25 Haziran 2022 Cumartesi

Akyaka Orman Kampında Muğla Vakfı’nın işgaline karşı eylemler sürüyor

MUÇEP Gökova Meclisi tarafından Akyaka Orman Kampında üç hafta önce yapılan basın açıklaması ile duyurulan Muğla Vakfı’nın kamusal alan işgalinin devam etmesi nedeni ile Akyakalılar bugün yeniden eylemdeydiler.

Akyaka Orman Kampını işleten Muğla Vakfı tarafından Kıyı Kanununa ve Orman Kampı işletim planına aykırı olarak kıyı alanının çitle çevrilerek şezlonglarla kaplanması, mesire alanındaki piknik masalarının kaldırılarak aynı şekilde şezlonglarla işgal edilmesi ve kullanım alanının ücretli hale getirilmesini protesto etmek için 20 Mayıs 2022 tarihinde MUÇEP Gökova Meclisi "Kıyılar Halkındır, İşgalleri Kaldırın" başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Basın açıklaması sonrasında piknik alanındaki şezlonglar toplanarak açılan alanda piknik yapan Akyakalılar daha sonra kıyı alanındaki şezlongları da toplayarak açtıkları alana havlular sererek kıyıdan ücretsiz yararlanma haklarını kullanmışlar, sonra da  işletme hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Geçen süre içerisinde işletmenin işgaline aynen devam etmesi nedeni ile bugün Akyakalılar bir kez daha aynı alanda buluşarak yeni bir eylem gerçekleştirdiler. Gün boyu süre etkinlik sırasında önce piknik alanındaki tüm şezlonglar toplanarak alan açıldı. İşletme personelinin şezlongları yeniden yerleştirmesi üzerine Akyakalılar bu kez şezlonglar için talep edilen kişi başı 50 TL ücreti ödemeyi ret ederek şezlonglar üzerinde piknik yaptılar. Çitlerle çevrili kıyı alanında da tekrarlanan eylemde şezlonglar topladı ve açılan alana havlular serilerek oturma eylemi yapıldı. Orman Kampına günübirlik tatil için gelen birçok yurttaş da alanı işgal eden şezlongların üzerinde piknik yaparak eyleme katıldılar. Eylem sırasın açılan “Kıyılar Halkındır, Engellenemez”, “Kıyılarda şezlong işgaline son”, “Piknik alanıdır şezlong giremez” pankartları işletme personelinin müdahalesi ile kaldırılmak istendi. Çıkan tartışma üzerine gelen jandarma da pankartların kaldırılmasını istedi. Eylemciler anayasayla güvence altına alınmış ifade özgürlüğü haklarını hatırlatarak pankartlarını kaldırmadılar ve eylemlerini sürdürdüler. Eylem sonrasında birkaç eylemci Jandarma Karakoluna giderek işletme hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulundu.  

MUÇEP Gökova Meclisi üyeleri Orman Kampında İşletim Planına ve Kıyı Kanununa aykırı işgaller kaldırılıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.












21 Mayıs 2022 Cumartesi

Akyakalılar bir kez daha isyanda : Kıyılar ve Orman Kampı halkındır, işgalleri kaldırın!

A Tipi Mesire Alanı statüsünde olan Akyaka Orman Kampının işletmecisi Muğla Valiliği’nin bir kuruluşu olan Muğla’ya Hizmet Vakfı, kıyıları ve piknik alanlarını şezlonglarla tamamen kaplayarak kampı ticari alana dönüştürmesi üzerine Akyakalılar ayaklandı. MUÇEP Gökova Meclisinin çağrısı ile bir araya gelerek yürüyüş düzenleyen Akyakalılar düdükler ve sloganlar eşliğinde halk plajı üzerinden Orman Kampına girerek mesire alanında bir basın açıklaması yaptılar. Basın açıklaması MUÇEP Gökova eş sözcüsü Candan Süsoy tarafından okundu.

Etkinliğe Muğla, Köyceğiz, Gökova ve Marmaris’ten gelen ve Akyaka’da tatil için bulunan çok sayıda yurttaş katıldı. Güvenlik güçlerinin de önlem aldığı eylem sırasında işletmecinin kıyı ve piknik alanına yerleştirdiği şezlonglar eylemciler tarafından kaldırılarak açtıkları alanda  yanlarında getirdikleri havlu ve matları yayarak piknik yaptılar, denize girdiler ve sohbet ettiler.  Eylem alanında “Kıyılar halkındır, işgalleri kaldırın”, “Ortak yaşam alanlarımız müştereklerimizdir”, “Muğla'ya hizmet, halka eziyet”, Halka hizmet bu mu la?’, “Kahrolsun bağzı vakıflar”, “piknik alanıdır, şezlong giremez”, Akyaka uyuma ormanına sahip çık”, “şezlonglarını al, al da başına çal”, “orman kampı çiftliğiniz  değildir” sloganları  ve kıyı kanunun yazılı olduğu pankart ve dövizler açıldı.

Piknik alanında jandarma ve işletme çalışanlarının engellemelerine rağmen basın açıklaması yapılarak alandaki şezlonglar kaldırıldı ve açılan alanda eylemciler piknik yaptılar. Eylemciler işgallere son verilmediği  sürece eylemlerine devam edeceklerini bildirdiler. Eylemciler piknik yapıp denize girdikten sonra Akyaka Jandarma Karakoluna giderek işgallerden sorumlu işletme Muğla'ya Hizmet Vakfı ve işgallere karşı denetim görevini yerine getirmeyen Gökova Orman İletme Şefliği hakkında suç duyurusunda bulundular.  








Basın açıklaması metni aşağıdadır:

KIYILAR HALKINDIR, İŞGALLERİ KALDIRIN!

Akyakalılar olarak bugün kamu yönetimi eli ile doğanın ve kamusal alanlarımızın rant alanlarına dönüştürülmesine karşı isyanımızı dile getirmek üzere bir kez daha bir araya geldik. A Tipi Mesire Yeri olan Akyaka Orman Kampı, Muğla Valiliği’nin vakıf  görünümündeki ticari şirketi Muğlaya Hizmet Vakfı’nın işletmesine verildiği günden beri her yıl artan boyutlarda  kamu yararına aykırı olarak ticarileştirilmektedir.

Malum kurum ilk iş olarak 2014 yılında Orman Kampı içerisinde yer alan taş evlerin etrafına tel örgüler çekerek halkın kampın o bölümüne ve kıyıya erişimini engellemeye kalkmış, Akyakalıların tepkisi sonunda geri adım atarak koyduğu engeli kaldırmak zorunda kalmıştı. Ancak, bu kurumun geçen süre içerisinde mesire alanı içerisinde halkın serbest kullanım alanlarını  ücretli hale getirerek daraltma girişimleri son bulmadı.

Bulunduğumuz bu alan,  işgal öncesi piknik yapmak için kullanılıyor ve hemen önündeki kıyı alanından serbestçe denize girilebiliyordu. Sonra bu alan ahşap platformlar ve çitlerle halkın kullanımından koparıldı, şezlonglar konularak kullanımı ücretli hale getirildi. Yetmezmiş gibi şimdi de geri plandaki piknik masaları kaldırılıp tamamen şezlonglarla kaplanarak halkın serbest kullanımına kapatıldı. Bu alanlarda artık para ödemeden serbestçe piknik yapmak, oturabilmek, havlunuzu serip güneşlenebilmek imkanı kalmamıştır.

Orman Kampındaki işgaller bunlarla da sınırlı değil. Aynı dönem içerisinde biraz ileride bulunan çocukların oyun parkı dahi ortadan kaldırılarak yine şezlonglarla donatıldı, ticari alana dönüştürüldü. Kamusal alan yağmasına katılan bir diğer kurum da Muğlaya Hizmet Vakfı ile anlaşarak mesire alanı içerisinde bir çay bahçesi düzenleyen Ula Belediyesi olmuştur. Böylece mesire alanının bu bölümü  de Ula Belediyesi tarafından ticarileştirilerek halktan koparıldı.

