azmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
azmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2021 Pazartesi

Orfoz Restoran’a doğayı katletmek suçundan yüksek para cezası !

Akyaka’da Kadın Azmağı kenarında faaliyet gösteren Azmak Kapı Orfoz Restoran, Azmağı doldurarak kamusal alanı işgal ettiği ve ekosistemi tahrip ettiği gerekçesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 241.395 TL idari para cezasına çaptırıldı.

Mart ayının hemen başında Orfoz Restoran işletmesi tarafından restoranın girişine yakın Azmak kıyı alanında bulunan ağaç ve sazlıklar kesilmiş, nehrin içine taş ve çakıl ve toprak malzeme  doldurularak oluşturulan alanın üzerine “Özel Mülk” tabelası çakılmıştı. Restoranın işgal ettiği bu alanı dubalarla çevirerek kamuya kapattığı ve kendi restoran müşterilerine araç park yeri olarak kullandırdığı gözlendi.  Ula Belediyesi 4.3.2021 tarihinde yapılan tahribatı bir yazı ile Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bildirdi. 13.3.2021 tarihinde MUÇEP Gökova Meclisi tahribatın gerçekleştirildiği alanda yaptığı basın açıklaması ile bu doğa tahribatını protesto etmiş ve ilgili kurumları göreve davet etmişti.  15.3.2021 tarihinde de Gökova Ekolojik Yaşam Derneği de Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne şikayet dilekçesi vermiş ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurunda bulundu. Yapılan suç duyurusunda aynı işletmenin bu suçu daha önce de işlediği,  restoranın girişindeki Azmak kıyısını  doldurarak üzerine masalar koyduğu ve ticari alana dönüştürdüğü eklendi.


23.3.2021 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün Ula Belediyesi’ne gönderdiği yazı ile işletmeye 241.395 TL para cezası kesildiği bildirildi. İlgili yazıda “Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm Ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin Tahliye ile ilgili 70. Maddenin birinci bendi "Kiralanan, tahsis edilen, işletme hakkı veya kullanma izni verilen Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerin süresi dolduğu hâlde tahliye edilmeyen, sözleşmesi veya taahhütnamesi fesh edilen veya herhangi bir sözleşmeye dayanmaksızın fuzulen işgal edilen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların tahliyesi İdarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç onbeş gün içinde sağlanarak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer İdarece görevlendirilecek memurlara boş olarak teslim edilir." ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun Ecrimisil ve tahliye ile ilgili 75. maddesinde "...İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir" hükümlerine yer verildi. 

Ula Belediyesi’nden işgalin ivedilikle tahliyesinin sağlanması istendi

ÇŞB Muğla İl Müdürü Ömür ÖZDİL imzası ile Ula Belediyesi’ne gönderilen yazıda bahsi geçen hükümler çerçevesinde Ula İlçesi, Akyaka Mahallesinde yer alan 135 ada 1 parselde Azmak Kapı Orfoz Restoran isimli işletmenin kullanımında ve Azmak üzerinde bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındaki alanda Ula Belediye Başkanlığı tarafından; güncel yer tespitlerinin yapılarak; alanda izinsiz uygulamaların (dolgu, yapı vb.) 3621 Sayılı Kıyı Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 ve 42.nci maddelerine göre yasal gereğinin yerine getirilmesi ve bu alanla birlikte 135 ada 1 parsel ve 127 ada 1 parsel numaralı taşınmaz arasında yer alan Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındaki yerlerin tahliyesinin ivedilikle yapılması ve söz konusu alanın Valiliğimiz Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne teslim edilmesi hususunda gereğinin yapılması istendi. 

Azmak işgalleri ne zaman bitecek?

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin gözbebeği Azmak, yıllardır yakınında konumlanan özellikle restoran ve otel işletmelerinin işgali altında ve her geçen gün işgal edilen alan büyüyor. Dört yıl önce Elif Hanım Otel işletmesi de Azmak kenarında neden olduğu benzer tahribat nedeni ile ağır idari para cezasına çarptırılmış, işletmecisi hakkında hapis cezası verilmişti (Dava istinaf mahkemesine taşındı). 

