Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri Orman Genel Müdürlüğü'nden talep ettikleri bilgi için kurumun astronomik ücret talep etmesi sonrasında konu yargıya taşınmıştı. Danıştayda yürütülen yargı sürecinden sonuç çıkmayınca dava Anayasa Mahkemesine götürüldü. Başvuruda, Anayasa ile güvence altına alınmış olan Bilgi Edinme Hakkının ihlalinin ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılması talep edildi.
Ne olmuştu?
2020 yılında Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Çıtlık mahallesinde 30 hektar yetişmiş orman alanının endüstriyel plantasyon alanı ilan edilerek kesilmek istenmesi üzerine başlatılan yerel mücadele sonrasında proje iptal edilmişti. Bu mücadele sırasında yurttaşlar CİMER aracılığı ile Muğla bölgesinindeki devlet ormanları için hazırlanan amenajman planlarını Bilgi Edilnme Yasası çerçevesinde talep ettiler. Çıtlık Ormanı mücadelesine katılan Gökova Ekoloji Meclisi üyelerinden Serdar Denktaş'ın CİMER başvurusuna OGM verdiği yanıtta, planın 75 üniteden oluştuğu belirtilerek her ünitenin fiyatının 1.719 TL olduğunu, toplam 128.925 TL'nin ödenmesi halinde söz konusu bilgilerin bilgi talep edenlerin getirecekleri diske kopyalanabileceğini bildirmişti.
Bu yanıt üzerine Serdar Denktaş Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na söz konusu fahiş ücretin bilgi edinme hakkını fiilen ortadan kaldırdığı gerekçesiyle itiraz etmiş, ancak BEDK itirazı 16/09/2020 tarihinde reddetmişti. Karara itiraz edilerek açılan davada Danıştay Onuncu Dairesi E:2021/388, K:2025/2102 nolu kararı ile kararı onaması üzerine temyize gidilmişti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E:2025/2298, K:2026/23 nolu kararı ile verilen kararı onayarak kesinleştirdi. Danıştay İDDK'nın kararının gerekçesinde, söz konusu bedelin Bilgi Edinme mevzuatına göre değil, 4736 sayılı Kanun (Kamu Kurumlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri) kapsamında idarenin ürettiği mal/hizmet bedeli olarak görülmesi gerektiği belirtilmişti.
Anayasa Mahkemesine Başvuru
Davacı Serdar Denktaş, kararın temyizde onanması üzerine 14 Nisan 2026 tarihinde bireysel başvuru hakkını kullanarak davayı Anayasa Mahkemesine taşıdı. Serdar Denktaş'ın vekili Av. Yaşar Güzin Altıniş Kurt tarafından AYM'ye sunulan başvuru dilekçesinde üç anayasal hakkın ihlal edildiği belirtilerek şu şekilde gerekçelendirildi:
İfade Özgürlüğü ve Bilgi Edinme Hakkı İhlali
Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, ifade özgürlüğünü ve bu özgürlüğün ayrılmaz bir parçası olan bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktadır. AİHM, Magyar Helsinki Bizottság v. Macaristan (B. No: 18030/11) kararında, kamu yararını ilgilendiren konularda bilgiye erişimin engellenmesinin veya fiilen imkansızlaştırılmasının Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlali olduğuna hükmetmiştir.
Somut olayda başvurucu, Muğla bölgesindeki orman kesimlerine ve endüstriyel plantasyon projelerine (Çıtlık Mahallesi Taşkesiği mevkii örneğinde olduğu gibi) ilişkin kamusal denetim yapabilmek, Anayasa'nın 56. maddesinde belirtilen "çevreyi korumak ve çevre kirlenmesini önlemek" şeklindeki anayasal vatandaşlık ödevini yerine getirebilmek amacıyla bu planları talep etmiştir. Halihazırda idarenin elinde dijital olarak mevcut olan bu belgeler için talep edilen 128.925 TL, ortalama bir vatandaşın ödeme kapasitesini fersah fersah aşan, bilgi edinme hakkını kağıt üzerinde bırakan sansür niteliğinde bir meblağdır.
Hakkın Özüne Dokunulması ve Ölçülülük İlkesinin İhlali
Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz; hakkın özüne dokunamaz.
İdarenin savunmalarında dahi, bir amenajman planının idarede incelenmesinin 64 TL, haritaların renkli fotokopisinin 60 TL olduğu kabul edilmiştir. Kopyalama ve çoğaltma maliyeti kelimenin tam anlamıyla "sıfır" olan mevcut dijital bir verinin (üstelik mobil diski de vatandaşın getirmesi şartıyla) kopyalanması için dosya başına 1.719 TL istenmesi hiçbir maliyet-fayda analiziyle açıklanamaz. Kar amacıyla faaliyet gösteren ticari bir işletmenin dahi kar marjından büyük bir ücret talep edilmiştir.
Danıştay İDDK, idarenin amenajman planlarını üretirken 150.000 TL masraf yaptığını belirterek bu ücreti makul bulmuştur. Oysa Orman Genel Müdürlüğü'nün amenajman planı hazırlaması, asli ve yasal görevidir. Devlet, kendi varlık sebebi olan asli bir kamu hizmetini yerine getirirken yaptığı masrafı, "Bilgi Edinme Hakkını" kullanan vatandaşa fatura edemez. Bu yaklaşım, kamusal bilginin metalaştırılması (ticari bir ürüne dönüştürülmesi) anlamına gelmekte olup, hakkın özünü tamamen yok etmektedir.
Adil Yargılanma ve Gerekçeli Karar Hakkının İhlali
Danıştay İDDK, uyuşmazlığı tamamen 4736 sayılı Kanun (mal ve hizmet satışı) çerçevesinde değerlendirerek, başvurucunun Bilgi Edinme Kanunu ve Anayasa md. 26 kapsamındaki iddialarını yanıtsız bırakmıştır. Mahkeme, 128.925 TL'lik fahiş bedelin sıradan bir vatandaşın bilgi edinme hakkı üzerinde yaratacağı "caydırıcı etkiyi (chilling effect)" ve hakkı fiilen kullanılmaz hale getirdiği gerçeğini hiçbir şekilde tartışmamış, yalnızca idarenin üretim maliyeti üzerinden tek taraflı bir değerlendirme yapmıştır. Bu durum Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının açık ihlalidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder