21 Kasım 2023 Salı

Muğla Su İnisiyatifi yola çıktı

8 Kasım 2023 tarihinde DSİ önünde yapılan basın açıklaması ile başlayan süreçte Muğla'da örgütlü bir su hakkı mücadelesi başlatmak üzere dün ilk toplantı gerçekleştirildi.

DSİ önünde yapılan basın açıklamasında  termik santrallere su tahsisi yapması nedeni ile Bodrum Yarımadasında yaşanan susuzluğa dikkat çekilmiş ve DSİ'nin santralleri işleten şirketlerle yaptığı su tahsisi protokollerinin iptali istenmişti. Daha sonra 455 yurttaş kuruma bu yönde dilekçe vermişti.

Basın açıklamasına imza veren Muğla genelinde 72 örgütün temsilcileri dün yaptıkları toplantıda Muğla genelinde tüm canlıların yaşam hakkı olan suyun  ticarileştirmesine, su kaynaklarına el konulmasına,  yok edilmesine ve kirletilmesine karşı ortak mücadele etme kararı aldılar. Toplantının ardından yapılan açıklamada; "Muğla Su İnisiyatifi, Muğla genelinde suyun kullanılmasının tüm biçimleri ile ticarileştirilmesine, su kaynaklarına el konulmasına karşı bütüncül bir anlayış ve politik bir perpektifle mücadele etmek üzere, suyun yönetiminde karar verici olmayı amaçlayarak çalışmaya başlamıştır" denilerek  bundan sonraki süreçte bu amaçla örgütlenme çalışmalarına devam edileceği bildirildi.



6 Kasım 2023 Pazartesi

Gökova Taş Ocağı Davasında Danıştay 'Çed Gerekli Değil' Kararını Esastan İptal Etti

Gökova'da taş ocaklarının çıkardığı toz

Özmet Makine Ticaret ve Sanayi Ltd. Şirketi'nin Gökova Mahallesi, Tembeller Dağı Mevkiinde yapmayı planladığı "II-A Grubu Maden (Kalker) Ocağı Kırma Eleme Tesisi, Hazır Beton Santrali ve Beton Parke Büz Üretim Tesisi" projesi hakkında Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen  "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali için MUÇEP Gökova Meclisi'nin girişimi ile açılan davada Muğla 1. İdare Mahkemesi 21.3.2023 tarihinde Yürütmeyi Durdurma Kararı vermişti. Muğla Valiliği ve Şirketin avukatlarının Danıştay'a birlikte  yaptıkları temyiz başvurusu karara bağlandı.

Danıştay 4. Dairesi tarafından esastan görüşülen davanın kararında "temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." denilerek, Muğla 1. İdare Mahkemesinin 'çed gerekli değildir'  kararının yürütmesini durdurma kararını kesin olarak onanmasına 12.10.2023 tarihinde oybirliği ile karar verdi.

Uydudan Gökova'da faaliyet gösteren taş ocaklarının oluşturduğu çevresel tahribatın görüntüsü

Bölgedeki diğer tesislerin kümülatif etkisi dikkate alınmadı

Yürütmeyi Durdurma kararı verilirken hazırlanan bilirkişi incelemesi raporunda "bölgede başka açık ocak madencilik faaliyetlerinin sürdürülmekte olduğu, bu açık ocak maden işletmelerinin kümülatif etkilerinin proje tanıtım dosyasında göz ardı edilmiş olduğu, alınması planlan önlemlerin toz çıkışını engelleyen değil azaltan tedbirler olduğu, proje tanıtım dosyasındaki eksik hesaplamaya bağlı olarak oluşacak toz konsantrasyonunun doğru biçimde öngörülmesine olanak bulunmadığı" belirtilmişti.

Yoğun olarak zeytincilik yapılan bölgede taş ocaklarının faaliyetinden zarar gören çiftçiler ve Gökova mahallesi sakinleri  taş ocaklarının faaliyetlerinin sonlandırılması için Muğla Valiliği'ne ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na dilekçeler göndermiş ancak sonuç alamamışlardı. MUÇEP Gökova Meclisi'nden yapılan açıklamada, Danıştay'ın bu kararının bölgede toz çıkararak faaliyet yürüten tüm tesisler açısından emsal niteliğinde olduğu ve yeni bir idari süreç başlatacakları belirtildi.

