10 Ağustos 2026 Pazartesi

GÖKOVA’NIN YAMAÇLARI YAPILAŞMAYA MI AÇILIYOR?

 

Sakar’dan Gökova Körfezi’ne bakan parsel için sert itiraz: “Koruma sınırı neden daraltıldı? Hill Sakar Residence hangi hukuki zeminde yükseliyor?”

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Ula Kızılağaç’taki 212 ada 1 parselde bulunan yapı ve “Hill Sakar Residence” projesi için Bakanlığa başvurdu. Dernek, 4171 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan koruma sınırı değişikliğinin bilimsel ve hukuki dayanaklarının açıklanmasını isterken, Gökova’nın denize bakan yamaçlarında yapılaşmanın önünü açabilecek bir sürecin işletildiği uyarısında bulundu. Dernek, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni de sessiz kalmamaya ve projenin iptali için idari ve hukuki girişim başlatmaya çağırdı.

Gökova’da şimdi de gözler Sakar’ın Gökova Körfezi’ne bakan yamaçlarına çevrildi.

Ula ilçesi Kızılağaç Mahallesi’ndeki 212 ada 1 parsel üzerinde bulunan yapı ve “Hill Sakar Residence” adıyla gündeme gelen proje, bölgenin doğal sit statüsü ve koruma sınırlarıyla ilgili yeni bir tartışma başlattı.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı başvuruyla, söz konusu parselin geçmişten bugüne bütün doğal sit statülerinin ortaya çıkarılmasını ve koruma sınırının hangi gerekçeyle değiştirildiğinin açıklanmasını istedi.

Dernek, meselenin yalnızca bir parsel ya da tek bir proje olmadığını vurguluyor.

Çünkü söz konusu alan, Gökova Körfezi’ne hakim, doğal peyzaj açısından son derece kritik bir yamaçta bulunuyor. Burada koruma statüsünün zayıflatılması ve yapılaşmanın önünün açılması halinde bunun başka parseller açısından da emsal oluşturabileceği uyarısı yapılıyor.

“TEKNİK DÜZELTME” DENİLEREK GÖKOVA’NIN KORUMASI DARALTILAMAZ

Tartışmanın merkezinde 25 Haziran 2021 tarihli 4171 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı bulunuyor.

Kararla, Gökova bölgesindeki Kesin Korunacak Hassas Alan sınırlarında değişiklik yapılmıştı.

Dernek şimdi çok temel bir soru soruyor:

212 ada 1 parsel daha önce hangi koruma statüsündeydi, bugün hangi statüde ve bu değişikliğin bilimsel gerekçesi ne?

Başvuruda, sınır değişikliğinin “teknik düzeltme”, “koordinat düzeltmesi” ya da “harita düzeltmesi” gibi ifadelerle açıklanmasının yeterli olmayacağı belirtiliyor.

Çünkü bir sınır değişikliğinin sonucunda bir parsel koruma rejiminin dışına çıkıyor ve yapılaşmaya daha elverişli hale geliyorsa, ortada basit bir harita işlemi değil, doğrudan doğruya doğal alanın koruma statüsünü etkileyen bir idari işlem bulunuyor.

Dernek bu nedenle, 4171 sayılı Kararın hazırlanmasına esas olan tüm bilimsel ve teknik raporların, eski ve yeni koordinatların, sınır paftalarının, kurum görüşlerinin ve ekolojik değerlendirmelerin açıklanmasını talep ediyor.

SORU BASİT: BU ALAN NEDEN KORUMADAN ÇIKTI?

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nin başvurusunda özellikle şu sorunun yanıtı aranıyor:

212 ada 1 parselin koruma alanı dışına çıkarılmasını gerektiren hangi bilimsel, ekolojik ve teknik zorunluluk ortaya çıktı?

Dernek, bu soruya yalnızca güncel imar ve tapu kayıtlarının incelenmesiyle cevap verilemeyeceğini belirtiyor.

Taşınmazın geçmişten bugüne bütün sit kararlarının, koruma kurulu ve komisyon kararlarının, sınır koordinatlarının ve bilimsel raporların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Başvuruda ayrıca, koruma sınırını daraltan işlemler konusunda Danıştay’ın ilgili kararlarında ortaya konulan hukuki ilkelerin dikkate alınması isteniyor.

GÖKOVA’DA YAPILAŞMANIN YENİ KAPISI MI AÇILIYOR?

Çevre örgütünün asıl kaygısı ise tek bir binadan çok daha büyük.

Eğer Gökova Körfezi’ne bakan yamaçlarda koruma sınırlarının daraltılması ve ardından yapılaşmanın önü açılırsa, bunun başka alanlar için de emsal oluşturabileceği belirtiliyor.

Bir başka ifadeyle tartışma, 212 ada 1 parselin sınırlarını aşıyor.

Bugün bir parsel için verilen kararın, yarın Gökova’nın başka yamaçlarında yeni yapılaşma taleplerinin gerekçesine dönüşmesinden endişe ediliyor.

Dernek bu nedenle süreci “Gökova’nın geleceği açısından kritik bir eşik” olarak değerlendiriyor.

Çünkü Gökova’nın doğal değerleri yalnızca korunmuş ormanlardan, koylardan ve kıyılardan ibaret değil. Körfezi çevreleyen yamaçların doğal silueti, ekolojik bütünlüğü ve yapılaşmadan uzak niteliği de bölgenin korunmasının temel parçalarından biri.

“HILL SAKAR RESIDENCE” İÇİN NE KADAR RUHSAT, NE KADAR İZİN VAR?

Parselde mevcut bir yapının yanı sıra “Hill Sakar Residence” ibaresinin yer aldığı ve yeni bir proje izlenimi veren tabela bulunması da başvurunun önemli başlıklarından biri.

Dernek, projenin;

hangi imar planına dayandığının,

yapı ruhsatının bulunup bulunmadığının,

hangi tarihte ve hangi koruma statüsü altında izin verildiğinin,

doğal sit mevzuatı açısından hangi uygun görüşlerin alındığının,

mevcut yapının hukuki durumunun

açıklanmasını istiyor.

Uydu görüntülerinde yapının en azından 2019 yılı itibarıyla mevcut olduğunun görüldüğünü belirten dernek, özellikle yapının inşa edildiği tarihte parselin hangi koruma statüsünde olduğunun belirlenmesini talep ediyor.

Buradaki kritik soru ise şu:

Sonradan yapılan bir koruma sınırı değişikliği, daha önce yapılmış olabilecek hukuka aykırı bir yapılaşmayı geriye dönük olarak meşrulaştırabilir mi?

Dernek, bunun açıkça araştırılmasını istiyor.

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE: “GÖKOVA'NIN YOK EDİLME GİRİŞİMİNE SESSİZ KALMAYIN”

Gökova’nın doğal sit statülerini daraltan düzenlemelere karşı daha önce hukuki mücadele yürüten ve yargı süreçlerinde sonuç alan Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne de çağrı yapıldı.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Büyükşehir Belediyesi’nin bu dosyada yalnızca gelişmeleri izleyen bir kurum olmaması gerektiğini belirtiyor.