Tüm bu planda, yasaya  uymayan işler olurken Orman Kampını sözleşmeyle adı geçen kurumun işletmesine devreden Gökova Orman İşletme Şefliği sessiz kalmaktadır. Şefliğin işletim planına uymayan bu uygulamalar konusunda gereken uyarıları yapmadığı anlaşılmaktadır.

Görünen odur ki; kamu yönetiminden sorumlu tüm kurumlar yasaları ve kamu yararını bir kenara bırakarak kamusal alanların rant alanına dönüştürmek konusunda bizzat kendileri işbirliği yapmaktadırlar.

Kıyı Kanunun  5.  Maddesi “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” demektedir.  Şirketin yaptığının Kıyı Kanunun hükümlerine aykırı olduğu ve kamu yararı ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı açıktır. Şirket, kampın işletmesinden kazandığı yetmiyormuş gibi halkın serbest kullanım alanlarına da göz dikerek her santimetrekaresinden rant devşirme gayretine girmiştir. Burada kamu yararına bir faaliyetten değil, aç gözlülükle halkın ortak kullanım alanlarına el koyarak kamu kaynaklarının özelleştirilmesinden söz edebiliriz.

Muğla'ya Hizmet Vakfının sahibinin yasaların ve kamu yararının güvence altına alınmasından sorumlu kurum olan Muğla Valiliği’nin olması durumun vahametini daha da arttırmaktadır. Muğla Valiliği’nin yasa tanımazlığını Akyakalılar daha önceki girişimlerinden çok iyi bilmektedirler. Valilik, geçtiğimiz yıl Aralık ayında hiçbir onay almadan ve yetkisini aşarak kesin korunacak hassas alan içerisinde bulunan ormanımızı tahrip ederek başlattığı Akyaka’ya çevre yolu projesi ile ilgili verdiğimiz dilekçelere aylar geçmesine karşın hala yanıt vermemiştir.  Suçun kabulü anlamına gelen bu sessizlik karşısında Akyakalılar Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda  bulunmuşlardır.

Muğla Valiliği, Ula Belediyesi ve Gökova Orman İşletme Şefliğini Akyakalılar olarak bir kez daha yasalar ve kamu yararına aykırı işler yapmamaya davet ediyoruz.

Akyaka Orman Kampında yasaya aykırı ve işletme planına uymayan uygulamalara son verin. Halkın kıyıyı, kıyı şeridini, piknik alanlarını serbest kullanımının önündeki engelleri kaldırın.  Akyaka’yı, Gökova’yı talan projelerinden vaz geçin.

MUÇEP Gökova Meclisi olarak yasa tanımayan bu uygulamalara karşı kararlı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ve basına saygıyla duyururuz.

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi


20 Nisan 2022 Çarşamba

MUÇEP’ten elektrik hatlarının yeraltına alınması için kampanya

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi elektrik iletim hatlarının yeraltına alınması için bir dilekçe kampanyası başlattı. Geçen yıl Muğla bölgesinde çok büyük ölçekte orman alanının yok olmasına yol açan yangınların en önde gelen çıkış nedeninin elektrik iletim hatlarının olduğu açıklanmıştı. 

İklim krizine bağlı olarak yaşanan aşırı sıcak ve kuru hava koşullarında çıkan yangınlar 2021 yılında  Muğla genelinde 55 bin hektardan fazla ormanın yanmasına yol açmıştı. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü  yaptığı açıklamada bu yangınların en önemli nedeninin ormanlardan geçen yüksek gerilim hatlarının ve yerleşim yerlerinden geçen elektrik dağıtım hatlarının şiddetli rüzgarlarda birbirlerine değmesi sonucunda çıkan kıvılcımlar olduğunu bildirmişti.

MUÇEP Gökova Meclisi, iklim krizinin her geçen yıl şiddetini arttıran bir gerçeklik olduğu saptamasından yola çıkarak  bir çalışma grubu oluşturmayı ve orman yangın risklerinin en aza indirilmesi için girişimlerde bulunmayı kararlaştırdı. Havai elektrik hatlarının en önemli yangın nedeni olduğu belirlemesinden hareket edilerek bu hatların yeraltına alınması için bir dilekçe kampanyası başlatıldı.   Bu kapsamda yürütülen çalışma çerçevesinde hazırlanan örnek dilekçenin yurttaşlar tarafından CİMER üzerinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na iletilmesi isteniyor. Dilekçe metni şu şekilde:

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre Muğla bölgesinde 2021 yılında iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan orman yangınlarının en önemli çıkış nedeninin elektrik hatlarının ark yapması sonucunda çıkan kıvılcımlar olduğu kamuoyuna açıklanmıştır.

İklim krizi artık kaçınılmaz bir gerçekliktir ve krizden en çok etkilenen bölgelerin başında Muğla gelmektedir. Bu gerçeği dikkate alarak geleceğe yönelik olarak orman yangın risklerini en aza indirmek açısından önlemlerin acil olarak alınması zorunludur. Bu bağlamda; Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nün saptamasını da dikkate alarak yerleşim yerlerinden geçen elektrik dağıtım hatlarının yeraltına alınması, ormanların içinden geçen yüksek gerilim hatlarının bakımlarının düzenli şekilde yapılması yaşamsal önem kazanmıştır.

Elektrik dağıtımından sorumlu kuruluşların sözleşmelerinde yer alan, hatların yeraltına alınması ve hatların bakımı ile ilgili koşulların eksiksiz yerine getirmelerinin sağlanması,  iklim değişikliğine uyum çalışmaları kapsamında yerleşim yerlerinden geçen elektrik dağıtımı ve ormanların içinden geçen yüksek gerilim hatlarının mümkün olduğunca yer altına alınması ve bakımlarının eksiksiz yapılması  konusuna gereğinin yapılmasını arz ederim.


2 Mart 2022 Çarşamba

Gökova taşocağı davasında “ÇED gerekli değildir” kararı iptal !

Gökova'da taşocaklarının yaşam alanlarına tahribatları her geçen gün artıyor

Muğla ili, Ula ilçesi, Gökova Mahallesi, Tembeller Dağı mevkiinde Özmet Makina San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan II-A grubu maden (kalker) ocağı, kırma eleme tesisi, hazır beton tesisi ve beton parke büz üretim tesisi projesi için Muğla Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) tarafından verilen 29/03/2021 tarihli “ÇED Gerekli Değildir" kararına karşı açılan davada Muğla 1. İdare Mahkemesi iptal kararı verdi.

Taşocaklarındaki patlatmalar ve çıkan tozlar doğal yaşamı tehdit ediyor

MUÇEP Gökova Meclisi’nin  desteklediği  davada iptal talebinin gerekçesi olarak; faaliyet alanının emisyonların dağıtılması bakımından uygun bir lokasyon olmadığı, tesise hammadde getirme ve üretim sonrası ürün dağıtımının ağır vasıtalarla yapılacak olmasının da ayrı bir emisyon kaynağı olduğu, Gökova'nın üstün peyzaj değerlerine ve benzersiz flora ve faunaya sahip olduğu, yörenin doğal çevre unsurlarına aykırı bir görüntü oluşacağı, faaliyetin Avrupa Peyzaj Sözleşmesine aykırı olduğu, yörenin turizm bölgesi olması nedeniyle trafik yükünün olumsuz etkileneceği, 3.000 metre mesafede zeytinliklerin bulunduğu, su kaynaklarının, turizm ve arıcılık faaliyetlerinin olumsuz etkileneceği, özel çevre koruma bölgesine etkisinin araştırılmadığı, detaylı flora ve fauna çalışmasının yapılmadığı, haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilmişti.

Bilirkişi ne demişti?