Ne  Özel Çevre Koruma Hükümlerinin ne İmar Kanunu Hükümlerinin korumaya yetmediği Azmak, üstelik Kıyı Kanunu yürürlüğe girdiğinde bu kanunun kapsamının da dışında bırakılmıştı. Akyakalı sivil toplum örgütlerinin girişimleri sonucunda Azmak nihayet kanun kapsamına alınmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Kıyı Kenar Tespit çalışması başlatılmıştı. Yıllar süren tespit çalışması 2020 yılında sonuçlanarak Akyaka İmar Planına işlendi. İmar Planına işlenen Azmak kıyı kenar çizgine göre birçok işletmenin Azmağı işgal ettiği anlaşılıyor. 

Akyakalılar plana uygun olarak bu işgallerin  tahliyesini beklerken diğer yandan Azmak kenarında yeni işgal ve doğa tahribatı haberleri çoğalıyor.  MUÇEP Gökova Meclisi 13 Martta yaptığı basın açıklamasında Muğla Valiliği, Ula Kaymakamlığı ve Ula Belediyesi’ni göreve davet ederek  Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içindeki bu kıyı işgallerinin bir an önce sonlandırılmasını talep etmişti.



Akyaka sakinleri şimdi Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün Orfoz Restoran’la ilgili aldığı tahliye kararının diğer yasa dışı işgaller için de  uygulanıp uygulanmayacağını merak ediyor. En önemli soru ise, tahliye edilecek alanlardaki ekolojik tahribatın rehabilitasyonu için çalışma yapılacak mı?

 

 

11 Şubat 2020 Salı

Kadın Azmağı'na yine darbe vuruldu !...

Sazlıkların tahrip edildiği alan

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan Akyaka’da Kadın Azmağı kenarında sazlıklar kesilerek sulak alan ekosistemine yeni bir darbe daha vuruldu. Azmak Köprüsüne yakın, Bani Resoran’ın önünde gerçekleşen tahribatın incelenmesi ve sorumluları hakkında cezai işlem yapılması için Gökova Ekolojik Yaşam Derneği dilekçe vererek Çevre ve Şehircilik Muğla İl Müdürlüğü’nü göreve davet edildi.

Azmak kenarındaki işletmelerden Elif Hanım Otel üç yıl önce benzer suçtan yargılanmış ve önce para cezası, sonra da suç tekrar işlendiği için hapis cezasına hükmedilmişti.



Sazlıkların Önemi

Gri Balıkçıl
Son derece sık ve boylu olarak yetişen sazlıklar, bulundukları alanı üretken ekosistemlere dönüştürürler. Sulak alanlarda bulunan sazlıklar doğal yapıları ile bulundukları bölgeye canlılık verirler, çevrenin kirlenmesinin önüne geçerler.

Sulak alanlar  ve sazlıklar, ördekler, kazlar, balıkçıllar, dalgıçlar, yağmurcunlar, karabataklar, pelikanlar, düdükçünler, saz bülbülleri, martılar, kaşıkçı kuşları, çeltikçiler, sumrular gibi birçok kuş türüne  ev sahipliği yaptığı gibi balıkların da yumurtlama ve saklanma alanlarıdır. Kadın Azmağı, Gökova'nın Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmesindeki önemli unsurlardan birisi olan ve IUCN Kırmızı Listesinde yer alan, nesli tehdit altındaki su samurlarının da yaşam alanı.

Su Samuru
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Başkanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan,   
sazlıkların kökünde antibiyotik işlevi gören maddeler olduğunu, bu maddelerin salgılanmasının  yalnızca sazlıkları değil, çevrelerini de zararlı bakterilerden doğal olarak koruduğunu, özellikle koli basili ve entorkokların yaşamasına izin vermediklerini ifade ediyor.  Daha ayrıntılı bilgi için Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan’ın  2012 yılında gerçekleşen “Azmak'ta Doğal Yaşam Yok Olmasın Sempozyumu“ ‘nda yaptığı  “Kadın Azmağında Biyoçeşitlilik” başlıklı sunuma bu bağlantıdan erişebilirsiniz.


13 Şubat 2019 Çarşamba

Elif Hanım Oteli Davasında Örnek Karar !



Gökova Ekolojik Yaşam Derneği’nin inşaatı ve işletmesi sırasında Kadın Azmağı’nın ekosistemini defalarca tahrip etttiği ve çevreyi kirlettiği gerekçesi ile hakkında dava açtığı Elif Hanım Otel’in sahibi Aynur Çakır’a 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugün yapılan son duruşmasına davacı dernek, davalı otel ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü avukatları katıldı.