Dernek, Büyükşehir Belediyesi’ni 212 ada 1 parsel ve “Hill Sakar Residence” projesinin hukuki durumunun araştırılması, gerekli idari işlemlerin başlatılması ve gerekiyorsa projenin iptali için yargı yoluna başvurulması konusunda harekete geçmeye çağırıyor.

Çevre örgütünün mesajı net:

Gökova’nın korunması yalnızca kağıt üzerinde kalan sit kararlarıyla olmaz. Koruma sınırlarının daraltılmasına, bu sınırların ardından ortaya çıkan yapılaşma baskısına ve doğal alanların parsel parsel yapılaşmaya açılmasına karşı idarelerin de sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

“GÖKOVA’YI PARSEL PARSEL KAYBETMEYELİM”

Dernek, Bakanlıktan acil ve yerinde inceleme yapılmasını; 212 ada 1 parselin geçmiş ve mevcut koruma statüsünün karşılaştırılmasını; 4171 sayılı Kararın bilimsel ve teknik dayanaklarının ortaya konulmasını; mevcut yapı ile “Hill Sakar Residence” projesinin tüm ruhsat ve izinlerinin denetlenmesini talep ediyor.

Başvuruda ayrıca, inceleme tamamlanıncaya kadar devam eden herhangi bir yapılaşma faaliyeti varsa denetlenmesi ve hukuki dayanağı bulunmayan faaliyetlerin durdurulması isteniyor.

Mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde ise yalnızca para cezasıyla yetinilmemesi; gerekli durumlarda mühürleme, ruhsatın iptali veya geri alınması, yıkım ve alanın eski haline getirilmesi dahil bütün hukuki ve idari işlemlerin uygulanması talep ediliyor.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nin çağrısı ise hem Bakanlığa hem yerel yönetimlere:

“Gökova’yı parsel parsel kaybetmeyelim.”

Sakar’ın Gökova Körfezi’ne bakan yamaçlarında bugün verilecek kararın yalnızca bir projenin kaderini değil, Gökova’da doğal koruma ile yapılaşma arasındaki sınırın bundan sonra nerede çizileceğini de belirleyebileceğine dikkat çekiliyor.

Gökova’nın doğal siluetinin betonlaşmaya teslim edilmemesi için ilgili tüm kurumların şeffaf, bilimsel ve hukuka uygun bir inceleme yapması isteniyor.



9 Ağustos 2026 Pazar

GÖKOVA EKOLOJİ MECLİSİ'NİN BASIN AÇIKLAMASI: KIYILAR RANT ALANI DEĞİL, HALKIN ORTAK VARLIĞIDIR!

Kıyıların Ticarileştirilmesinin Önünü Açan Yönetmelik Derhal İptal Edilmelidir

9 Ağustos 2026

Bugün Resmî Gazete'de yayımlanan “Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, Türkiye'nin kıyıları açısından son derece ciddi ve kabul edilemez bir düzenleme getirmiştir.

Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 81. maddesine eklenen yeni fıkra ile; Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelik ile onaylı imar planı hükümlerine uygun olarak düzenleme yapılması kaydıyla, Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ile bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari ünitelerin, hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle kiraya verilmesinin önü açılmaktadır.

Üstelik bu kiralama yalnızca kamu hizmeti amacıyla değil; bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme faaliyetlerinin yürütülmesi gerekçesiyle, Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesine, bağlı ve ilgili kuruluşlara ve bunların iştiraklerine protokol yoluyla yapılabilecektir.

Bu düzenleme, kıyıların kamu yararı temelindeki hukuki statüsü bakımından kabul edilemez bir kırılma yaratmaktadır.

KIYILAR KİMSENİN ÖZEL MÜLKÜ DEĞİLDİR

Anayasa'nın 43. maddesi son derece açıktır:

“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.”

Anayasa aynı zamanda deniz, göl ve akarsu kıyıları ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesini emretmektedir.

Kıyı Kanunu da kıyıların herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olduğunu ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla kıyılar; şirketlerin, işletmelerin, sermaye gruplarının ya da herhangi bir kurumun özel kullanımına tahsis edilerek ticari gelir üretme alanlarına dönüştürülecek sıradan Hazine taşınmazları değildir.

Kıyıların korunması, herkesin eşit ve serbest biçimde yararlanabilmesi ve kamu yararının güvence altına alınması anayasal bir zorunluluktur.

YÖNETMELİKLE KANUNUN ÜZERİNE ÇIKILAMAZ

Bir yönetmelik, kanunun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılabilir. Ancak hiçbir yönetmelik, üst normlara aykırı yeni bir kullanım rejimi yaratamaz.

Bugün yapılan düzenleme tam da bu nedenle ciddi bir hukuki tartışmayı beraberinde getirmektedir.

“Kıyı ve sahil şeritlerinin kiraya verilmesi”nin önünü açan bu düzenleme, uygulamada kıyılardaki ticari kullanımların yaygınlaşmasına, kamuya ait kıyı alanlarının işletme ve gelir elde etme mantığıyla tahsis edilmesine ve kıyıların fiili olarak özelleştirilmesi sonucunu doğurabilecek uygulamalara kapı aralamaktadır.

Üstelik “Bakanlıkça uygun görülecek” alanlar gibi geniş ve belirsiz bir takdir alanının yaratılması, kamu yararının nasıl ve kim tarafından belirleneceği konusunda da ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Kıyıda ticari işletme bulunması ile kıyının ticari bir meta haline getirilmesi aynı şey değildir.

Bugün yapılan düzenleme, bu sınırın aşılması tehlikesini büyütmektedir.

KIYI İŞGALLERİNE YASAL KILIF OLAMAZ

Türkiye'nin dört bir yanında yurttaşların kıyılara erişimini engelleyen, plajları ve sahilleri işletmelerin kullanımına kapatan, kıyıları masa-sandalye, şezlong, tesis ve ticari faaliyetlerle fiilen işgal eden uygulamalarla yıllardır mücadele ediyoruz.

Şimdi yapılması gereken, bu işgalleri ortadan kaldırmak ve kıyıları yeniden halkın ortak kullanımına açmaktır.

Yapılan ise bunun tam tersidir.

Kıyıların ticari kullanımlarını genişletmek yerine kıyı işgallerinin üzerine gidilmelidir.

Kıyılar daha fazla kiralanacak alanlar değil, daha güçlü korunacak ortak yaşam alanlarıdır.

Kıyılar yalnızca bugün yaşayanların değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların da hakkıdır.

KIYI BELEDİYELERİ BİRLİĞİ'NE ÇAĞRIMIZDIR

Kıyıların korunması konusunda en önemli sorumluluklardan biri de kıyı belediyelerinin omuzlarındadır.

Bu nedenle Kıyı Ege Belediyeler Birliği'ni ve tüm kıyı belediyelerini bu düzenleme karşısında açık ve net bir tutum almaya çağırıyoruz.

Kıyı Ege Belediyeler Birliği, üye belediyeler arasında işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek amacıyla kurulmuş bir kamu tüzel kişiliğidir.

Bugün bu işbirliğinin en önemli sınavlarından biriyle karşı karşıyayız.

Birlik; kıyıların ticarileştirilmesine karşı ortak bir tutum açıklamalı, düzenlemenin iptali için gerekli hukuki girişimleri başlatmalı ve kıyı belediyelerini bu mücadelede ortaklaştırmalıdır.