Gökova Mahallesi'nin içinden geçen iş makineleri


4 Kasım 2023 Cumartesi

Su Hakkımızı Talep Ediyoruz! - MUÇEP'ten basın açıklamasına davet

 


Değerli Muğlalılar, Sivil Toplum Örgütü Yöneticileri, Siyasi Parti Yöneticileri, Belediye Yöneticileri,

Muğla bölgesi halkı, yargı kararına rağmen faaliyetlerine devam eden üç termik santral nedeniyle uzun yıllardır çok büyük ekolojik, sosyal ve ekonomik yıkımlarla karşı karşıyadır. 1996 yılında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri için çevreye verdikleri zararlar nedeni ile kapatma kararı verilmiş ancak bu karar hala uygulanmadığı için santrallerin neden olduğu tahribat katlanarak devam etmektedir.

Ekolojik yıkımların yeni bir boyutunu Muğlalıların su hakkının gasp edilmesi ile birlikte yaşamaya başladık. Halkın içme ve kullanma suyu ihtiyacı  öncellikle karşılanması gerekirken bölgemizin su varlıkları hukuksuz şekilde faaliyetlerini sürdüren termik santrallerin kullanımına tahsis edilmesi nedeni bugün susuzlukla karşı karşıyayız. Bodrum'da yaşanan su bütçesi açığının ve su yetersizliğinin temel nedeni budur. Hukuksuz su tahsisine devam edildiği takdirde susuzluk sorunu gelecekte Muğla bölgesinin tamamına yayılacaktır. Devlet Su İşleri'nin Su Tahsisi Yönetmeliği'ne aykırı olarak yaptığı bu tahsise karşı tüm Muğlalılar olarak su hakkımızı birlikte savunmamız yaşamsal bir zorunluluğa dönüşmüştür.

8 Kasım 2023 Çarşamba günü saat 11:00'de  Muğla'da DSİ Şube Müdürlüğü önünde gerçekleştireceğimiz basın açıklamasına tüm Muğlalıları davet ediyoruz. Basın açıklaması sonrasında yurttaşlar olarak su hakkımızın iade edilmesini  talep eden dilekçelerimizi DSİ'ye teslim edeceğiz. Dilekçe örneği basın açıklaması sırasında Muğla Çevre Platformu gönüllülerinden temin edilebilir.

Dayanışmayla,

Muğla Çevre Platformu


25 Ekim 2023 Çarşamba

Muğla Adalet Kervanı Beşinci Günde Yatağan'daydı


20 Ekim'de Datça'dan başlayan Muğla Adalet Kervanı beşinci gününde Yatağan'daydı. Muğla Çevre Platformu, İklim Adaleti Koalisyonu, Ekoloji Birliği ve KARDOK Derneği tarafından birlikte düzenlenen kervan etkinliğinde sırası ile Datça, Marmaris, Akyaka ve Menteşe ziyaret edildi. Ziyaret edilen bölgelerde köylere de uğranarak bölge halkı ile sohbetler ediliyor, broşürler dağıtılıyor ve forumlar düzenleniyor.

Yatağan'da pazaryerinde stant kuran kervan gönüllüleri pazaryerinde ve çarşıda dolaşarak esnaf ile sohbet etti ve broşür dağıttı. Saat 16:30'da pazaryerindeki stantta TORAKS Derneği Yürütme Kurulu Üyesi Sabahat Genç bir konuşma yaparak termik santrallerin bölge halkının sağlığına yaptığı olumsuz etkileri anlattı. Kervan gönüllüleri de konuşmalar yaparak kervanın yola çıkış amacını, termik santrallerin ve onlara kömür sağlayan maden ocaklarının doğaya verdiği zararları, iklim değişikliğine etkilerini anlattılar.  

Yaşam savunucuları emek düşmanı değil, yaşam ve emek sömürüsüne karşılar


Konuşmacılar santrallerin kapatılması için mücadele eden yaşam savunucularının termik santrallerin çalışmasını savunan sendika yöneticilerinin iddia ettiği gibi 'emek düşmanı' olmadıklarını, aksine  yaşamı, yaşam alanlarını, adaleti ve çalışanların haklarını savunduklarını dile getirdiler. Kervan gönüllüleri termik santrallerin kapatılması taleplerini her zaman işçilerin çalışma haklarının korunarak sağlıklı ve insanca yeni çalışma alanları yaratılması gerekliliği ile birlikte talep ettiklerini söylediler.  Bunun da devlet tarafından 'adil geçiş' sürecinin işletilerek sağlanmasını gerektiğine vurgu yapıldı. 

Termik santrallerin kapatılması zaten İklim Sözleşmesi gereği

Kervan gönüllüleri Paris İklim anlaşmasına taraf olan ülke olarak Türkiye hükümetinin zaten tüm kömürlü termik santralleri kapatmak üzere hızla eylem planları yapması gerektiği, bunun için yargının 1996 yılında kapatma kararı verdiği Muğla'daki üç termik santralle  başlanmasının en doğrusu olacağı vurgulandı. Anayasadaki 'hukuk devleti' ilkesi hatırlatılarak yargı kararının derhal uygulanması gerektiği ifade edildi.

