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanlar kıyıda kalacak şekilde sınırlanmıştır. Dolayısıyla, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı kıyı kesimi, kıyı kenar çizgisi tespitleri ile 3621 Sayılı Kıyı Kanunu uyarınca koruma altına alınmış olup, bu alanlara yönelik olarak ayrıca bir yönetmelik değişikliğine gerek duyulmamaktadır. Bilgilerinizi rica ederim.

MEKANSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HARİTA VE EMLAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI



13 Mayıs 2013 Pazartesi

Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı'nın Kıyı Kanunu Kapsamına Alınması Dilekçesine Bakanlıktan Olumlu Cevap !

21. Mart 2013 tarihinde Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmaklarının Kıyı Kanununun Uygulamasına Yönelik Yönetmeliğine eklenerek koruma statüsü kazandırılması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verdiğimiz 60 imzalı dilekçeye Bakanlığın Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünden olumlu cevap geldi. Cevapta; talebimizin Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğinde yapılacak değişiklik çalışmasında dikkate alınacağı bildiriliyor (Cevabın kopyası aşağıdadır).

Henüz fiili durumda bir değişiklik olmasa da, bu cevabı ihtiyatla karşılayacağımız bir olumlu adım olarak  görmek mümkün. Bu gelişmenin Akyaka'daki tüm doğa  tahribatlarının ve imar suistimallerinin önüne geçilmesi için bir başlangıç  olmasını umuyoruz.  Yapacak o kadar çok iş var ki ! Doğanın korunması konusunda gerçekten samimiysek,  önce kendimizin, kurumlarımızın ve yasalarımızın neden olduğu tahribatlarla yüzleşmek, onları değiştirmekle işe başlamamız gerekiyor.

Bizlerin, belde sakinlerinin dahil edilmediği, yerel yöneticilerin kapalı kapılar arkasında kendi kendine karar verdiği, hesap vermeyen, şeffaf olmayan yerel yönetim anlayışı ile ne Cittaslow, ne Unesco Dünya Mirası Listesi, bunlar  kolaylıkla içi boş  birer ticari markaya dönüştürülebiliyor. Akyaka, ne yazık ki ülkemizde çokça görülen bu tür yozlaşmanın en çarpıcı örneği olarak önümüzde duruyor.

Doğayı artık insanın hizmetindeki bir meta gibi görmekten vaz geçip, sömürmeye son vermek, insanın doğanın bir parçası olduğu, onunla uyumlu hareket ettiği bir kültür değişikliğini sağlayamadığımız sürece, "sürdürülebilirlik", "gelecek kuşakların hakları", "torunlarımızdan kalan miras", vs. gibi parlak sözler, bizzat sebep olduğumuz doğanın yıkımının örtüsü olmanın ötesinde bir anlam ifade etmeyecektir.   Bu durum devam ettiği takdirde Akyaka'nın geleceği, Belediyenin Azmak Kıyı Bandı  projesini tanımlarken (neyse ki AYYP'nin girişimi ile durduruldu) çok güzel "itiraf" ettiği gibi, doğal yaşamı ortadan kaldırıp yerine "doğalmış hissi veren" bir eğlence parkına dönüşmek olacaktır.   Buna izin vermemeli, doğamıza, kent hakkımıza sahip çıkmalıyız. Bunu ancak hep birlikte başarabiliriz.

Serdar Denktaş


 

Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı'nın Kıyı Kanunu Kapsamına Alınması için Dilekçe