Bu kapsamda Kıyı Ege Belediyeler Birliği'nden;

Yönetmeliğin iptali için dava açmasını,

Anayasa'nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde hukuki inceleme yaptırmasını,

Kıyı belediyeleriyle ortak bir hukuki ve siyasi mücadele hattı oluşturmasını,

Kıyılardaki ticari işgallere ve kamu erişimini engelleyen uygulamalara karşı ortak tutum geliştirmesini,

Kıyıların kamu yararı ve halkın eşit kullanım hakkı temelinde korunması için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunmasını

talep ediyoruz.

ÇAĞRIMIZ AÇIKTIR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na çağrımızdır:

Kıyıları ticari işletmelerin kullanımına açan bu düzenlemeyi derhal geri çekin.

Kıyı Kanunu'nun ve Anayasa'nın emrettiği kamu yararı ilkesine uyun.

Kıyıların daha fazla betonlaşmasına, özelleştirilmesine ve ticarileştirilmesine izin vermeyin.

Kıyılar halkındır.

Denizler, koylar, sahiller ve kıyılar birer rant kaynağı değil; kamusal, ekolojik ve toplumsal varlıklardır.

Gökova'nın koylarından İskenderun'a, Antalya'dan İzmir'e, Muğla'dan Karadeniz'e kadar bütün kıyılarımız için söylüyoruz:

KIYILAR SATILAMAZ, KİRALANAMAZ, ÖZELLEŞTİRİLEMEZ!


KIYILAR HALKINDIR!


YÖNETMELİK DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR!

Gökova Ekoloji Meclisi



31 Temmuz 2026 Cuma

Akyaka’da Kıyı İşgallerine Karşı Eylem: “Kıyılar Halkındır, Ticarileştirilemez”


Gökova Ekoloji Meclisi’nin çağrısıyla bugün Akyaka Maden İskelesi’nde bir araya gelen yurttaşlar, kıyı alanlarının işletmeler tarafından işgal edilerek kamusal kullanımın engellenmesini protesto etti. Basın açıklamasının ardından Çınar Plajı’na yürüyen eylemciler, şezlonglarla kapatılan kıyıda havlularını sererek denize girdi.

Eylem boyunca “Kıyılar Halkındır, Engellenemez”, “Kıyılarda Şezlong İşgaline Son”, “Kıyılar, Ormanlar Ortak Yaşam Alanıdır, Ticarileştirilemez”, “Yargıtay Onadı, İşgal Bitmedi” ve “Azmağın Kırmızı Çizgisi, Kıyı Kenar Çizgisi” yazılı pankartlar taşındı.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Özge Kanat, Azmak kıyısında restoran ve otellerin Kıyı Kanunu’na aykırı biçimde tesisler inşa ederek kıyıları işgal ettiğini, plajların şezlonglarla kapatılması nedeniyle yurttaşların Anayasa ile güvence altına alınan kıyılardan ücretsiz ve eşit yararlanma hakkının ihlal edildiğini belirtti. Açıklamada ayrıca bazı plajlarda giriş ücreti alınmasının da hukuka aykırı olduğu vurgulandı.

Basın açıklamasında şu talepler dile getirildi:

Azmak kıyısındaki tüm kaçak ve hukuka aykırı işgaller kaldırılmalı, yasaya aykırı yapı kayıt belgeleri iptal edilmelidir.

Akçapınar Sahili ve Çınar Plajı’ndaki giriş ücreti uygulamaları sonlandırılmalı, hukuka aykırı yapılar kaldırılmalıdır.

Akyaka Halk Plajı, Maden İskelesi ve Çınar Plajı’nda kıyıyı kapatan şezlong düzenleri kaldırılarak yeterli kamusal kullanım alanı sağlanmalıdır.

Kıyı Kanunu’na aykırı faaliyet gösteren işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımlar uygulanmalı, görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmalıdır.


Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin koruma hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır.

Kaynak: Gündem Fethiye

Basın açıklamasının ardından yurttaşlar sloganlar eşliğinde Çınar Plajı’na yürüdü. Normal koşullarda giriş için 1.500 TL ücret talep edilen plaja giren eylemciler, şezlongların arasına havlularını sererek denize girdi ve kıyının kamusal kullanımına dikkat çekti.













BASINA VE KAMUOYUNA
GÖKOVA KIYILARI HALKINDIR! ANAYASA VE YASALAR UYGULANMALIDIR!

Bugün burada, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan Akyaka kıyılarında yıllardır süren hukuksuzluklara, kıyıların ticari işletmeler tarafından işgal edilmesine ve buna göz yuman kamu kurumlarına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık.
Bizler Gökova Ekoloji Meclisi olarak bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyoruz: Kıyılar hiç kimsenin mülkü değildir; kıyılar halkındır. Bu yalnızca vicdani bir talep değil, Anayasa’nın ve yasaların emridir.

Anayasa’nın 43. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, deniz ve kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğini açıkça düzenlemektedir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu da kıyıların herkesin eşit, serbest ve ücretsiz kullanımına açık olduğunu; kapatılamayacağını, işgal edilemeyeceğini ve özel ayrıcalıklara konu edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır.

Buna rağmen Akyaka’da kamusal kıyılar masa, sandalye, platform, iskele, çit ve benzeri düzenlemelerle fiilen özel işletmelerin kullanımına bırakılmaktadır. Akçapınar Sahili ve Çınar Plajı’nda giriş ücreti alınmakta, Akyaka Halk Plajı, Maden İskelesi ve Çınar Plajı’nda yüzlerce şezlong kıyıları kaplayarak yurttaşların ücretsiz kullanım hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Üstelik Gökova, sıradan bir kıyı değil; Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüne sahip, korunması gereken hassas bir ekosistemdir. 2872 sayılı Çevre Kanunu ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun öngördüğü koruma yükümlülüklerine rağmen bu alanlar ticari baskılar altında kamusal niteliğini kaybetmektedir.

Yıllardır yapılan başvurulara, tutanaklara ve yargı kararlarına rağmen gerekli denetimler yapılmamakta; başta Ula Belediyesi ile Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü olmak üzere yetkili kurumlar anayasal ve yasal sorumluluklarını yerine getirmemektedir. Oysa Danıştay’ın yerleşik kararları, kıyıların kamu yararına tahsis edilmiş alanlar olduğunu ve özel kullanımın kamu yararını ortadan kaldıracak boyuta ulaşamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2025/98 kararı, kıyıların, vatandaşın erişimini engelleyen kişilerin Türk Ceza Kanunu’nun 109/3 maddesi gereğince “nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan cezalandırılması gerektiği yönündedir. Yani, vatandaşın kamuya ait olduğu kanunla belirlenmiş bir alanda özgürce bulunmasını veya buradan yararlanmasını engelleyen kişiler hakkında hapis cezası öngörülmüştür.

