Kıyıların Ticarileştirilmesinin Önünü Açan Yönetmelik Derhal İptal Edilmelidir
9 Ağustos 2026
Bugün Resmî Gazete'de yayımlanan “Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, Türkiye'nin kıyıları açısından son derece ciddi ve kabul edilemez bir düzenleme getirmiştir.
Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 81. maddesine eklenen yeni fıkra ile; Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelik ile onaylı imar planı hükümlerine uygun olarak düzenleme yapılması kaydıyla, Bakanlıkça uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ile bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari ünitelerin, hasılat ve/veya gelirden pay alınması suretiyle kiraya verilmesinin önü açılmaktadır.
Üstelik bu kiralama yalnızca kamu hizmeti amacıyla değil; bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme faaliyetlerinin yürütülmesi gerekçesiyle, Bakanlığın merkez teşkilatına, döner sermaye işletmesine, bağlı ve ilgili kuruluşlara ve bunların iştiraklerine protokol yoluyla yapılabilecektir.
Bu düzenleme, kıyıların kamu yararı temelindeki hukuki statüsü bakımından kabul edilemez bir kırılma yaratmaktadır.
KIYILAR KİMSENİN ÖZEL MÜLKÜ DEĞİLDİR
Anayasa'nın 43. maddesi son derece açıktır:
“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.”
Anayasa aynı zamanda deniz, göl ve akarsu kıyıları ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesini emretmektedir.
Kıyı Kanunu da kıyıların herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olduğunu ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla kıyılar; şirketlerin, işletmelerin, sermaye gruplarının ya da herhangi bir kurumun özel kullanımına tahsis edilerek ticari gelir üretme alanlarına dönüştürülecek sıradan Hazine taşınmazları değildir.
Kıyıların korunması, herkesin eşit ve serbest biçimde yararlanabilmesi ve kamu yararının güvence altına alınması anayasal bir zorunluluktur.
YÖNETMELİKLE KANUNUN ÜZERİNE ÇIKILAMAZ
Bir yönetmelik, kanunun uygulanmasını göstermek amacıyla çıkarılabilir. Ancak hiçbir yönetmelik, üst normlara aykırı yeni bir kullanım rejimi yaratamaz.
Bugün yapılan düzenleme tam da bu nedenle ciddi bir hukuki tartışmayı beraberinde getirmektedir.
“Kıyı ve sahil şeritlerinin kiraya verilmesi”nin önünü açan bu düzenleme, uygulamada kıyılardaki ticari kullanımların yaygınlaşmasına, kamuya ait kıyı alanlarının işletme ve gelir elde etme mantığıyla tahsis edilmesine ve kıyıların fiili olarak özelleştirilmesi sonucunu doğurabilecek uygulamalara kapı aralamaktadır.
Üstelik “Bakanlıkça uygun görülecek” alanlar gibi geniş ve belirsiz bir takdir alanının yaratılması, kamu yararının nasıl ve kim tarafından belirleneceği konusunda da ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Kıyıda ticari işletme bulunması ile kıyının ticari bir meta haline getirilmesi aynı şey değildir.
Bugün yapılan düzenleme, bu sınırın aşılması tehlikesini büyütmektedir.
KIYI İŞGALLERİNE YASAL KILIF OLAMAZ
Türkiye'nin dört bir yanında yurttaşların kıyılara erişimini engelleyen, plajları ve sahilleri işletmelerin kullanımına kapatan, kıyıları masa-sandalye, şezlong, tesis ve ticari faaliyetlerle fiilen işgal eden uygulamalarla yıllardır mücadele ediyoruz.
Şimdi yapılması gereken, bu işgalleri ortadan kaldırmak ve kıyıları yeniden halkın ortak kullanımına açmaktır.
Yapılan ise bunun tam tersidir.
Kıyıların ticari kullanımlarını genişletmek yerine kıyı işgallerinin üzerine gidilmelidir.
Kıyılar daha fazla kiralanacak alanlar değil, daha güçlü korunacak ortak yaşam alanlarıdır.
Kıyılar yalnızca bugün yaşayanların değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların da hakkıdır.
KIYI BELEDİYELERİ BİRLİĞİ'NE ÇAĞRIMIZDIR
Kıyıların korunması konusunda en önemli sorumluluklardan biri de kıyı belediyelerinin omuzlarındadır.
Bu nedenle Kıyı Ege Belediyeler Birliği'ni ve tüm kıyı belediyelerini bu düzenleme karşısında açık ve net bir tutum almaya çağırıyoruz.
Kıyı Ege Belediyeler Birliği, üye belediyeler arasında işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek amacıyla kurulmuş bir kamu tüzel kişiliğidir.
Bugün bu işbirliğinin en önemli sınavlarından biriyle karşı karşıyayız.
Birlik; kıyıların ticarileştirilmesine karşı ortak bir tutum açıklamalı, düzenlemenin iptali için gerekli hukuki girişimleri başlatmalı ve kıyı belediyelerini bu mücadelede ortaklaştırmalıdır.
Bu kapsamda Kıyı Ege Belediyeler Birliği'nden;
⦁ Yönetmeliğin iptali için dava açmasını,
⦁ Anayasa'nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat çerçevesinde hukuki inceleme yaptırmasını,
⦁ Kıyı belediyeleriyle ortak bir hukuki ve siyasi mücadele hattı oluşturmasını,
⦁ Kıyılardaki ticari işgallere ve kamu erişimini engelleyen uygulamalara karşı ortak tutum geliştirmesini,
⦁ Kıyıların kamu yararı ve halkın eşit kullanım hakkı temelinde korunması için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunmasını
talep ediyoruz.
ÇAĞRIMIZ AÇIKTIR
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na çağrımızdır:
Kıyıları ticari işletmelerin kullanımına açan bu düzenlemeyi derhal geri çekin.
Kıyı Kanunu'nun ve Anayasa'nın emrettiği kamu yararı ilkesine uyun.
Kıyıların daha fazla betonlaşmasına, özelleştirilmesine ve ticarileştirilmesine izin vermeyin.
Kıyılar halkındır.
Denizler, koylar, sahiller ve kıyılar birer rant kaynağı değil; kamusal, ekolojik ve toplumsal varlıklardır.
Gökova'nın koylarından İskenderun'a, Antalya'dan İzmir'e, Muğla'dan Karadeniz'e kadar bütün kıyılarımız için söylüyoruz:
KIYILAR SATILAMAZ, KİRALANAMAZ, ÖZELLEŞTİRİLEMEZ!
KIYILAR HALKINDIR!
YÖNETMELİK DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR!
Gökova Ekoloji Meclisi
.jpeg)

.jpeg)




.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)










.jpg)


















.jpg)
.jpeg)