Karar metninde şu ifadeler yer aldı:
  1. Suçun işlendiği tarihte otel yöneticisi olarak çalışan Tahir Nejat Altın’ın baraatine,
  2. Otel sahibi Aynur Çakır’ın sabit olan çevreyi kasten kirletme suçundan eylemine uyan TCKnun 181/1-2 maddesi uyarınca olayın oluş ve işleniş biçimi, meydana gelen zarar, cezanın sanık üzerinde yeterli uyarıcı etkisi dikkate alınarak takdiren öngörülen cezanın asgari sınırından uzaklaşılmak suretiyle 3 YIL DOKUZ AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Olayın oluş ve işleniş biçimi, meydana gelen zarar, cezanın sanık üzerinde yeterli uyarıcı etkisi dikkate alınarak  cezasından takdiri ya da yasal başkaca indirim ya da artırım yapılmasına yer olmadığına,

Davaya Dernek ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü adına katılan avukatların vekalet  ücretlerinin davalıdan tahsil edilerek kendilerine ödenmesine karar verildi.

Kararda davaya İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolunun açık olduğu da belirtildi.

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği ve Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi üyeleri,  davada çıkan kararın özellikle Kadın Azmağı başta olmak üzere Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinde işlenen benzer çevre suçları bakımından örnek teşkil edeceği için çok önemli olduğunu ifade ettiler.

26 Ocak 2019 Cumartesi

Elif Hanım Otel davasında yeni bilirkişi raporu Azmak tahribatını bir kez daha onayladı

İnşaattan önce

İnşaattan sonra


İnşaatı sırasında  Kadın Azmağı’nın flora ve faunasına zarar verdiği gerekçesi ile Gökova Ekolojik Yaşam Derneği tarafından Elif Hanım Otel’e karşı açılan dava üçüncü yılını doldurmak üzere. Son olarak otelin neden olduğu ekolojik tahribat bilirkişi raporu ile somutluk kazanmıştı. Muğla 4. Asliye  Ceza Mahkemesinde görülen davanın son duruşmasında Çevre Mühendisi Himmet Bağ’ın hazırladığı bilirkişi raporu değerlendirilmiş ve söz konusu ekolojik tahribatın farklı bilim dallarının temsilcilerinden oluşan başka bir bilim heyeti tarafından da daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine karar verilmişti.

Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Bolca, Çevre Mühendisi Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu ve Kimya Y. Mühendisi Öğretim Görevlisi Murat Pakel’den oluşan yeni bilirkişi heyetinin 11.01.2019 tarihinde Mahkemeye sunduğu yeni rapor önceki bilirkişi raporundaki ekolojik tahribat tespitlerini aynen onaylamakla kalmıyor, o raporda “geçici” olduğu ifade edilen doğal yaşam tahribatını da “doğal yaşamın yenilenmesinin mümkün olmadığı" şeklinde ağırlaştırıyor. 

Yirmi sayfalık raporun sonuç bölümünde şu ifadelere yer veriliyor:

“SONUÇ:
Davaya konu kirletildiği iddia edilen alan, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinde ve mutlak korunması gereken alanlar içindedir.
Azmağın akışı ve çevresinde geniş bir alanda yayılım göstermesi büyük bir sulak alan oluşumuna neden olmuştur. Bu sulak alan içerisinde birçok doğal bitki türü ve fauna (hayvan) çeşidi bulunmaktadır. Azmak içine moloz ve toprak dökülmesi azmağın fiziksel olarak kıyı yapısını bozduğu, bu nedenle de akış rejimini etkileyebileceği, binlerce yılda oluşan ve çok özel bir oluşuma sahip olan yatak yapısının dökülen toprak ve molozlarla bozulduğu/kirletildiği sonucuna varılmıştır. Sonuçta Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesiiçinde bulunan Azmak ile otel inşaatı arasında kalan ve mutlak korunması gereken doğal flora ve fauna yapısının yaşam bulduğu sulak alan içindeki sazlıkların dolgu yapılmak ve kesilmek sureti ile zarar gördüğü ve burada tekrar doğal yaşamın yenilenmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.”