Mahkeme kararında uyuşmazlığın niteliği gereği genel hukuki bilgiyle çözümünün yanında, teknik bilgiyi de gerektirmesi nedeniyle yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda özetle;

"Keşif günü itibariyle dava konusu alan ve çevresinde jeolojik birim olarak Mesozoyik (Jura-Kretase) mermerler gözlendiği, mermerlerin metamorfizma geçirmiş (Başkalaşmış) kireçtaşları olduğu ve çoğunlukla CaCO3 bileşimli olduğu, sahadaki birimin bu nedenle bazıları tarafından Mesozoyik kireçtaşı olarak da tanımlanabileceği, MTA 500.000 ölçekli jeoloji haritalarına göre Jura-Kretase çörtlü mermer olarak tanımlanmakta olduğu, dava konusu etkinlik ile ilgili hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasında (PDT) jeolojik ve hidrojeolojik açıdan birçok değerlendirme ve çalışma sunulduğu, bununla birlikte bu değerlendirmelerin oldukça yüzeysel, kısmen eksik, kısmen çelişkili, bazen hatalı ve alan gerçekleriyle uyuşmadığı, örneğin PTD 36. sayfada belirtildiği üzere “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Plan Proje Yatırım ve İnşaat Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 08.03.2018 tarih ve 5288 sayılı yazı ile Muğla il sınırları içerisinde bulunan kuyu ve pınarlar bildirilmiştir. Söz konusu büyükşehir yazısı ekler bölümünde sunulmuştur (Bkz. Ek.4-g)” denildiği, buna karşılık PTD raporunda böyle bir ek bulunmadığı, harita ve dava konusu alanın bulunduğu yerin saha gerçekleriyle örtüşmekle birlikte raporda haritada olmayan başka jeolojik yapı ve birimlerin anlatıldığı, raporun bu açıdan çelişkili, hatalı ve saha gerçeklerine aykırı olduğu, ayrıca haritayı kimin yaptığının belli olmadığı ve imzası bulunan Har.Kad. Tek. Kayacan Kaya’nın imza yetkisi bulunmadığı, nihai PTD raporunda mevcut durumla ilgili olarak jeolojik, hidrojeolojik açıdan anlatımların ve değerlendirmelerin yeterli olmadığı, yörenin jeolojik ve hidrojeolojik özelliklerinin, yeraltı ve yerüstü su durumlarının, söz konusu etkinlikle ilgili olabilecek çevresel etkilerin ve alınabilecek önlemlerin yeterli düzeyde anlatılmadığı, DSİ ve MUSKİ gibi kurumlardan alınan görüşlerin açıklanmadığı, MUSKİ’den alındığı ve EK-4g olarak rapora konulduğu belirtilen açıklamaya karşın belirtilen ekin raporda bulunmadığı, rapor içinde de nasıl bir görüş verdiğinin belirtilmediği, DSİ kurum görüşünün ise tamamen kayıp olduğu, usulen yapılmış olan taahhütlerin yeterli olmadığı, sahanın özgün yapısına uygun alınacak önlemlerin ve taahhütlerin belirtilmesi gerektiği, söz konusu PTD raporunda sahanın jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri ile olası çevresel etkilerinin açıklanmadığı, özellikle ruhsat alanı çevresindeki kaya birimlerinin jeolojik, hidrojeolojik ve mühendislik özelliklerinin hiç açıklanmadığı, oysa keşif günü gözlendiği üzere sahada ve çevresinde yaygın olarak bulunan Mesozoyik mermerlerin (veya kireçtaşları) çok geniş alanları kapladığı, kalker ocağı olarak işletilmesi planlanan bu mermerlerin ve kireçtaşlarının hidrojeolojik açıdan önemli kayalar olduğu, özellikle karstik boşluklar içerenler önemli miktarda yeraltı suyu içerebildikleri, dava konusu alandaki mermerlerin de karstik akifer (yeraltı suyu deposu) oluşturabilecek kayalar olduğu, söz konusu alan ve çevresinde bulunan mermerlerin geçirimli ve karstik özellikli olması nedeniyle söz konusu etkinlikle sahadan patlatma yoluyla önemli miktarda malzeme alınacağından madencilik faaliyetlerinin yeraltı sularını olumsuz etkileme potansiyelinin bulunduğu, PTD ekinde bulunan Ek.9- Hava Kalıtesı Dağılım Modellemesı Raporu, sayfa 10, tablo 6 senaryo 3 (Kümülatif etkiler) için AERMOD model girdileri tablosu, tablo 4 senaryo 1 için AERMOD model girdileri ile birlikte incelendiğinde Gökova Mahallesi ve tarım alanlarının kümülatif etkilerinin göz önüne alındığı, önemli kirletici kaynak olarak değerlendirmeye alınması gereken bölgedeki diğer maden işletmelerinin kümülatif etkilerinin modellemeye dahil edilmediğinin anlaşıldığı, toz hesaplarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olmadığı sonucuna varıldığı, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararına esas olan tesisin ruhsat sahası çevresinde zeytinliklerin olduğu (Resim.8) dolayısıyla söz konusu işletmenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek 5, 1-ı) koşulunu sağlamadığı, proje alanının Muğla'yı Datça, Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye gibi önemli turizm merkezlerine bağlayan “sakar yokuşu” olarak tanımlanan yolun ön görünümünde olması, bölgenin önemli turizm merkezlerine olan komşuluğu, tesis alanının yeraltı ve yerüstü su kaynaklarıyla “Gökova Kadın Azmağı Özel Çevre Koruma Bölgesi” besleme havzasında olması nedenleriyle özel bir dikkatle incelenmesinin gerektiği, ÇED sürecinin işletilerek sürece bölgede yaşayan ve faaliyet sonuçlarından etkilenecek halkın katılımının da sağlanmasının gerektiği kanaatinin oluştuğu, dava konusu faaliyet alanının yapılacağı yerin gerek çevre düzeni gerekse de nazım imar planı kararlarıyla büyük oranda orman alanı kullanımına ayrıldığı, isabet ettiği alanın tapuda “devlet kızılçam ormanı” cinsiyle kayıtlı olduğu, söz konusu orman alanlarının gerek bölge, gerek il, gerekse de ülke açısından korunması gerekli alanlardan olduğu, söz konusu ÇED alanlarının aynı zamanda önemli doğa alanına isabet ettiği, bahse konu önemli doğa alanlarınında hassas ve benzersiz coğrafyası, bitki, hayvan ve sahip olduğu doğal özellikleri nedeniyle daha ayrıntılı incelenmesi gereken alanlardan olduğu, söz konusu faaliyetin bu alanlara ve dolayısıyla bahse konu planların planlama hedef ve ilkelerine ulaşılmasında olumsuz etkileme potansiyeli bulunduğu, ÇED alanının çok dik yamaçta ve kayalık bölgede yapılmasının planlandığı, madencilik faaliyeti nedeni ile yapılacak olan ocak işletmeciliği sonucu kesilecek ağaçların kayalık ve toprağın sığ olduğu bu bölgede faaliyet sonrasında dikim yolu ile tekrar orman vasfına getirilmesinin mümkün gözükmediği, madencilik faaliyeti ile orman bütünlüğünün bozulacağı, faaliyetin eğimli arazide gerçekleştirilecek olması nedeni ile de gerekli önlemlerin alınmadığı takdirde ormanların erozyona açık hale getirileceği, ocak ve tesis alanı yakın mahallelerinin ön görünümünde kalmadığı ancak Gökova–Yeşilova  Mahalle yolu bitişiğinde olması nedeni ile görüntü kirliliğine neden olacağı, ruhsat alanının 1. derecede yangına hassas bölgeler içerisinde kaldığı, ayrıca bölgedeki ağaçlarda basra bulunması nedeni ile bölgede önemli ölçüde basra balı üretildiği, kalker ocağı işletmesinin uydu görüntülerinde de görüleceği üzere işletmenin sınırları içerisinde kuzey uç bölgesinde sıralı dikilmiş zeytin ağaçlarının (25 ile 100 aşı yaşları arasında) bulunduğu, ocakların açılması ile makilik alanların yok edildiği, bunun da makilik alanların bölünmesine, bitki kaybına, doğal arazi dokusu parçalanması ile biyolojik çeşitliliği azalmasına sebep olduğu, proje kapasitesine göre öngörülen rezerv miktarı ve faal olarak çalışmakta olan İR:20068456 işletme ruhsatının rezerv potansiyeli dikkate alındığında dava konusu faaliyet alanı yerine mevcut ocağın alternatif olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığı, projede öngörülen altyapı tesislerinin toplam alanı dikkate alındığında mevcut  altyapı tesislerinin alanının ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte olması nedeniyle kapasitesi bilinmeyen mevcut kırma eleme tesisinin yetersiz kalması halinde istenen kapasiteye çıkarılabileceği ve altyapı tesis alanına hazır beton, parke ve büz tesisinin eklenmesinin mümkün olduğu  kanaatine varıldığı, ayrıca projenin alternatifi olarak mevcut ocak ve tesislerin değerlendirmesinin işletme yatırım maliyetine sağlayacağı katkıya ilave olarak PTD tablo 43 de belirtilen 2598 adet ağaç kesiminin gerekmeyeceği ve bu sayede orman bütünlüğünün korunacağı "