Yetkililere çağrımızdır:

  • Azmak kıyısındaki tüm kaçak ve hukuka aykırı işgaller kaldırılmalı, yasaya aykırı yapı kayıt belgeleri iptal edilmelidir.
  • Akçapınar Sahili ve Çınar Plajı’ndaki giriş ücreti uygulamaları sonlandırılmalı; hukuka aykırı yapılar kaldırılmalıdır.
  • Akyaka Halk Plajı, Maden İskelesi ve Çınar Plajı’nda kıyıyı kapatan şezlong düzenleri kaldırılarak yeterli kamusal kullanım alanı sağlanmalıdır.
  • Kıyı Kanunu’na aykırı faaliyet gösteren işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımlar uygulanmalı, görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
  • Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin koruma hükümleri eksiksiz uygulanmalıdır.
Bir kez daha ilan ediyoruz:

Bizler kıyılarımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz. Doğayı, hukuku ve kamusal hakları savunmaya devam edeceğiz. Çünkü kıyılar yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır.

Anayasa açıktır. Yasalar açıktır. Hukuk açıktır.

Şimdi sıra kamu kurumlarındadır.

Gökova susmayacak!

Kıyılar halkındır, işgal edilemez!

Anayasa uygulanmalıdır!

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi rantın değil, yaşamın alanıdır!

GÖKOVA EKOLOJİ MECLİSİ




https://akyakaninsesi.blogspot.com/2026/07/akyakada-ky-isgallerine-kars-eylem.html

27 Temmuz 2026 Pazartesi

Akyaka'daki Kıyı İşgalleri Yargıya Taşındı: Gökova Ekolojik Yaşam Derneği'nden 17 Suç Duyurusu

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Akyaka’da Azmak ve deniz kıyısındaki işletmelerin kıyı işgalleri ve buna ilişkin kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirmediği iddialarıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na toplam 17 ayrı suç duyurusunda bulundu.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, özellikle Kadın Azmağı üzerindeki işletmelerin ruhsat sınırlarını ve kıyı kenar çizgisini aşarak kamuya ait kıyı alanlarını işgal ettiği, bu konuda yurttaşlar tarafından yıllardır yapılan çok sayıda başvurunun sonuçsuz kaldığı belirtildi. Açıklamada, ilgili kamu kurumlarının söz konusu ihlallerden haberdar olmalarına rağmen yasadışı yapılaşma ve işgalleri ortadan kaldırmak için görevlerinin gereğini yerine getirmemelerinin suç duyurularının temel gerekçesini oluşturduğu ifade edildi.

Suç duyurusu dilekçelerinde, Kıyı Kanunu’na aykırı şekilde, imar planlarında yer almayan yapı ve tesislerin inşa edildiği, bu yapılar için yapı kayıt belgeleri düzenlendiği ve çalışma ruhsatları verildiği, kıyı alanlarının şezlonglarla kaplanarak halkın serbestçe kıyıdan yararlanma hakkının engellendiği, plajlara giriş ücreti talep edildiği iddia edildi. Söz konusu yasadışı yapılaşmaların ve faaliyetlerin ağırlıklı olarak Kadın Azmağı kıyısı, Akçapınar’daki Kitesurf Plajı, Çınar Plajı, Akyaka Halk Plajı ve Akyaka Orman Kampı çevresinde bulunduğu belirtildi.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği Yönetimi, yaptığı açıklamada, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sahip olduğu eşsiz biyolojik çeşitliliğin korunması gereken evrensel bir değer olduğunu vurgulayarak, bölgenin rant baskısı altında kalmasına kamu kurumlarının sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Dernek açıklamasında şu değerlendirmeye yer verildi:

“Gökova’nın doğal ekosistemlerini korumak, kıyıları ve ortak yaşam alanlarını gelecek kuşaklara aktarmak için bölge halkı olarak yasadışı yapılaşma ve kıyı işgallerine karşı her türlü meşru ve yasal mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Öte yandan Gökova Ekoloji Meclisi, kıyı işgallerine dikkat çekmek amacıyla 31 Temmuz 2026 tarihinde Akyaka’da bir yürüyüş ve basın açıklaması için  duyuru yaptı.






13 Nisan 2026 Pazartesi

Kamusal Bilgiye Fahiş Ücret İstenmesi Anayasa Mahkemesine Götürüldü

Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri Orman Genel Müdürlüğü'nden talep ettikleri bilgi için kurumun astronomik ücret talep etmesi sonrasında konu yargıya taşınmıştı.  Danıştayda yürütülen yargı sürecinden sonuç çıkmayınca dava Anayasa Mahkemesine götürüldü. Başvuruda, Anayasa ile güvence altına alınmış olan  Bilgi Edinme Hakkının ihlalinin ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılması talep edildi.

Ne olmuştu?

2020 yılında Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Çıtlık mahallesinde 30 hektar yetişmiş orman alanının endüstriyel plantasyon alanı ilan edilerek kesilmek istenmesi üzerine başlatılan yerel mücadele sonrasında proje iptal edilmişti. Bu mücadele sırasında yurttaşlar CİMER aracılığı ile Muğla bölgesinindeki devlet ormanları için hazırlanan amenajman planlarını Bilgi Edilnme Yasası çerçevesinde talep ettiler.  Çıtlık Ormanı mücadelesine katılan Gökova Ekoloji Meclisi üyelerinden Serdar Denktaş'ın CİMER başvurusuna  OGM verdiği yanıtta, planın 75 üniteden oluştuğu belirtilerek her ünitenin fiyatının 1.719 TL olduğunu, toplam 128.925 TL'nin ödenmesi halinde söz konusu bilgilerin bilgi talep edenlerin getirecekleri diske kopyalanabileceğini bildirmişti.

Bu yanıt üzerine Serdar Denktaş Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na söz konusu fahiş ücretin bilgi edinme hakkını fiilen ortadan kaldırdığı gerekçesiyle itiraz etmiş,  ancak  BEDK itirazı 16/09/2020 tarihinde reddetmişti. Karara itiraz edilerek açılan davada Danıştay Onuncu Dairesi E:2021/388, K:2025/2102 nolu kararı ile kararı onaması üzerine temyize gidilmişti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu  E:2025/2298, K:2026/23 nolu kararı ile verilen kararı onayarak kesinleştirdi. Danıştay İDDK'nın kararının gerekçesinde, söz konusu bedelin Bilgi Edinme mevzuatına göre değil, 4736 sayılı Kanun (Kamu Kurumlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri) kapsamında idarenin ürettiği mal/hizmet bedeli olarak görülmesi gerektiği belirtilmişti.

Anayasa Mahkemesine Başvuru

Davacı Serdar Denktaş, kararın temyizde onanması üzerine 14 Nisan 2026 tarihinde bireysel başvuru hakkını kullanarak davayı Anayasa Mahkemesine taşıdı. Serdar Denktaş'ın vekili Av. Yaşar Güzin Altıniş Kurt tarafından AYM'ye sunulan başvuru dilekçesinde üç anayasal hakkın ihlal edildiği belirtilerek şu şekilde gerekçelendirildi:  

İfade Özgürlüğü ve Bilgi Edinme Hakkı İhlali

Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, ifade özgürlüğünü ve bu özgürlüğün ayrılmaz bir parçası olan bilgiye erişim hakkını güvence altına almaktadır. AİHM, Magyar Helsinki Bizottság v. Macaristan (B. No: 18030/11) kararında, kamu yararını ilgilendiren konularda bilgiye erişimin engellenmesinin veya fiilen imkansızlaştırılmasının Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlali olduğuna hükmetmiştir.