13 Şubat 2019 tarihinde görülecek bir sonraki duruşmada davanın karara bağlanması bekleniyor.

16 Eylül 2014 Salı

Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı artık Kıyı Kanunu Kapsamında..

Bir zamanlar Kadın Azmağı..

Serdar Denktaş

Hatırlatmak gerekirse; 2012 Kasım ayında Akyaka Yerel Yönetim Platformu’nun girişimi ile gerçekleştirilen “Azmak’ta Doğal Yaşam Yok Olmasın” başlıklı sempozyumla birlikte, Azmakların Kıyı Kanunu yönetmeliğinde nehir statüsünde sayılmadığı için kanunun koruması dışında kaldığı ortaya çıkmıştı.

Sempozyumdan sonra toplu bir dilekçe ile 13 Mayıs 2013’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurmuş ve bu durumun düzeltilmesini talep etmiştik. Bkz. http://akyakaninsesi.blogspot.com.tr/2013/05/kadn-azmag-ve-akcapnar-azmagnn-ky_13.html

Başvurumuza ilk olarak 21 Mart 2013’te, talebimizin bir sonraki planlama döneminde dikkate alınacağını bildiren olumlu bir cevap almıştık. Bkz: http://akyakaninsesi.blogspot.com.tr/2013/05/kadn-azmag-ve-akcapnar-azmagnn-ky_13.html

Günümüzde Kadın Azmağı...
Telebimizle ilgili gelişmeleri öğrenmek üzere 9 Eylül 2014’te BİMER üzerinden yeni bir dilekçe  verdim. Bu dilekçeye Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından verilen cevapta, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı’nın kıyı kenar tespit çalışmalarının tamamlandığı ve artık kanun kapsamında değerlendirildiği bilgisi veriliyor. Cevap metninin kopyasını aşağıda bulabilirsiniz.

Azmak kenarında ve içinde yaşayan canlıların yaşam alanlarını işgal eden restoran, otel, kafe, otomobil ve günübirlikçilerin müdahaleleri bu kanun kapsamında yeniden değerlendirilmeli; kanuna aykırı uygulamalara son verilmelidir. Özel Çevre Koruma Bölgesinde yer alan Akyaka'da  ÖÇK Kuralları ve Kıyı Kanunu etkin uygulanmalıdır. Azmak'ta doğal yaşamın korunması için hepimiz üzerimize düşen yurttaş sorumluluğunu yerine getirmeli ve işgalcilere prim vermemeliyiz. Başka Kadın Azmağı yok !



Sayın ALPSERDAR DENKTAŞ ,

Bimer Başvuru Numaranız :727764

İlgi :09.09.2014 tarihli ve 727764 sayılı başvurunuz. İlgi başvurunuz ile, Muğla İli, Ula İlçesi sınırları içerisinde yer alan, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağının 3621 Sayılı Kıyı Kanunu uyarınca nehir tanımına alınması ve süreçle ilgili tarafınıza bilgi verilmesi talep edilmektedir. Muğla İli, Ula İlçesi sınırları içerisinde yer alan, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı kıyı kesimine ait kıyı kenar çizgilerinin bir kısmı 28.08.1986 tarihinde bir kısmı da 26.06.2013 tarihinde onaylanmış olup, söz konusu alanda kıyı özelliği gösteren kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanlar kıyıda kalacak şekilde sınırlanmıştır. Dolayısıyla, Kadın Azmağı ve Akçapınar Azmağı kıyı kesimi, kıyı kenar çizgisi tespitleri ile 3621 Sayılı Kıyı Kanunu uyarınca koruma altına alınmış olup, bu alanlara yönelik olarak ayrıca bir yönetmelik değişikliğine gerek duyulmamaktadır. Bilgilerinizi rica ederim.

MEKANSAL PLANLAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HARİTA VE EMLAK DAİRESİ BAŞKANLIĞI



17 Ekim 2012 Çarşamba

Azmak Kıyı Bandı Projesi Hakkındaki Dilekçeye Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün Cevabı

Akyaka Yerel Yönetim Platformu Azmak Çalışma Grubunun çalışmaları çerçevesinde, 28 Eylül 2012'de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne Akyaka Belediyesinin yürüttüğü Azmak Kıyı Bandı Peyzaj Projesi ile ilgili verilen dilekçeye gelen cevap aşağıdadır.
 