görüş ve kanaatine varıldığına yer verildi.


Taşocaklarından malzeme taşıyan araçlar Gökova Mahallesinde trafik ve can güvenliğini de tehdit ediyor

İptal Gerekçesi

Mahkemenin 2.2.2022 tarihinde oybirliği ile aldığı kararda iptal gerekçesi olarak;

“Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebliği üzerine davalı idareler ve müdahil tarafından itiraz edilmiş ise de, itirazların raporu kusurlandıracak nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunda yer alan analiz ile ulaşılan sonucun Mahkememizce de uygun bulunarak karara dayanak olabilecek nitelikte olduğu görülmüştür.

 Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin 23'üncü maddesinde yer alan, alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından  belirlenmesi durumunda ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirinin izni doğrultusunda, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara 3 kilometre mesafede madencilik faaliyetlerinde bulunulabileceğine ilişkin düzenleme, Danıştay 8. Dairesi'nin 19/02/2015 tarih ve E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20'nci maddesinin amacını aşan bir düzenleme olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Söz konusu Kanunun 20'nci maddesinin amacının ise, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç olmak üzere kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemek olduğu açıktır.

Bu durumda; işleme konu proje sahasına 3 kilometrelik mesafede zeytinlik alanlar bulunduğu ve söz konusu zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkarmayacak şekilde faaliyette bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı  olduğu  anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu projenin 3573 sayılı Yasanın belirtilen hükümlerine aykırı olduğu, ayrıca bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasında jeolojik, hidrojeolojik, çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğinin, dosyadaki toz hesaplarının hava kirliliğinin kontrolü bakımından yetersiz olduğunun, projenin kızılçam orman alanına olumsuz  etkileri bulunabileceğinin belirtilmesi karşısında dava konusu "kalker üretimi, kırma-eleme tesisi, hazır beton tesisi ve beton parke büz üretim tesisi" projesi hakkında Muğla Valiliği tarafından verilen dava konusu 29/03/2021 tarih ve E.202177 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” denildi.

Kararın önemi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın Zeytincilik Yasasını yok sayarak zeytinlikleri maden faaliyetlerine açan yönetmelik değişikliğinden hemen önce çıkan bu yargı kararı yaşam savunucularına moral oldu.

Gökova halkı bu kararın örnek oluşturmasını, aynı bölgede Muğla Büyükşehir Belediyesi ve başka şirketler tarafından yürütülen, yaşam alanlarını tahrip eden benzer faaliyetlerin de sonlandırılmasını bekliyor.


16 Ocak 2022 Pazar

Akyaka’ya çevre yolu suç projesidir !


MUÇEP Gökova Meclisi Muğla Valiliği’nin web sitesinde yer alan Akyaka’ya bir çevre yolu projesi düşünüldüğü haberi üzerine bir basın açıklaması yaptı.

11.12.2021 tarihinde Muğla Valiliği web sitesinde Muğla Valisi Orhan Tavlı, Ula Kaymakamı Baha Başçelik ve Ula Belediye Başkanı Özay Türkler’in Akyaka’da planlanan bir çevre yolu güzergahı üzerinde inceleme gezisi yaptıkları haberi yer almıştı.  Haberde projenin Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı desteği ile Ula Belediyesi tarafından yapılacağı belirtiliyordu.

16.01.2022 tarihinde MUÇEP Gökova Meclisi üyeleri haberde yer alan fotoğraftaki alana giderek bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Etkinliğe CHP Ula İlçe, HDP, Yeşil Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Emek Partisi, Sol Parti Muğla İl Örgütleri Marmaris Kent Konseyi, MUÇEP Gökova, Datça, Köyceğiz ve Menteşe Meclislerinin temsilcileri de katıldılar.

Yaklaşık 80 kişinin katıldığı etkinlikte “Akyaka’ya çevre yolu suç projesidir. Hukuksuzdur. Vaz Geçin!”,  “Bu yol iklim krizine çıkar !”, “ Gökova ÖÇK Bölgesidir Korumak Zorundasınız !”, “Bir tane daha ağaç kesimine tahammülümüz yok!”, “Tek yol ekolojik uygarlık !”, “Çevre yolu katliam dolu“, “Muğla Cennet Kalsın”, “Yaşam Alanlarımız Müştereklerimizdir” yazılı pankartlar açıldı.

Akyaka Pazaryerinde buluşan eylemciler daha sonra yol güzergahı üzerinde kesilen ağaçlarla açılan yol üzerinden geçerek Valiliğin fotoğrafında görünen orman alanında basın açıklamasını gerçekleştirdi. Basın açıklaması Gökova Meclisi Eş Sözcüsü Candan Süsoy tarafından okundu.

Basın açıklaması metni aşağıdadır:

Akyaka’ya çevre yolu bir suç projesidir,

Ekolojik felaket getirir 

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış doğal zenginliğini rant aracına dönüştürmek için her geçen gün yeni saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz. Üstelik bu projelerin doğanın korunması ile ilgili mevzuatın uygulanmasından sorumlu devlet kurumları tarafından gündeme getirilmesi oldukça düşündürücüdür.

Çok yakın zamanda Mahkeme tarafından iptal edilen Akyaka İmar Planı Revizyonu neredeyse hiç değiştirilmeden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yeniden askıya çıkarılmışken bu kez Muğla Valiliği’nin 11.12.2021 tarihinde web sitesinden duyurduğu haberden Akyaka’ya bir çevre yolu planlandığını, projenin Ula Belediyesi tarafından gerçekleştirileceğini duyuyoruz. Üstelik projenin gerçekleştirileceği alan Kesin Korunacak Hassas Alan statüsündedir.  Söz konusu projenin planlamakla kalınmayıp yasalara aykırı bir şekilde uygulamaya sokulduğunu, ormanda yüzlerce ağacın kesilerek yol bağlantısının sağlanmasından anlamaktayız. Şunu da görüyoruz ki bu yol, Akyaka’nın ortasından ve devamında ormanın içinden geçirilerek Akbük yoluna bağlanacaktır. Bu da binlerce ağacın daha katli ve bölgenin ekosistemine geri döndürülemez zararlar verecek ağır bir darbe anlamına gelmektedir. Ne yazık ki, ekolojik yıkımın söz konusu olduğu tüm projelerde olduğu gibi yine bölge halkının haberi olmadan, kapalı kapılar ardında, hukuk hiçe sayılarak dayatma şeklinde gündeme getirilen bir girişim ile karşı karşıyayız.