Somut olayda başvurucu, Muğla bölgesindeki orman kesimlerine ve endüstriyel plantasyon projelerine (Çıtlık Mahallesi Taşkesiği mevkii örneğinde olduğu gibi) ilişkin kamusal denetim yapabilmek, Anayasa'nın 56. maddesinde belirtilen "çevreyi korumak ve çevre kirlenmesini önlemek" şeklindeki anayasal vatandaşlık ödevini yerine getirebilmek amacıyla bu planları talep etmiştir. Halihazırda idarenin elinde dijital olarak mevcut olan bu belgeler için talep edilen 128.925 TL, ortalama bir vatandaşın ödeme kapasitesini fersah fersah aşan, bilgi edinme hakkını kağıt üzerinde bırakan sansür niteliğinde bir meblağdır.

Hakkın Özüne Dokunulması ve Ölçülülük İlkesinin İhlali 

Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz; hakkın özüne dokunamaz.

İdarenin savunmalarında dahi, bir amenajman planının idarede incelenmesinin 64 TL, haritaların renkli fotokopisinin 60 TL olduğu kabul edilmiştir. Kopyalama ve çoğaltma maliyeti kelimenin tam anlamıyla "sıfır" olan mevcut dijital bir verinin (üstelik mobil diski de vatandaşın getirmesi şartıyla) kopyalanması için dosya başına 1.719 TL istenmesi hiçbir maliyet-fayda analiziyle açıklanamaz.  Kar amacıyla faaliyet gösteren ticari bir işletmenin dahi kar marjından büyük bir ücret talep edilmiştir. 

Danıştay İDDK, idarenin amenajman planlarını üretirken 150.000 TL masraf yaptığını belirterek bu ücreti makul bulmuştur. Oysa Orman Genel Müdürlüğü'nün amenajman planı hazırlaması, asli ve yasal görevidir. Devlet, kendi varlık sebebi olan asli bir kamu hizmetini yerine getirirken yaptığı masrafı, "Bilgi Edinme Hakkını" kullanan vatandaşa fatura edemez. Bu yaklaşım, kamusal bilginin metalaştırılması (ticari bir ürüne dönüştürülmesi) anlamına gelmekte olup, hakkın özünü tamamen yok etmektedir.

Adil Yargılanma ve Gerekçeli Karar Hakkının İhlali 

Danıştay İDDK, uyuşmazlığı tamamen 4736 sayılı Kanun (mal ve hizmet satışı) çerçevesinde değerlendirerek, başvurucunun Bilgi Edinme Kanunu ve Anayasa md. 26 kapsamındaki iddialarını yanıtsız bırakmıştır. Mahkeme, 128.925 TL'lik fahiş bedelin sıradan bir vatandaşın bilgi edinme hakkı üzerinde yaratacağı "caydırıcı etkiyi (chilling effect)" ve hakkı fiilen kullanılmaz hale getirdiği gerçeğini hiçbir şekilde tartışmamış, yalnızca idarenin üretim maliyeti üzerinden tek taraflı bir değerlendirme yapmıştır. Bu durum Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındaki adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkının açık ihlalidir.

Gökova Ekoloji Meclisi Ne Diyor?

Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri, çevrenin korunmasının anayasal bir görev olduğunu, çevrenin korunabilmesi için kamusal bilgiye erişimin ise olmazsa olmaz bir gereklilik olduğunu ve bu hakkın da hem anayasa hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olduğunu belirttiler.

Yapılan açıklamada OGM'nin amenajman planlarını kamuoyundan gizleyerek, bu bilgiye erişim talebine fahiş fiyat talep ederek yurttaşların orman tahribatlarına karşı verdiği mücadelelerin önüne engel çıkarmaya çalıştığının çok açık olduğu belirtildi.  Bilgiye erişimin temel insan haklarından birisi olduğu belirtilen açıklamada, AYM'den de sonuç alınamaması durumunda iç hukuk yolları tüketilmiş olacağı için davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar götürmeyi öngördükleri belirtildi.

19 Ocak 2026 Pazartesi

Danıştay Akyaka'yı talan planını kesin olarak iptal etti

Danıştay 6. Dairesi, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Akdeniz Yeşilleri Derneği ve Akyakalı yurttaşların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 05/10/2020 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli  Akyaka Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planı ile bu planların dayanağı  olan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planının iptali istemiyle açtığı davada verilen iptal kararını onayarak kesinleştirdi.

Açılan davada Muğla 3. İdare Mahkemesi 25/11/2021 tarih ve E:2020/1105, K:2021/1419 sayılı kararı ile söz konusu plan revizyonunu iptal etmişti. Bakanlığın bu karara karşı  yaptığı istinaf başvurusu ise  İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 3.  İdare Dava Dairesinin 17/11/2022 tarih ve E:2022/136, K:2022/1767 sayılı kararı ile red edilmişti. Bakanlık bu red kararı üzerine Danıştaya başvurarak kararın usul ve hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasını talep etmişti.

Danıştay 6. Dairesinde görüşülen başvuruda Mahkeme anılan kararın usul ve hukuka uygun olduğuna, kararın bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından ONANMASINA 25/12/2025 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verdi. Kararın Esas No: 2023/459, Karar No: 2025/7292.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği'nden açıklama:

Davacılar arasında bulunan Gökova Ekolojik Yaşam Derneğ'nden yapılan açıklamada, bu kararın Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin korunması açısından çok önemli olduğu ifade edildi. Açıklamada Bakanlığa bir kez daha çağrı yapılarak  Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin kalbindeki Akyaka'yı rant alanınına dönüştürme sevdasından vaz geçilmesi, Gökova ÖÇKB Yönetim Planı'nın daha fazla geciktirmeden uygulamaya alınması, Akyaka için yeni bir revizyon planının Yönetim Planı uygulamaya alındıktan sonra, onunla uyumlu olacak şekilde, yerel paydaşlar ve halkın katılımı ile birlikte hazırlanmasını istendi.

Akyaka Orman Kampı için ikinci dava : Yönetim Planının iptali isteniyor

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği Akyaka Orman Kampı için 25/08/2025 tarihinde onaylanan Yönetim Planı Revizyonunun iptal edilmesi için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına Danıştay 8. Dairesinde dava açtı. İptal talebinin gerekçesi olarak; plan revizyonunun Orman Kampının Nitelikli Doğa Koruma Alanı statüsü esaslarına göre hazırlandığı, Bakanlar Kurulu'nun Gökova'nın 1. Derece doğal sit statüsündeki alanların sınırlarını daraltarak koruma statülerini düşüren kararının Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından  açılan dava sonucunda Danıştay 4. Dairesi tarafından 11/12/2024 tarihinde iptal edildiği, Akyaka Orman Kampının da bu mahkeme kararı ile önceki koruma statüsü olan  1. Derece Doğal Alanına döndüğü ifade edildi.  

Dava açılmadan önce derneğin Bakanlığa plan revizyonunun iptali için gönderdiği dilekçeye Bakanlık tarafından Danıştay kararının Akyaka Orman Kampını etkilemediği, ayrıca Orman Kampının Nitelikli Koruma Alanı statüsüne geçirilmeden önce herhangi bir koruma statüsünün olmadığı bildirilmişti. Dernek bu yanıt üzerine Orman Kampının önceki statüsünün 1. Derece Doğa Koruma Alanı olduğuna dair belgeyi ekleyerek revizyon planının yürütmesinin durdurularak iptal edilmesi için dava açtı.