Belediyenin resmi web sitesinde ilgili kurumun onayı alınarak yürütüldüğü iddia edilen proje hakkında kurumun onayının olup olmadığı sorulmuştu. Kurumun cevabı : MUĞLA ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ'NDE KONUYLA İLGİLİ ONAYLI BİR PROJE YOKTUR.  Konu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na sorulmuştur ve cevap beklenmektedir.
 
Aynı konuyla ilgili olarak aynı gün Belediye'ye verilen dilekçenin cevabı ise henüz gelmemiştir. Cevap geldiğinde kamuoyu ile paylaşılacaktır.
 

10 Aralık 2011 Cumartesi

Azmak tahribatına aynen devam...

Basında da yer alan çevre tahribatlarına bir yenisi daha eklendi ve Kasım ayı sonunda Azmak kenarında onlarca ağaç kesildi. Belediye Başkanı Ahmet Çalca 31. Ekim 2011'de Cumhuriyet Ege'de tahribatlarla ilgili verdiği demecinde, Akyaka'da çevre felaketi yaşanmadığını ifade etmişti. Tahribatlarla ilgili blogumuzda ve kent konseyi web sitesinde yeni yönetim tarafından "temizlik" yapılana kadar yayınlanmış onca bülten, yazı ve fotoğraf  dururken, hergün içimiz acıyarak "görmek" zorunda olduğumuz tahribatlar varken belediye başkanının bu iyimserliği ancak "tanrısal bir körlükle" açıklanabilir. Yukarıdaki fotoğrafı da diğerlerinin yanına Akyaka'da çevrenin nasıl "mikemmel" korunduğunun resmi olarak kayıtlarımıza geçiriyoruz.

İnsanın doğayla ilişkisini çok güzel ifade eden Sunay Demircan'ın sözlerine yer vererek bitirelim: "İnsan doğanın misafiri olduğunu unuttu. Misafir olmanın adabını, nezaketini, alçak gönüllülüğünü hepten unuttu. Şu anda evsahibini koltuğuna bağlamış evi soymakla meşgulüz. Hiç masum değiliz!"

10 Ekim 2011 Pazartesi

Akyaka’nın Geleceği ?

Türkiye dünyada en güzel doğa manzaralarının, zengin doğal kaynakların, eşsiz tarihi ve arkeolojik zenginliklerin olduğu ülkelerden biri. Bizler, hepimiz bu güzellikleri yaşayabildiğimiz için çok şanslıyız, ama ne kadar daha?

Ne yazık ki, Türkiye doğal ve tarihi kaynakların korunması ve yönetilmesi konusunda çok çelişkilerin olduğu bir ülke.. Çevrenin korunması da bunlardan birisi. Bir tarafta çevrenin yönetimi konusunda olağanüstü güzel örnekler varken, diğer tarafta kötü örneklerinden birini de Akyaka’dan çok uzakta olmayan Yuvarlakçay’da tasarlanan barajda gördüğümüz Hidro-Elektrik Santralları (HES) var. Restorasyon ve çevrenin korunarak yönetilmesi konusunda Ölüdeniz ve Pamukkale’de parlak uygulama örneklerinin yanında  Türkiye’de çevre yönetimi son yıllarda düşüşe geçmiş görünüyor. Bu Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği yolunda Çevre başlığında çok zorlanacağı ciddi bir sorun.

Bir yabancı olarak gördüğüm ve öğrendiğim kadarı ile Türkiye’nin çevre yönetimini çok kafa karıştırıcı bulduğumu söylemek durumunda olduğum için lütfen beni bağışlayın.

Akyaka’da olanları örnek alalım.  Türk eşimle birlikte Akyaka’nın  doğal güzelliğine aşık olduğumuz ve daha önemlisi yasalarla da korunduğunu öğrendiğimiz için Akyaka’da ev sahibi olduk. Ege ve Akdeniz sahillerinde birçok köy ve kasabada çok kötü şeyler olduğunu görmüştük ama Akyaka o gördüklerimizden çok farklıydı ve kendine özgü bir hali vardı. Kadın Azmağı ve doğusundaki sulak alan özel çevre koruma alanı olarak korunduğunu da öğrenmiştik. Hal böyleyken restoranların nehrin içinde inşaat yaptıklarını, ırmak kenarındaki sazlıkların temizlenerek otopark, otel bahçesi oluşturulduğunu gördüğümüzdeki şaşkınlığımızı tahmin edebilirsiniz. Bu gerçekten doğru olabilir mi ?