Bu projeye neden karşı olduğumuzun gerekçelerini de kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz:

·      Söz konusu proje “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsü bulunan bölge sınırları içindedir. Bu statüdeki koruma alanlarında yalnızca  bilimsel amaçlı araştırma, eğitim ve izleme faaliyetlerine, bilimsel kazı, ortaya çıkarma ve koruma çalışmalarına, alanların korunmasına ve ıslah edilmesine yönelik bilimsel rapor sonucu teklif edilen projeler yapılmasına izin verilmektedir.  “Akyaka Çevre Yolu” projesinin bu tür bir proje olmadığı açıktır. Bu proje ile yasa ihlal edilerek suç işlenmektedir.

·      Akyaka İmar Planında ve Gökova Çevre Düzeni Planında yer almıyor. Gökova ÖÇKB içerisinde ÇED yapılmadan bu tür bir projenin gerçekleştirilmesi söz konusu olamaz. Dolayısı ile onayı olmayan, imar planında yeri olmayan hukuksuz bir projedir. Bu kapsamda yapılan ağaç kesimleri yasaya aykırıdır.

·      Bu proje Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi'nin flora ve faunası üzerinde oldukça büyük olumsuz etki yaratacak, orman alanları bölünerek canlıların yaşam alanları parçalanacak, ekosistem bütünlüğü bozulacak, biyolojik çeşitlilik yok olacaktır.

·      Bu proje ile Akyaka'nın mevcut trafik sorunu oluşacak yeni araç trafiği yükü ile iyice artacaktır.

·      Söz konusu  projenin yalnızca Akyaka ile sınırlı olmadığı,  Akbük, Ören üzerinden Bodrum’a kadar uzanan bir otoyol oluşturulmasının amaçlandığı ortadadır. Yolun geçtiği güzergahta Gökova kıyıları ve ormanları çok daha büyük bir rant baskısına girecektir. Marmaris ve Bodrum örneklerinde olduğu gibi plansız ve hızlı kentleşme ile çok kısa zamanda Gökova ÖÇKB ekolojik değerlerini yitirecektir.

·      Projenin geçeceği orman alanlarında yangın tehlikesi ve çevre kirliliği artacaktır, yaşanan iklim krizine daha da olumsuz etkileri olacaktır.

·      Proje fay aynası üzerindeki Akyaka’nın yükünü dolayısı ile olası bir depremin yol açacağı yıkımın boyutunu arttıracaktır.

·      Projeyle birlikte artan bölge turizm yükünün havzadaki yerleşim yerlerine basıncı artacak, liman/marina/imar statüsü vs. konularının dayatılması kolaylaşacaktır. (Kuzey Marmara Otoyolu kötü örnek olarak önümüzde durmaktadır)

Bizler, yaşadığı coğrafyanın olağanüstü ekolojik zenginliğinin farkında ve bu doğal mirası koruma sorumluluğunda olan Gökova ve Akyaka halkı olarak bu projenin hayata geçirilmesine engel olmak için her türlü meşru mücadelemizi ortaya koyacağımızı kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.  Muğla Valiliği’ne ve Ula Belediyesi’ne hukuka ve koruma ilkelerine aykırı bu projeden vaz geçmeleri için sesleniyoruz. Orman içinde başlattığınız tahribatı derhal durdurun, kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmesini sağlayın. Gökova halkı olarak temiz bir çevrede yaşamak üzere anayasanın ve yasaların tanımladığı tüm yurttaşlık haklarımızı ve doğanın haklarını sonuna kadar savunacağız, yeni bir oldu bittiye izin vermeyeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

16.01.2022

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi








6 Ocak 2022 Perşembe

Akyaka İmar Planı Revizyonu Davasında İkinci Perde

Çevre ve Şehircilik (ve İklim Değişikliği) Bakanlığı’nın 8 Ekim 2021’de askıya çıkardığı Akyaka 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planı revizyonuna karşı Gökova Ekolojik Yaşam Derneği ve Akyakalı bir yurttaş birlikte iptal davası açtılar. 2020 yılında askıya çıkarılan ve Akyakalılar tarafından iptal davası açılan ilk revizyon planı ile ilgili hazırlanan Bilirkişi Raporunu dikkate alarak Muğla 3. İdare Mahkemesi Yürütmeyi Durdurma kararı vermiş, Bakanlık davanın nihai kararını beklemeden 8 Ekim 2021 tarihinde yeni bir revizyon planı askıya çıkarmıştı.

Dava henüz sonuçlanmadan askıya çıkarılan bu yeni plan revizyonu da Akyakalılar tarafından yoğun tepki ile karşılaşmış ve binden fazla itiraz dilekçesi verilmişti. İkinci revizyon planına itiraz sürecinin bitmesinden hemen sonra 25 Kasım 2021 tarihinde Mahkemeden ilk plan revizyonu için iptal kararı çıkmıştı.

Akyakalılar ikinci kez askıya çıkarılan plan revizyonuna verdikleri itiraz dilekçelerinde;  önceki revizyon planı ile büyük oranda aynı olduğu, ilk revizyon planı ile ilgili olarak Mahkemeye sunulan Bilirkişi Raporunda belirlenen hukuksuzlukların nerdeyse hiç dikkate alınmadığı, bunun da önceki gibi koruma amaçlı değil rant amaçlı olduğunu belirtmişlerdi.

İkinci kez açılan iptal davasında ilk davanın iptal kararının gerekçelerinde yer alan hukuksuzluklar bir kez daha yer alıyor. Yeni açılan davada ilave olarak  plan hazırlanırken dikkate alındığı belirtilen Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı’nın aslında hiç dikkate alınmadığına da yer ayrıldı. İlk revizyon planına açılan davada Yönetim Planının dikkate alınmadığı, hazırlanan planın Yönetim Planı ile çeliştiği dava konusu edilmişti. Yeni askıya çıkarılan plan revizyonunda ise, bu kez Gökova ÖÇKB Yönetim Planının hükümlerine uyulacağı belirtilmekte birlikte Yönetim Planının neredeyse hiç dikkate alınmadığı gerekçesi ile MUÇEP Gökova Meclisi tarafından eleştirilmişti.

Bu kez Muğla 1. İdare Mahkemesinde görülecek olan davayı, önceki davayı olduğu gibi yalnızca Akyakalılar değil tüm Türkiye yurttaşları yakından izleyecek.

 


3 Ocak 2022 Pazartesi

Süzer Holding karavanlarını Gökova’dan çekiyor, diğerleri ne zaman?


Süzer Holding'in karavanları sökülerek yol kenarına getirildi

Süzer Holding'in Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan arazisi üzerinde yaklaşık 1,5 yıl önce yasadışı olarak konuşlandırdığı 14 adet karavan nihayet kaldırılmaya başlandı. Akçapınar Azmağı kenarında yer alan parsel üzerine yerleştirilen karavanlar geçtiğimiz hafta yerlerinden sökülerek yol kenarına getirildi ve tırlara yüklenerek bölgeden uzaklaştırılıyor. Bugün itibarı ile 6 tane bungalov götürüldü, halen 8 tanesi sırasını bekliyor.


Karavanlar tırlara yüklenerek taşınıyor

Bunun yanında yine Gökova ÖÇKB içerisinde yer alan kitesurf plajında 2018 yılında inşa edilen 6 tane bungalovla ilgili olarak da ilginç bir gelişme yaşandı. Ula Belediyesi bu yapılarla ilgili 2019 yılında yıkım kararı almasına  karşın kararı uygulamamıştı. Belediye yönetimi hakkında görevi ihmal ettiği gerekçesi ile Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nin suç duyurusunda bulunmasından sonra bungalovların plaj üzerinde yeri değiştirilerek sanki kaldırılmış gibi tutanak tutulmuştu.

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi bu son gelişmelerle ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz.

Kitesurf plajında yıkım kararı uygulanmayarak yeri değiştirilen bungalovlar

Süzer Holding karavanlarını Gökova’dan çekiyor, diğerleri ne zaman?

Bir yıldan uzun bir süre önce Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde Nitelikli Doğa Koruma Alanı statüsündeki alanda yasalara aykırı olarak Süzer Holding tarafından yerleştirilen 14 adet karavan 2021’in son günü nihayet kaldırılmaya başlandı.