Orman Kampının önceki statüsünün 1. Derece Doğal Sit Alanı olduğunun belgesi

Kıyı ve iskelenin halkın kullanımına kapatılarak beach club'a dönüştürüldüğü alan
Yapılan Revizyon Planı doğrultusunda Orman Kampında birçok altyapı ve üstyapı faaliyetinin yürütüldüğü, bu faaliyetler sonucunda kesin korunması gereken doğa koruma alanlarının tahrip edildiği belirtildi. Orman Kampının bu revizyon planı ile çadır ve karavan konaklama kapasitesinin yaklaşık  beş kat arttırıldığı, bu doğrultuda yaban hayvanlarının yaşam alanları tahrip edilerek yeni konaklama alanları açıldığı, 7000 m2 büyüklüğünde otopark düzenleme ihalesi açıldığı, çok sayıda ağacın kesildiği, orman alt bitki örtüsü ğn tahrip edildiği,  elektrik altyapısının mevcut ihtiyacın çok üzerinde bir kapasitenin ihtiyacını karşılamak üzere yenilendiği belgelerle dava dilekçesine eklendi. 1. Derece Doğa Koruma Alanlarında bu faaliyetlere izin verilmediği, dolayısı ile bu faaliyetlere izin veren plan revizyonunun yürütmesinin durdurularak iptali talep edildi.

Orman Kampında Neler Olmuştu?

Muğla Vakfı tarafından işletilen ve  Doğal Sit Koruma Alanı olan Akyaka Orman Kampında geçtiğimiz yıl yürütülen birçok altyapı ve üstyapı inşaatları nedeniyle Akyakalılar ve sivil toplum örgütleri adeta ayaklandılar.   Kıyı Kanununa, Özel Çevre Koruma Hükümlerine, İmar Kanununa aykırı olarak orman kampında  inşa edilen tesisler  tarafından kıyıların halka kapatılmasını protesto etmek için birçok eylem yapıldı.  Muğla Vakfının üçüncü kişilere kiraladığı bu tesislerle ilgili  suç duyurusunda bulunuldu. Ula Belediyesinin işlettiği iki  tesisin de bulunduğu bu işletmeler için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapı kayıt belgeleri düzenlendiği, bu belgelerle Ula Belediyesinden işletme ruhsatları alındığı da ortaya çıktı. Doğal sit alanında yapı kayıt belgesi düzenlemenin yasaya aykırı olduğu yönünde emsal Danıştay kararları olmasına rağmen düzenlenen bu belgelerin iptal edilmesi için Gökova Ekolojik Yaşam Derneği ve Gökova Akyakayı Sevenler Derneği  Bakanlığa dilekçeler verdiler.  

Muğla Valiliğinin açtığı Orman Kampına otopark ihalesi

Muğla Vakfının sözleşmesinin iptali için dava

Orman Kampında yürütülen faaliyetlerin  Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile Muğla Vakfı arasında yapılan işletme sözleşmesine de aykırı olduğu ve bu nedenle işletme sözleşmesinin 10 yıl daha uzatılmasının yasaya aykırı olduğu ve sözleşmenin iptalini gerektirdiği gerekçesi ile Akyakalılar ve sivli toplum örgütleri tarafından Orman Genel Müdürlüğüne sözleşmenin iptal edilmesi için dava açıldı. Açılan dava Danıştay 4. Dairesinde devam ediyor. 

"Yıkılma tehlikesi" gerekçesi ile sağlıklı ağaçların kesim için işaretlenmesine suç duyurusu

Son olarak 2025 Aralık ayında Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'nün Orman Kampında yıkılma tehlikesi olduğu gerekçesi ile birçok ağacı kesilmek üzere işaretlemesi üzerine Akyakalılar müdahale ederek kesimi durdurdular ve nöbet eylemi başlattılar. Gökova Ekoloji Meclisi üyeleri sağlıklı ağaçları yeni rant alanları açmak için kesmek üzere işaretledikleri için Orman İşletmesi yetkilileri ve bu kesimlere izin veren Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu yetkilileri hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundular. Akyaka Orman Kamp için yasaya aykırı olarak hazırlandığı iddia edilen  revize yönetim planı  ile  ilgili olarak CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş'in ÇŞİD Bakanlığına verdiği soru önergesine ise yanıt verilmedi.





19 Aralık 2025 Cuma

Gökova Orman İşletmesinin yeşil sevgisi...


Bugün sosyal medya gruplarında yukarıdaki fotoğraf dolaşıma girdi.  Fotoğraf Gökova Orman İşletme Şefliğinin bahçesine doğal zeminin üzerine plastik yeşil örtü serilirken çekilmişti. Paylaşımı yapanlar şaşkınlıklarını ifade edecek kelimeler bulmakta zorlanıyordu. 

Hakikaten hiç kolay değil.

Tam da Danıştayın Gökova'nın doğal sit koruma statülerini düşüren kararını iptal ettiği, Orman Kampının yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsüne kavuştuğu kararının onaylandığı haberine sevinirken Orman İdaresi Akyakalıların sevincini kursağında bıraktı. 

Mevzuatta 1. Derece doğal sit alanları şu şekilde tanımlanıyor: 

"1. Derece doğal sit alanları, bilimsel, ekolojik ve doğal değerleri en yüksek, mutlak korunması gereken alanlardır. Bu nedenle kullanım çok sıkı kurallara bağlanmıştır; koruma esastır, kullanım istisnadır. Konut, turizm tesisi, sanayi yapısı vb. her türlü yapılaşmaya kapalıdır. Ağaç kesimi, arazi tesviyesi, dolgu, kazı gibi çalışmalara izin verilmez. 1. Derece doğal sit alanlarında ancak bilimsel araştırmalar ve eğitim amaçlı faaliyetlere veya alanın korunmasına yönelik bakım ve onarım çalışmalarına izin verilebilir. Bu faaliyetler de ekosistemi bozmamak şartı ile geçici ve izne tabi düzenlemelerle Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu izni ile yapılabilir."

Bir yıldır Akyaka Orman Kampında yürütülen faaliyetlerin, inşaatların bu tanımla, yani yasayla ilgisi yok. Toprak zeminli yürüyüş yolları, patikalar betonla kaplanarak genişletildi doğal peyzaj yok edildi. İş makineleri ile toprağın altı üstüne getirilerek elektrik, kanalizasyon çalışmaları yapıldı, konaklama kapasitesi katlanarak arttırıldı. Karavan alanlarına  sürekli sulama gerektiren rulo çimler serildi. Orman alt bitki örtüsü, genç ağaçlar iş makineleri ile tahrip edilerek birçok yeni çadır ve karavan alanı açıldı, 7000 m2 otopark ihalesi yapıldı. Bu işler yine Valiliğin başka bir kuruluşu olan Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığının (YİKOB) ödediği paralarla açılan ihaleleler ile yapılıyor.  Yani Valiliğin bir şirketi olan Muğla Vakfı daha çok kazansın diye Valiliğin başka bir kuruluşu devreye sokuluyor.  Akyakalılar tüm bunlara karşı mücadelesini sürdürüyor, davalar açıldı, suç duyuruları yapılıyor, eylemler yapılıyor, yeni davalar yolda.