Yine biliyorduk ki, Akyaka’nın  Nail Çakırhan’la başlayan, binaların biçim ve yüksekliğini düzenleyen bir mimari plan yönetmeliği vardı. Evimizi satın aldıktan kısa bir süre sonra  ırmağın kenarındaki yamaçta ünü pek bilinmeyen “Nuh’un Gemisi” yükseliverdi – tüm yapay mağaraları, balıklı, güneşli duvar resimleri ve taş aslanları ile birlikte -  Yeni yapılan bazı evler ve apartmanlar ‘Ula’ mimarisine sadece sembolik bir saygı gösteriyor, bina yüksekliği için iki kat izin verilmesine karşın bazıları üç-dört kat yüksekliğinde  inşa edilebiliyor.

Peki  burada ne oluyor?

Akyaka’nın doğal zenginliği, görünümü ve yönetimi konusunda  kafamızın çok açık olması gerekir. Akyaka’nın ekonomisinin, ziyaretçiler ve turistler için eşsiz çekim gücünün  en önemli nedeni doğal güzelliğidir. Bu, Akyaka’nın ulusal ve uluslararası tanınmışlığının olağanüstü önemdeki unsurudur. Hata yapmaya görün, çevreyi, o çok sevdiğimiz doğal güzelliğini  bozar, tahrip edersek, Akyaka batı sahili boyunca yer alan birçok sıradan turistik beldesinden biri haline gelir – çirkin, betonlaşmış, anlamsız, Türkiye’nin gerçek kalbi ve güzelliği ile ilgisi olmayan ‘tatil köyleri’ ne dönüşebilir. Akyaka’nın bu olumsuz gelişiminden sorumlu olanların  bu temel gerçeği neden göremediklerini merak ediyorum.

Bu noktada uyarı için birkaç kelime söylemek gerekiyor – İspanyolca’dan. İspanyol turizm endüstrisi 1960’larda çok hızlı gelişti ve sonuç olarak nerdeyse bitme noktasına geldi. Özünde, İspanya kısa vadede hızlı kar etmeyi hedefleyerek çevreyi ve turistlerin genel olarak  keyif aldıkları ne varsa feda ederek aşırı kullanmış ve tatil beldelerinin aşırı gelişmesine izin vermişti. Sonuç olarak İspanya’ya 1970’lerde ve 1980’lerin başlarına kadar gittikçe daha az turist gitmiş, ta ki İspanya bazı önemli değişiklikler yapana, alternative olarak ekoturizmi geliştirene kadar. İspanya deneyimi tüm dünyada turizm konusunda ders olarak okutulmaktadır.

Akyaka’da çevre tahribatının geri dönüşü olmayacak şekilde, doğal güzelliğin bir daha geri gelmeyecek şekilde bozulduğu o en kötü noktada olduğumuzu düşünmüyorum.  Şunu söylemek istiyorum, Akyaka’nın turizm endüstrisini sürdürülebilir ve çevreyle dost bir şekilde, sektörün ihtiyaçlarıyla uyum içinde geliştirmesi ve büyütmesi gerekiyor. Bu son nokta çok önemli.  Akyaka sürdürülebilir, çevreyle uyumlu turizmin öncüsü  olabilir – Türkiye’nin turizm sahilleri boyunca köy, kasaba ve beldelerin örnek aldığı bir lider. Yani ekoturizm.

Akyaka aslında çevrenin daha iyi yönetilmesi için gerekli kaynaklara zaten sahip olduğu için çok şanslı.  Akyaka’da yaşayan herkesin sesi oan bir Kent Konseyi var, şimdi de Akyaka’nın geleceğini sürdürülebilir gelişim planları üzerine oturtmayı hedefleyen Cittaslow üyeliği. Akyaka çevre projelerinin parçası olması nedeniyle, beldede çevre yönetimi konusunda yeterli uzmanlık ta mevcuttur.