2020 yılında Gökova sulak alanını tahrip eden bu işgal eylemi bölge halkı tarafından yoğun tepki çekmişti. MUÇEP Gökova Meclisi olarak karavanların yerleştirildiği alanda 15 Ekim 2020 tarihinde bir basın açıklaması yapmış ve “Süzer Holding Gökova’dan elini çek!” demiştik. Sosyal medya üzerinden de karavanların kaldırılması için düzenlenen kampanya ile 500’den fazla imza toplanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ve Ula Belediyesi’ne iletilmişti.  Ula Belediyesi de bir kamuoyu açıklaması yaparak yasadışı inşaatların mühürlendiğini, para ceza uygulandığını, belediye encümeninde yıkım kararı alındığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu duyurmuştu.  MUÇEP Gökova Meclisi olarak, Belediye’nin aldığı kararın nihayet uygulanarak  işgale son veriliyor olmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

Ancak şunu belirtmemiz gerekiyor ki, Gökova sulak alanında işgaller bununla sınırlı değil ve tahribatlar durmuyor. Yaptırım uygulanmamasından cesaret alan işgalciler her geçen gün Gökova sulak alanını biraz daha doldurarak kullanım alanına dönüştürüyor, koruma altında olması gereken flora ve fauna yok ediliyor.  

Akçapınar sahilinde kitesurf sporunun yapıldığı alanda inşa edilen 6 adet kaçak bungalov için şikayetlerimiz sonucunda  31.7.2019 tarihinde Ula Belediyesi tarafından yıkım kararı alınmış, ancak 2,5 yıl geçmesine rağmen hala uygulanmamıştır. Açıkca görev ihmali olan bu tutum karşısında suç duyurusunda bulunulması sonucunda nihayet  adım atılmış, ancak bungalovların kaldırılması yerine  plaj üzerinde yerleri değiştirilerek sanki kaldırılmış gibi tutanak tutulmuştur. Belediye bu tutumu ile yasaya aykırı yapılaşmaya yol vererek bir kez daha görevini kötüye kullanmıştır.

Ula Belediyesi’ne ve  Muğla Valiliği’ne bir kez daha sesleniyoruz: Bu hukuksuzluklara daha ne kadar izin vereceksiniz? Süzer Holding’in karavanları kaldırılırken ortaya konan irade neden Akçapınar Sahilinde ortaya konulamıyor?  Şunun iyi bilinmesini isteriz ki, herşey kamuoyunun gözü önünde gerçekleşiyor ve tuzun koktuğu noktaya geldik. Artık yasaları uygulayın ve işgallere son verin.

Bu vesile ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve Cumhurbaşkanlığı’na iki yıl önce sivil toplum örgütleri olarak verdiğimiz dilekçeyi de bir kez daha hatırlatmak ve çağrımızı yenilemek istiyoruz: Gökova Sulak Alanı gerçekten korunabilmesi için  “kesin korunacak hassas alan” statüsüne alınsın. Zira uluslararası sözleşmelerle korunması gereken bu alanda biyolojik çeşitliliği yok eden uygulamalara izin vererek iklim değişikliği ile mücadele edildiği, hele bu konuda ülkemizin dünyada öncü olduğu iddiası, doğayı seven insanlarda ancak acı bir gülümsemeye yol açabiliyor.

MUÇEP Gökova Meclisi olarak yeni yılın tüm insanlığın başka bir dünya olmadığının farkına vardığı ve doğanın korunması için kararlı adımların atıldığı bir yıl olmasını diliyoruz.

MUÇEP Gökova Meclisi

3.1.2022

27 Aralık 2021 Pazartesi

Mahkeme kararını verdi: Akyaka İmar Planı Revizyonu İptal edildi !

Geçen yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından askıya çıkarılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Akyaka İmar Planı Revizyonuna karşı Akyakalıların açtığı davada, Muğla 3. İdare Mahkemesi Planın iptaline karar verdi. Mahkeme daha önce bu davada Yürütmeyi Durdurma ara kararı vermiş, sonrasında da Bakanlığın karara itirazını reddetmişti.

İptal kararının gerekçesi:

25.11.2021 tarihinde oybirliği ile alınan Mahkeme kararında “Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davalı idarece itiraz edildiği fakat itirazın anılan raporu hukuki yönden sakatlayıcı nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporunun karara esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olduğu değerlendirilmiştir” denilerek kararın gerekçesine şu şekilde yer verildi:

“Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu 1/25.000 ölçekli planın 1/100.000 ölçekli plana uyumlu olmaması, orman alanlarının dava konusu planlarda azaltılarak kullanım değişikliğine gidilmesi, Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde ve Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca korunması gerekli alanlar içerisinde yer alan Akyaka’da yapılacak olan Çevre Düzeni Planlarında ve plan revizyonlarında Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) uygulanmaması, 1/1000 ölçekli planların yat limanı kararı açısından 1/5000 ölçekli plana uyumlu olmaması, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planlarının nüfus projeksiyonlarının yapılmadan arazi kullanım kararlarının verilmesi, dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına uygun olarak yapılması gereken kentsel, sosyal ve teknik altyapının Mekansal Planlar Yönetmeliği’nin Ek-2 Tablosunda yer alan asgari standartlar ve alan büyüklüklerini karşılayıp karşılamadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmaması, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Revizyonu ile 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Revizyonlarının Mekansal Planlar Yönetmeliği’nin 21., 23., 25. ve 26. maddelerine, Mekansal Planlar Yönetmeliği’nin 21., 23., 25. ve 26. maddelerine ve Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik’e uygun olarak hazırlanıp onaylanmaması, 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Revizyonu ile 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Revizyonlarında Yasaya aykırı bir biçimde planlarda “özel rekreasyon alanları” olarak tanımlanan alanlara yer verilmesi, ulaşım planlaması ve etüdünün yapılmaması, planların yapım aşamasında alınan kurum ve kuruluşların görüşlerinin planlara yansıtılmaması, planlarda önerilen ÖPA-1 ve ÖPA-2 olarak belirlenen özel proje alanlarının mevcut mülkiyet haklarına aykırı olması ve bu alanların sınırlarının belirlenmesinde ayrıcalıklı plan yapılması, bunun gerekçelerinin de açıklanmaması, sosyal altyapı alanı olarak çocuk oyun alanı, sosyo-kültürel tesis alanı, park, teknik altyapı alanı, yol ve açık otopark alanlarının büyüklüklerinin mevzuata uygun olmayan şekilde azaltılması, orman alanlarının mevzuata göre aykırı olarak park alanına dönüştürülmesi, Aydın - Muğla İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı; Aydın - Muğla İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’na aykırı bir biçimde yat limanı önerilmesi, yat limanlarında bulunması gerekli olan arazi kullanım türlerinin Plan revizyonlarında nasıl karşılanacağına yönelik hiçbir açıklama ve plan kararına yer verilmemesi, uluslararası sözleşmelerle korunan alanlarda olası tehditlere karşı yapılması gerekenlere uyulmaması, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hakkında söz konusu imar planlarıyla ilgili kurum görüşlerinin verilmesi, ancak planlama alanı içerisinde zeytinlik sahalar bulunmasına karşın yine uygulamakla yükümlü bulunduğu 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ile ilgili herhangi bir görüş bildirilmemesi ve planlarda da zeytinlik sahalara yer verilmemesi, kıyı düzenlemesi yapılması planlanan alan ile ilgili planlama hükümlerinde yer verilmemesi hususları dikkate alındığında, Akyaka Mahallesi ve kıyı alanlarına ilişkin davalı idarece hazırlanan; 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nâzım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planının ile bu plan revizyonlarının dayanağı 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Karar:

Karar metninde yukarıda açıklanan nedenlerle  dava konusu planların iptaline,

yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,

avukatlık giderlerinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,

davaya müdahil olan tarafların ödedikleri posta masraflarının da davalı idare tarafından müdahillere iadesine,

kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde (Mahkememize verilecek dilekçeyle) İzmir Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildiği belirtiliyor.