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı - Ankara
Konu : Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı’nın Kıyı Kanunu Yönetmeliği Kapsamına Alınması
Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı, Muğla İli, Ula ilçesi sınırları içerisinde, Gökova Özel Çevre Koruma alanı içinde yer alan, birlikte geniş bir sulak alan oluşturan akarsulardır. Her iki azmak da Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığının ulusal ortak olarak yer aldığı SMAP III Gökova Projesi’nin raporlarında, barındırdıkları zengin biyo-çeşitlilik nedeni ile özellikle korunması gereken ekosistemler olarak önem atfedilmiş ve şöyle tanımlanmıştır:
Kadın Azmağı çıkış yerinde suyun debisi 700 L/s’tir. Yaklaşık 1700 m uzunlukta, kıvrımlı, derinliği bazı noktalarda 6 m’yi aşan, kuzey kıyısında yapılaşmanın görüldüğü, güney yakası ise sazlıklarla kaplı, yer yer yoğun alg topluluklarının olduğu bir akarsudur. (Gökova Projesi, Ek-5, sayfa 10)
Akçapınar Azmağı kaynağı, Muğla-Fethiye karayolunun Marmaris sapağından sonraki 2000 metresinde, yolun kuzey-doğusunda yer alan Ataköy sınırları içindedir. Güneye doğru Muğla-Fethiye karayolunu kesip, ovanın güneyinde, Akçapınar Köyü’nün ise doğusunda yer alan Şirinköy’e doğru 4000 m yol alır. Şirinköy’e 600 m yaklaştıktan sonra batıya doğru menderes yaparak Akçapınar köyü sınırlarına girer. 1000 m kadar Akçapınar Köyü içinden gittikten sonra Muğla-Marmaris karayolu üzerindeki köprünün altından 2000 m uzunluğundaki tarım alanlarını da geçerek denize ulaşır. Akçapınar Azmağı, kaynağından Akçapınar Köyü sınırlarına kadar 7 m taban genişliğinde, 4m yan yüksekliğindedir. (Gökova Projesi, Ek-5,sayfa 11)
Doğal bir akvaryum niteliğiyle Kadın Azmağı’nın Akçapınar Azmağı ile birlikte oluşturduğu sulak alan, yapısındaki doğal ekosistemi koruyan sazlıklarıyla, endemik su bitkileriyle, anadrom ve katadrom balıkların üreme ve yaşam alanını oluşturması yanısıra; birçok ender kuş ve sucul canlının da üreyip yaşadığı hassas bir habitattır. Ayrıca, Gökova Körfezinde ‘Kırmızı Liste’ kapsamına giren 36 türe (su samuru, porsuk gibi memelilere, deniz kaplumbağalarına ve her yıl Atlantik kıyılarından göç eden su yılanlarına, vb) ev sahipliği yapmaktadır (Gökova Projesi, Ek-5, s.17-42) 
ÖÇK Kurumu Başkanlığının ortağı olduğu bu önemli bilimsel çalışmanın raporlarında açıkça akarsu ve hassas sulak alan tanımı yapılmış olduğu halde; her iki Azmak da ne yazık ki 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin  ‘Akarsularımızın “Nehir“ Tanımına Giren Kesimlerini Belirten Liste’sinde yer almamaktadır. Gökova Özel Çevre Koruma Alanında koruma amaçlı birçok büyük ölçekli proje yapılmasına karşın, her iki Azmak da Kıyı Kanunu ile koruma kapsamına alınmamış olması nedeni ile kıyılarında sazlık kesimi, yangın ve içeriye yapılan dolgularla yapılaşma, vb çeşitli müdahaleler sonucu Azmaklarda doğal yaşam ve biyo-çeşitlilik hızla yok olmaktadır.
Bizler, aşağıda isimleri bulunan bölge sakinleri olarak Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı’nın 3621 Sayılı Kıyı Kanunun Uygulanmasına Yönelik Yönetmeliğinin ‘Akarsularımızın “Nehir“ Tanımına Giren Kesimlerini Belirten Liste’ sine eklenerek yukarıda açıklanan çelişkinin giderilmesi ve azmaklarımıza yasal koruma statüsü kazandırılması için gereğinin yapılmasını saygılarımızla arz ve talep ederiz.  21.03.2013



Ekler:
Ek-1 : Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı’nın Kıyı Kanunu Yönetmeliği Kapsamına Alınmasına destek verenlerin listesi
Ek-2 : SMAP III Gökova Projesi Ek-5 Gökova İç Körfezinde Su Kalitesi ve Denizel Biyoçeşitlilik  (CD)