Bu mücadelenin odağında öncelikle Orman Kampının işletmecisi Muğla Valiliğinin şirketi olan Muğla Vakfı var. Peki tüm bunlar olurken Orman Kampının asıl sorumlusu olan Orman İşletmesi ne yapıyor? Orman İşletmesi şimdiye kadar adeta Muğla Valiliği ile el ele bu yasa tanımazlığa ortak oldu. Eğer Orman İdaresi Muğla Vakfı ile yaptığı sözleşmeye baksa, okusa, bunların sözleşmenin iptalini gerektiren yasaya aykırı işler olduğunu görecektir. Aynen bizim gördüğümüz gibi. Ama Orman İdaresi ne okuyor, ne  duyuyor, ne görüyor.  Adeta  Muğla Valiliği ile birlikte, Orman Kampının ekosistemini yok ederek plastik/beton karışımı bir ticarethaneye dönüştürmek için ortaklık kurmuş gibi davranıyor.

Ne diyelim, Şefliğin bahçesine yeşil plastik örtü örtmesi tam da bu tutumunun dışavurumu olmuş. Adeta doğal olan herşeye düşman kesilmiş bir anlayışla 'yönetilen' Orman Kampında Orman İdaresinden daha iyisini beklemek yersiz bir beklenti olurdu. İster misiniz günlerdir ormancılar ağaçları kesmesinler diye nöbet tuttuğumuz ormanda bir sabah kesilmiş ağaçların yerine dikilmiş plastik ağaçlardan oluşan bir ormanla karşılaşalım?  Yıkılma derdi yok, dökülen yapraklarla ortalığı kirletme derdi yok...Yemyeşil... Hep yeşil.... Evergreen...Sağa sola serpiştirilmiş plastik hayvan, çiçek maketleriyle zenginleştirilmiş bir biyoçeşitlilik?  İdarecilerimiz bize şöyle masal gibi, yeşil bir Gökova hediye etse...? İstemez miyiz?

Neyse, ironiyi burada keseyim. Belli mi olur, fikri beğenip ciddiye alan olur. 

Hakiketen bu plastik yeşil sevginizden, beton seviciliğinizden usandık.

Vicdanlı, ekolojik okuryazarlığı olan, liyakatlı, doğaya, yasalara saygılı yöneticiler istiyoruz. 

Çok mu fazla şey  istiyoruz? 

En azından Yavaşkent Akyaka'nın sakinleri bunu hak etmiyor mu? Az önce haberi düştü: Dünyanın en iyi dört tatil köyünden biri seçilmiş Akyaka... Bu ağır şakayı nasıl kaldırabileceğiz...

13 Aralık 2025 Cumartesi

Akyaka Orman Kampı Forumu: Rant İçin Doğa Katliamına İzin Vermeyeceğiz!


Gökova Ekoloji Meclisinin çağrısı ile Muğla'nın değişik ilçelerinden doğa dostları bugün Akyaka Orman Kampında buluştular. Etkinliğe Gökova - Akyaka'yı Sevenler Derneği, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Akyaka Kültür Sanat Derneği, MUÇEP Datça Meclisi, Muğla Çevre Geliştirme Derneği, CHP il ve Ula ilçe örgütleri, eski Muğla milletvekilleri Süleyman Girgin ve Ali Arslan da katıldılar.  

Buluşmada Gökova Ekoloji Meclisi gönüllüsü Serdar Denktaş  Doğal Sit Koruma Alanı olan Akyaka Orman Kampındaki yeni rant alanları oluşturmak için yapılan doğa tahribatlarındaki son durum ve mücadele süreci üzerine bir sunum yaptı.  Daha sonra düzenlenen ve Devrim Bayar tarafından yönetilen  forumda  birçok konuşmacı söz alarak Orman Kampındaki uygulamaların kabul edilemez olduğunu dile getirdiler.  Elektrik Mühendisi ve Gökova Ekoloji Meclisi gönüllüsü Neşe Yüzak YİKOB tarafından ihale edilen elektrik altyapısı çalışmaları sonunda ihtiyacın çok üzerinde, adeta bir tatil köyünün ihtiyacını karşılamaya yetecek güçte bir trafo ve elektrik dağıtım sistemi kurulduğunu söyledi.

Orman Mühendisi  Osman Eşe, kesilmek istenen ağaçların işaretlenmesinin mevzuata aykırı olduğunu, yıkılma tehlikesi olan ağaçların damgalanmak sureti ile işaretlenmesi gerektiğini, ancak burada yıkılma riski olmayan, sağlıklı  ağaçların kabukları kazınarak gelişigüzel işaretleme yapıldığını belirtti. Bu anlayışla tüm ağaçların yıkılma riski olduğunun söylenebileceğini, bu gerekçe ile tüm ağaçların kesilerek ağaçsız bir kamp alanına dönüştürülebilmesinin  mümkün olduğunu ifade etti. Orman Kampının 1. Derece Yangın Riski olan orman alanı içerisinde bulunduğunu  ve sürekli kapasite artışının yangın riskini daha da arttırdığını ifade etti.


Forum sonunda bir sonuç bildirgesi Gökova Ekoloji Meclisi gönüllüsü Özge Kanat tarafından okundu. Daha sonra kesilmek üzere işaretlenen ağaçları görmek üzere kamp alanında bir inceleme gezisi  yapıldı. Otopark düzenlemesi  ve bu alana araç giriş çıkışı için yol açılmasının planlandığı düşünülen alanda yapılan incelemede orman alt bitki örtüsünün iş makineleri ile tahrip edildiği, birçok genç ağacın yok edildiği ve sağlıklı ağaçların kesilmek üzere işaretlendiği tespit edildi. Sahada yapılan değerlendirmeler sonrasında buluşma sonlandırıldı.




FORUM SONUÇ BİLDİRGESİ


Akyaka Orman Kampının rant için katledilmesine izin vermeyeceğiz!

Akyakalılar olarak bir kez daha diken üzerindeyiz, nöbetteyiz. Çünkü Doğal Sit Koruma Alanı olan Akyaka Orman Kampında "yıkılma tehlikesi olduğu gerekçesi ile sağlıklı ağaçlar katledilmek isteniyor. Üstelik bunu ormanı korumakla görevli Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yapmak istiyor, doğal sit alanlarını korumakla görevli Muğla  Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu da izin veriyor. 