Yeni revizyon planında son durum:

Bakanlık söz konusu plan revizyonu davasında kararın verilmesini beklemeden Eylül ayında ikinci bir plan revizyonunu askıya çıkarmıştı.  Halen itirazların değerlendirme sürecinin devam ettiği bu yeni plana da Akyakalılar önceki plandan çok farklı olmadığı gerekçesi ile yoğun bir şekilde itiraz etmişlerdi ve  yeniden dava açmaya hazırlanıyorlar.

Davayı Akyakalılar adına vekaleten yürüten Av. Güzin Altıniş Kurt ve Av. Ümit Kurt, bu kararın askıdaki yeni planın da iptal ettirilmesi için açılacak yeni davada güçlü bir dayanak olacağını belirttiler.

Akyakalılar ne diyor?

Davanın açılmasına önderlik eden Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi üyeleri,  Akyaka'nın Gökova Özel Çevre Koruma alanın içerisinde olması nedeni ile öncelikle yerel paydaşların katılımı ile hazırlanan ve Bakanlık tarafından onaylanan Gökova ÖÇKB Yönetim Planı'nın uygulamaya alınması gerektiğini söylüyorlar.  Gökova Meclisi Eş sözcüsü Candan Süsoy, yerel halkın, sivil toplum örgütlerinin katılım ve katkısı ile hazırlanan bir yönetim planını iki yıldır uygulamaya almadan, yönetim planı ile tamamen çelişen, rant odaklı bir imar planı revizyonu yapmaya çalışmanın "koruma amacı" ile çeliştiğini söyledi. Süsoy, Bakanlığa çağırıda bulunarak, Mahkeme kararında belirtilen  gerekçeleri dikkate alarak, neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadan yeniden askıya çıkarılan yeni plan revizyonunun geri çekilmesini, Gökova ÖÇKB Yönetim Planı'nın daha fazla geciktirmeden uygulamaya alınmasını, Akyaka için yeni bir revizyon planının Yönetim Planı uygulamaya alındıktan sonra, onunla uyumlu olacak şekilde, yerel paydaşlar ve halkın katılımı ile birlikte hazırlanmasını istedi.

10 Aralık 2021 Cuma

Gökova'da taşocağına “ÇED Gerekli Değil” kararını bilirkişi uygun bulmadı

Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Gökova Mahallesinde Tembeller Dağı mevkiinde faaliyet gösteren Özmet Makine San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından yapılması planlanan II-A grubu (kalker) maden ocağı 20,63 ha alanda kalker üretimi (700.000 ton/yıl), kırma/eleme tesisi (395.000 ton/yıl), hazır beton tesisi (300 m3/saat),  beton parke-büz üretim tesisi (300 m3/saat) için Muğla Valiliği  Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararına karşı Muğla 1. İdare Mahkemesi’nde MUÇEP Gökova Meclisi’nin girişimi ile dava açılmıştı. Açılan davada Mahkeme bilirkişi incelemesine karar vermişti.


Gökova'da taşocaklarının faaliyetleri sırasında yapılan patlatmalar ve çıkan tozlar

Sahadan yapılan inceleme sonucunda Jeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi, Maden Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Şehir ve Bölge Plancısı ve Harita ve Kadastro Mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor 29.11.2021 tarihinde Mahkemeye sunuldu.

Raporun giriş bölümünde Mahkeme tarafından Bilirkişi heyetinden, “taşınmazın bulunduğu alanın ticari, ekonomik, kültürel konumu ve çevresinin mevcut kullanım durumu dikkate alınarak; davacı ve davalı iddiaları ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler değerlendirilerek, taşınmazın bulunduğu alan ve çevresi gezilip görülerek;

Dava konusu ÇED gerekli değildir kararına konu olan projenin etki alanı belirlenerek, tarım alanlarına, varsa zeytinlik sahalara, su kaynaklarına, ve duyarlı yörelere uzaklığı, ÇED Gerekli Değildir kararı verilen faaliyetin alanının ve alanın yakın çevresinin niteliği, su kaynakları, biyolojik çevre, flora ve fauna, canlı türleri üzerindeki etkisinin neler olduğu, projenin çevreye olabilecek tüm etkileri göz önünde bulundurularak çevre kirlenmesine yol açabilecek atık ve atıkların zararsız hale getirilmesi ve biyolojik çeşitlilik, canlı türleri ile flora ve fauna yönünden alınacak önlemlerin neler olduğu ve proje kapsamında bu önlemlere yer verilip verilmediği, PTD’nin ve alınacak önlemlerin teknik ve bilimsel açından yeterli olup olmadığı, söz konusu proje etki alanın niteliği ve özellikleri göz önünde bulundurulduğunda proje konusu faaliyetin önemli çevresel etkilerinin olup olmadığı, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek alınacak önlemlerle çevresel açıdan oluşabilecek zararların giderilebilmesinin mümkün olup olmadığı ve proje için çevresel etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmasının gerekli olup olmadığı” incelenerek raporlanmasının istendiği belirtiliyor.

Raporda konunun alt başlıklar halinde ele alınarak incelendiği belirtilerek şu başlıklara yer veriliyor:

Jeoloji ve Hidrojeoloji disiplini açısından değerlendirme

PTD dosyasında jeolojik ve hidrojeolojik açıdan birçok değerlendirme ve çalışma sunulduğu; bunların oldukça yüzeysel, kısmen eksik, kısmen çelişkili, bazen hatalı ve alan gerçekleriyle örtüşmediği tespitlerine yer verilerek söz konusu projeye Muğla Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli değildir kararının Jeolojik açıdan kamu yararı taşımadığı belirtiliyor.

Çevre Mühendisliği ve Çevre Mevzuatı açısından değerlendirme

Bölgedeki diğer maden işletmelerinin kümülatif etkilerinin modellemeye dahil edilmediği, toz hesaplarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğine uygun olmadığı ifade ediliyor.

ÇED Yönetmeliği açısından değerlendirme

Proje alanının Muğla'yı Datça, Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye gibi önemli turizm merkezlerine bağlayan “sakar yokuşu” olarak tanımlanan yolun ön görünümünde olması, bölgenin önemli turizm merkezlerine komşuluğu, tesis alanının yeraltı ve yerüstü su kaynaklarıyla “Gökova Kadın Azmağı Özel Çevre Koruma Bölgesi” besleme havzasında olması nedenleriyle özel bir dikkatle incelenmesi gerektiği, ÇED sürecinin işletilerek sürece bölgede yaşayan ve faaliyetin sonuçlarından etkilenecek halkın katılımının da sağlanması gerektiği kanaati oluştuğu belirtiliyor.

Şehir ve Bölge Planlama disiplini açısından değerlendirme

Söz konusu faaliyetin isabet ettiği alanın tapuda “devlet kızılçam ormanı” cinsiyle kayıtlı olduğu, söz konusu ormanların gerek bölge, gerek il, gerekse de ülke açısından korunması gereken alanlardan olduğu, söz konusu ÇED alanlarının aynı zamanda önemli doğa alanına isabet ettiği, bahse konu önemli doğa alanlarının da hassas ve benzersiz coğrafyası, bitki, hayvan ve sahip olduğu doğal özellikleri nedeniyle daha ayrıntılı incelenmesi gereken alanlardan olduğu, söz konusu faaliyetin bu alanlara ve dolayısı ile bahse konu planların planlama hedef ve ilkelerine ulaşılmasını olumsuz etkileme potansiyeli bulunmaktadır denilerek Çevre ve Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının Şehircilik ve Bölge Planlama disiplini açısından uygun olmadığı belirtiliyor.