Affınıza sığınarak bir öneride bulunabilir miyim? Akyaka’nın etkin bir çevre  yönetimi sağlayabilmesi için iki şeyi sağlaması  gerektiğini düşünüyorum.

Birincisi planlama. Bu uzun vadede Akyaka’nın geleceği ile ilgili stratejik planlardan, tek tek  bireysel restorasyon, inşaat faaliyetlerinde çevre etki değerlendirme çalışmalarının yapılmasına kadar uzanıyor. Böylece küçük büyük her projenin stratejik planlarla uyumluluğu aranmış olacak, uygulamanın çevreyi bozmak yerine onunla uyumlu olmasını sağlayacaktır.

İkinci önemli koşul, Akyaka’da yaşayan herkesin çevrenin korunarak yönetilmesi konusuna sahip çıkmasının gerekliliği. Bu bizim ortak sorumluluğumuz ve karşılıklı ortak menfaatlerimiz için gerekli. Çevrenin korunması çalışmalarına hepimizin dahil olması gerekli, burada yaşayanlardan geçimini Akyaka’dan sağlayan işletmelere, turist ve ziyaretçilerden belediyeye, seçilmiş yöneticilerden devlet kurumlarına kadar . Şu veya bu grubun toplumun ortak çıkarlarını gözardı etmesi iyi olmayacaktır. Kararlar ortak çıkarlarımız için çoğunlukla, tercihen fikirbirliği içinde alınmalıdır. Bunun birlik ve beraberlikle, fikirbirliği içinde demokratik bir girişim olması gerekir –ortak bir amaçla, diğerlerinin haklarına saygı konusunda birlikte hareket ederek.

Akyaka’nın geleceği için çok  umutlu ve iyimserim. Türkiye’de  birçok olumlu gelişme yaşanıyor ve demokratikleşme konusunda Kuzey Avrupalı kuzenlerinin önünde gidiyor. Bunu görmek  çok güzel ve  beni mutlu ediyor. Türkiye’deki bu yeni ruhun avantajını kullanalım ve Akyaka’nın olumlu geleceği için harekete geçelim.  Dahası, çocuklarımıza ve torunlarımıza güzel ve iyi korunmuş bir Akyaka bırakmanın hepimizin ortak dileği olduğunu düşünüyorum, doğru değil mi?

Simon J.A. Simpson  (Çeviren : Serdar Denktaş)
Akyaka, Tükiye – Ağustos 2011

Makalenin Today's Zaman'da yayınlanan ingilizce metni için :
http://www.todayszaman.com/newsDetail_getNewsById.action?load=detay&newsId=254787&link=254787

7 Ekim 2011 Cuma

Akyaka Vizyonu, Cittaslow ve Azmak'ta Doğal Yaşamın Katledilmesi





Akyaka Vizyonu "Doğaya saygılı, ..." ifadesi ile başlar. Yani, Akyakalılar birlikte oluşturdukları vizyonlarında en önem verdikleri konuyu doğanın korunması olarak ortaya koymuşlardır.

Akyaka'nın Cittaslow (Uluslararası Yavaş Kentler Birliği) üyeliği de bu vizyonun gerçekleştirilmesine çerçeve oluşturması için gündeme gelmiş ve üye olunmuştur. Sürdürülebilir bir kent yaşamı için doğanın korunması, Cittaslow kriterlerinin başında gelmektedir.

Gelin görün ki, doğanın korunması konusunda bunca taahhütte bulunulmuş olmasına rağmen Akyaka, doğal yaşamın ticari rant yaratma adına yok edildiği, hızla sıradanlaşan bir belde görünümünden kurtulamamaktır.

Uzun süredir Kadın Azmağı'nda yapılan planlı tahribatların önüne geçilmezse kısa bir süre sonra Akyaka Vizyonu'nun, Cittaslow'un, içinde doğaya saygı geçen cümlelerin tümünün kocaman birer yalan olduğu gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalacağız. Akyaka Belediyesi artık sorumluluklarını hatırlamalı, taahhütlerini yerine getirmek üzere biran önce harekete geçmeli ve seyirci kalarak desteklediği bu tahribatların önüne geçmelidir.  Tüm sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar bu konuda seslerini daha fazla yükseltmeli ve verilen taahhütlerin takipçisi olmalıdır.

Serdar Denktaş