Bugün Akyaka Orman Kampında tüm bu gelişmeleri konuşmak üzere biraraya geldik. Muğla'nın birçok yerinden doğa dostları çağrımıza yanıt vererek yanımızda oldular, katılan herkese ve basına teşekkür ederiz. Orman Kampının nasıl bir rant projesi haline getirilmek istendiğini, hukuksuzlukları ve bunlarla nasıl mücadele edeceğimizi konuştuk. Mücadele sürecine katılan arkadaşlarımızın sunumları ve yaptığımız forumda öne çıkan noktaları bir sonuç bildirgesi şeklinde kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz:

Orman Bölge Müdürlüğünün basına yaptığı açıklama ile 41 adet ağacın yıkıldığı veya yıkılma tehlikesi olduğu gerekçesi ile kesileceği bilgisi üzerine kamp alanında yaptığımız incelemede bunun doğru olmadığı hep birlikte gördük. Tespitlerimize göre  yıkılmış durumda olan yalnızca iki ağaç ve yıkılma tehlikesi olduğunu gözlemlediğimiz bir tane ağaç mevcuttur. Ancak incelememizde bu ağaçların kesilmek ya da kaldırılmak üzere damgalanmadığını, aksine sağlıklı ağaçların işaretlendiğini tespit ettik. Üstelik bu işaretleme mevzuata aykırı olarak damgalama şeklinde değil, ağaçların gövdesini gelişigüzel kazıyarak yapıldığını gördük.Bu ağaçların işaretlenmesinin gerçek  nedeni; yeni çadır ve karavan konaklama alanları açmak, yolları genişletmek, yapmak istedikleri 7000 m2'lik otoparkta bulunmaları, ya da o otoparka araç giriş/çıkışı sağlamak için açmak istedikleri yeni yol güzergahı üzerinde bulunmalarıdır. Bu ağaç kesimlerine izin veren Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri ve Muğla TVKK Komisyonu üyeleri suç işlemektedirler.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alan Akyaka Orman Kampı doğal sit koruma alanıdır. 2018 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Gökova bölgesinin doğal sit koruma statüleri düşürülmüştür. Bundan Akyaka Orman Kampı da nasibini almış ve daha önce "1. Derece Doğal Sit" olan statüsü "Nitelikli Koruma" statüsüne düşürülmüştür. Ancak Muğla Büyükşehir Belediyesinin bu karara karşı açtığı davada Danıştay 11.12.2025 tarihinde verdiği kararla bu statü değişikliklerini iptal etmiştir. Dolayısı ile Akyaka Orman Kampı yeniden 1. Derece Doğal Sit koruma statüsüne kavuşmuştur. 1. Derece Doğal Sit Alanlarında mevcut kullanımlar dışında yeni kullanım alanları, ticari faaliyet alanları oluşturulmasına izin verilmez, ancak Tabiat Varlıklatını Koruma Kurumunun izni ile bilimsel çalışmalara izin verilebilir.

Ağustos ayında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Akyaka Orman Kampı için bir Yönetim Planını Revizyonunu onaylayarak uygulamaya almıştır. Bu planın kopyası yurttaşlar olarak  Bilgi Edinme Yasası kapsamında talep etmemize karşın verilmemiştir. Ancak biliyoruz ki, bu revizyon planı ile Muğla Vakfının Orman Kampını işlettiği süre içerisinde yasaya aykırı olarak inşa ettiği yapılar ve devam eden faaliyetleri legal hale getirilmek istenmektedir. Hatırlayalım;  kıyı kanununa aykırı olarak kıyıda birçok işletme tesis edilmiş, doğal yapı tahrip edilerek  birçok yeni karavan ve çadır alanı oluşturulmuş, yollar açılmış veya genişletilmiş, 500 araçlık yeni bir otopark alanı düzenlenmek için orman alt bitki örtüsü tahrip edilmiş, genç ağaçlar iş makineleri ile yok edilmiş, yeni tuvaletler inşa edilmiş,  mevcut ihtiyacın çok çok üzerinde tesislerin ihtiyacı karşılanmak üzere elektrik ve kanalizasyon altyapı çalışmaları yapılmıştır. Anlaşılıyor ki, kamuoyundan gizlenenerek onaylanan revizyon planında bu faaliyetlerin yolu açılmıştır. Ancak Bakanlık bu onayı verirken Orman Kampının yeniden 1. Derece Doğal Sit Alanı statüsünde olduğunu dikkate almamıştır, Danıştay kararını tanımamıştır. Sivil toplum örgütleri olarak Bakanlıktan bu revizyon planının iptal edilmesi talebimize de yanıt verilmemiştir. Bu planın iptali için artık yeni bir dava açmaktan başka çare kalmamıştır.

Tüm bu süreçte Muğla Valiliği'nin açtığı yeni bir ihale ile yapılmak istenen talanın boyutları çok daha belirgin hale gelmiştir. Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı 11 Aralık 2025 tarihinde "Gökova Konaklamalı Orman Kampı Koruma Amaçlı İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu Hazırlanması ile Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Yapımı" işi ihaleye çıkarılmıştır. 1. Derece Doğal Sit alanı yasaya göre hiçbir şekilde imar planlamasının konusu olmaması gerekirken bu ihale hukuksuz bir şekilde  fiili olarak yaratılan talanı meşru hale getirmeyi hedeflemektedir.

Orman Kampında YİKOB tarafından ihale edilen elektrik altyapısı çalışması çerçevesinde 800 kva'lık bir trafo yerleştirilmiş, projeye göre 184  büyük çadır,  336 küçük çadır ve 32 karavan için kablolar çekilmiş, dağıtım panoları yerleştirilmiştir. Orman Kampının tescil edildiği 2006 yılında onaylanmış olan yönetim planına göre Orman Kampında en fazla 145 çadır ve 26 karavanın konaklamasına izin verilmektedir. Geçmiş yıllarda bu kapasitenin üzerinde konaklamaya izin verildiği ve 1. Derece yangın bölgesi içerisinde olan orman kampında yangın tehlikesine yol açıldığı için Muğla Vakfı  Orman İşletmesi tarafından uyarılmıştır. Ancak uyarının yapıldığı kapasitenin çok üzerinde kapasite artışına gidilerek yangın tehlikesi çok daha arttırılmıştır. Bu kapasite artışına ÇŞİD Bakanlığı tarafından onaylanan Revizyon Yönetim Planı ile de izin verildiği anlaşılmaktadır. Doğal Sit Koruma Alanında yasalara ve işletme sözleşmesine aykırı olarak  doğayı tahrip eden, orman yangın tehlikesini olağanüstü  arttıran bu kapasite artışına onay veren ÇŞİD Bakanlıği, Muğla Orman İşletmesi, Muğla TVKK hep birlikte yasaları çiğnemektedirler.

Orman Kampının işletmecisi Muğla Vakfı olmasına ve sözleşmesinde trafo gibi altyapı tesislerinin masraflarının işletmeci tarafından karşılanacağı açıkça belirtilmiş olmasına karşın elektrik altyapı ihalesi Muğla Vakfı tarafından değil, YİKOB tarafından yapılmıştır. Her iki kurum arasındaki mali ilişkiler, sözleşmeye aykırı olmasına karşın orman kampındaki ihalelerin hangi gerekçe ile YİKOB tarafından yapıldığı şeffaflık adına kamuoyuna açıklanmalıdır.

Bizler; Akyakalılar, Gökovalılar, Muğlalılar olarak gözbebeğimiz gibi korumamız gereken Akyaka Orman Kampında yapılmak istenen bu talana izin vermeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. İlgili tüm kurumlara sesleniyoruz: Görevinizin gereğini yerine getirin ve Akyaka Orman Kampının Doğal Sit  Koruma Alanı olarak korunmasını sağlayın, talancılarla işbirliği yapmaktan vazgeçin.

Gökova Ekoloji Meclisi, 13.12.2025