Orman Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme

Faaliyet sonrasında rehabilitasyon çalışmasının mümkün olmadığı kanaatimizdir denilerek madencilik faaliyeti ile orman bütünlüğünün zarar göreceği ifade ediliyor ve şu tespitlere de yer veriliyor:

Faaliyetin eğimli arazide gerçekleştirilecek olması nedeni ile de gerekli önlemler alınmadığı takdirde erozyona açık hale getirilecektir.

Gökova – Yeşilova yolu bitişiğinde olması nedeni ile görüntü kirliliğine neden olacağı kanaatimizdir.

Ruhsat alanı 1. Derece yangına hassas bölgeler içerisinde kalmaktadır. Ayrıca bölgedeki ağaçlarda basra bulunması nedeni ile bölgede önemli ölçüde basra balı üretilmektedir.

Büyük bir bölümü orman alanı içerisinde yapılması düşünülen faaliyetin orman bütünlüğünü, toprak rejimini ve ekosistemi bozacağını, görüntü kirliliği vereceği, basra balı üretimini düşürüleceğini ve turizmi olumsuz etkileyeceği nedenleri ile faaliyetle ilgili hazırlanan Nihai PTD dosyayı ve Muğla Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir kararının Orman Mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.


Gökova'da taşocaklarının faaliyeti sırasında tahrip olan orman alanları

Ziraat Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme

Kalker ocağının faaliyete geçmesi ile ağaçlar, makiler kesilecek, yüzey toprağının büyük bölümünün yok olmasına neden olacaktır. Bunun sonucunda yeraltı suyu, içme suyu, tarım alanlarında kullanılan su miktarı azalacaktır. Su, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır. Bu ilişki “üstün kamu yararı” kapsamında kavranır ve değerlendirilir. Çünkü üretilen su tarım için, dolayısı ile halkın beslenmesi ve varlığının devamlılığı için gereklidir. Açık ocak işletmelerinin su üretimine ve doğal su akma/sızma yollarının bozulması üzerine etkileri ile ele almak ve değerlendirmek gerekmektedir. Maki ve tarım alanına düşen yağışın toprağa ulaşan bölümü pek yüzeysel akışa dönüşemeden ölü örtü ve toprağa sızar. Maki florası bitkiler ve tarım bitkilerinin yaprak dökümü ile oluşan ölü örtü, ölü örtünün ayrışması ile oluşan humus ve diğer organik maddeler toprağın gözenek hacminin ve gözenek çaplarının artmasını sağlar. Su bu gözeneklerden hızla sızarak derinlere iner. Topraktan ana kaya çatlak sistemine geçen su, kaynakları ve yeraltı sularını besler. Ocağı yarmaları kaya çatlak sistemini kestiği için yeraltı suyuna sızan suyun da açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olur. Ocağı yarmaları toprak suyunun da buharlaşmasına neden olur. Yarma kenarında veya yakınında bulunan ağaçlarda verim düşüklüğü ve giderek kurumalar görülür. Maki ve tarım alanı azaldıkça yağışlarda sel ve su baskını, toprak kaybı da o oranda hızlı bir şekilde artmaktadır.

Ocak yakınında bulunan, tarla, bahçe, zeytinlik ve mera alanlarında açık ocak faaliyetinin başlaması ile önemli ve telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacaktır. Çevrede bulunan tarladaki mahsullerin ve ağaçların verimi ve ürün kalitesi düşecektir. Bazı ağaçlarda kurumalar ve bazı bitkilerin de yok olduğu bilinmektedir. Ocağın açılması sırasında yüzeyinde bulunan toprağı tutan ve koruyan bitki örtüsünün yok olmasıyla toprağın yüzeyden akıp gideceği aşikardır.

Kireçtaşları, yarı mermerleşmiş kireç taşları ve mermerler tabakalı yapıda oldukları biliniyor. Tabakalı ve kırıklı içyapıya yağmur suları sızıp kalsiyum karbonatı eritir. Milyonlarca yıl süren bu erime sonucunda kireçtaşı ve kayalar içerisinde su yolları ve mağaralar oluşur. Bu mağara sistemi yağış sularını kaynaklara, düdenlere, yeraltı sularına taşır. Ocak işletmelerinde yapılan patlatmalar mağara sistemini bozar, çökmelere ve su yollarının değişmesine suyun derinlere kaçmasına neden olur.

Bu tip açık ocak işletmelerinde toz daima vardır. Faaliyet sırasında gevşetilmiş kayanın makine ile kazılması, kaldırılması, yığılması aşamalarında, kırma/kesme işlemlerinde, işlenmiş materyalin yığılmasında, kamyonlara yüklenmesinde ve nakliyat sırasında toz açığa çıkar. Oluşan toz, çiçeklenme döneminde çiçeklerin üzerini örterek döllenmeyi önler ve mahsul oluşumunu azaltır, tarım arazilerinin verimsizleşmesine neden olur. Sonuçta su kaynaklarını kullanan insanlar ve yerleşim alanları zarar görür. Toz, yerleşim alanlarında konu ile ilgisi olmayan insanların sağlığını olumsuz etkiler. Bitki yapraklarını kaplayarak solunumu, fotosentezi engeller, bitkinin ve ağaçların kurumasına neden olur.

Maki alanlarının su üretimi ve tarım alanlarına su katkısı halkın beslenmesini sağlar. Meralar yok edildikçe bu su kaynaklarına ulaşmakta imkansızlaşır. Yüzey bitki örtüsü ve toprak yok olunca, oluşan tozların havaya karışması ve bu tozların yağmur ile birleşmesi sonucunda içindeki bazı ağır metallerle reaksiyona girerek asit oluşur. Bu yağmur sularının toprağa düşmesi de ileriki zamanlarda toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesini bozarak orta ve uzun vadede ayrı tahribatlara yol açacaktır.

Çevrenin açık alan olması nedeni ile ocaklardan çıkarılacak materyalin ıslatılması için suyun yetersiz kalacağı aşikardır. Bölgede özellikle yaz aylarında ıslatma suyu da hızla buharlaşır. Topoğrafyanın, toprak profillerinin ve jeolojik katmanların kazı nedeni ile değişmesi kitle kaybına, drenaj deseni ve su ekonomisinin değişmesine, verimli üst toprağın kaybolmasına,  topraktaki canlıların (bitki ve hayvan) yok olmasına ve tüm bunlara bağlı olarak ekolojik dengenin yok olmasına neden olur.

Ocakların açılması ile makilik alanlar yok edilmektedir. Bu da makilik alanların bölünmesine, bitki kaybı, doğal arazi parçalanması ile biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır.

Maden Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme

Proje kapasitesine göre öngörülen rezerv miktarı ve faal olarak çalışmakta olan IR: 20068456 işletme ruhsatının rezerv potansiyeli dikkate alındığında dava konusu faaliyet alanı yerine mevcut ocağın değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca mevcut ocağın değerlendirilmesinin işletme maliyetine sağlayacağı katkı yanında, PTD Tablo 43’de belirtilen 2598 ağacın kesilmesinin gerekmeyeceği ve bu sayede orman bütünlüğünün korunacağı kanaatine varılmıştır.

Taşocaklarından yapılan nakliyat yerleşim yerlerinde trafik ve can güvenliğini tehdit ediyor. 

 SONUÇ: 

Raporun sonuç bölümünde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen gerekçeler özetlenerek Özmet Makine San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından yapılması planlanan II-A grubu (kalker) maden ocağı 20,63 ha alanda kalker üretimi (700.000 ton/yıl), kırma/eleme tesisi (395.000 ton/yıl), hazır beton tesisi (300 m3/saat),  beton parke-büz üretim tesisi (300 m3/saat) için Muğla Valiliği  Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının uygun olmadığı ifade ediliyor.

Davayı vekaleten yürüten MUÇEP Gökova avukatlarından Ümit Kurt, bilirkişi raporunun bölgedeki taşocaklarının faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatlara karşı verilen mücadele açısından çok önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Şimdi Muğla 1. İdare Mahkemesinin vereceği karar bekleniyor.