Yatağan'lı bir yurttaş da söz alarak Yatağan'daki termik santrale takılan filtrenin santral işletmecilerinin söylediği gibi hiçbir sorunu çözmediğini, kömür sahalarının genişlemesi nedeni ile doğa tahribatının, santralin zehirli atıkları ile kirlenen hava, su ve toprak nedeni ile kanser vakalarının artarak devam ettiğini söyledi.

Kervan 25 Ekim'de bir sonraki durağı olan Milas'a geçecek. Milas Belediye Parkındaki program saat 11:00'de başlayacak.








19 Mart 2023 Pazar

Akyaka’ya çevre yolu projesinde soruşturma yeni baştan !

Foto: Anka Haber Ajansı

Akyaka’da Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde yer alan ve koruma statüsü bulunan orman alanında orman yolu bakım çalışması adı altında, görevi kötüye kullanmak suretiyle, imar planında bulunmayan, yasaya aykırı bir çevre yolu inşa etmek üzere yüzlerce ağacın kesilerek doğaya zarar verildiği, çevrenin kirletildiği, 6831 sayılı yasaya muhalefet edildiği iddiaları ile hakkında suç duyurusu yapılan Muğla Valisi Orhan Tavlı’nın kendisi ile ilgili suç duyurusuna bizzat kendisinin verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararı, yapılan itiraz sonucunda  İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldı.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 1. İdari Dava Dairesi’nin kararında “Muğla Valisinin de şikayet kapsamında olduğu ve aynı makamın itiraza konu kararı imzaladığı görülmekte olup, buna göre; muhatap tutulduğu iddialar hususunda diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma iznine dair idari tasarrufta bulunmasının objektifliğe uygunluk taşımadığı ve bu durumun kabul edilemeyeceği açıktır” denilerek, itirazların kabulüne, itiraza konu kararın kaldırılmasına, belirtilen hususlar dikkate alınarak ilgili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda bir karar verilmek ve kararımızın tüm taraflara tebliği sağlanmak üzere dosyanın Muğla Valiliğine iadesine, 24.1.2023 tarihinde oy birliği ile kesin karar verildiği” belirtildi.

Ne olmuştu?

11.12.2021 tarihinde Muğla Valiliği web sitesinde Muğla Valisi Orhan Tavlı, Ula Kaymakamı Baha Başçelik ve Ula Belediye Başkanı Özay Türkler’in Akyaka’da planlanan bir çevre yolu güzergahı üzerinde inceleme gezisi yaptıkları haberi yer almıştı.  Haberde projenin Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı desteği ile Ula Belediyesi tarafından yapılacağı belirtiliyordu.

 Foto: Anka Haber Ajansı

Bu haber üzerine Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi üyeleri 16 Ocak 2022 tarihinde ağaçların kesildiği orman alanına giderek bir basın açıklaması yapmış; söz konusu projenin gerekli izinler alınmadan, yasaya aykırı olarak uygulamaya alınmasını protesto etmiş ve sonrasında da projeyi uygulamaya sokan Muğla Valisi Orhan Tavlı ve Orman Bölge Müdürlüğü yetkilileri hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardı. Suç duyurusu, hakkında suç duyurusu bulunan Orhan Tavlı’nın kendisi tarafından incelenerek kendisi hakkında  soruşturma yapılmasına izin vermemişti. Haberin ayrıntısı için  >>> Akyaka’ya çevre yolu suç projesidir !

12 Aralık 2022 Pazartesi

İş değil doğa katliamı, iş kazası değil iş cinayeti !

Yaşam savunucuları bugün Astek Madencilik önünde bir basın açıklaması yaparak dört gün önce şirketin izinsiz yürüttüğü faaliyet sırasında uçurumdan yuvarlanarak yaşamını yitiren Hilmi Turan’ı ve iş cinayetlerinde yitirilen tüm emekçileri andılar, iş cinayetlerini ve doğa katliamlarını protesto ettiler.  

MUÇEP Gökova Meclisinin çağrısı ile Gökova ve Muğla’nın değişik yerlerinden gelen katılımcılar Yeşilova Mahallesinde şirketin işlettiği maden ocağının önünde buluştular. Basın açıklaması öncesinde Hilmi Turan ve iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm emekçiler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. TİP temsilcileri ve Hilmi Turan’ın yakınları ve Gökovalıların da katıldığı basın açıklaması MUÇEP Gökova Eş Sözcüsü Candan Süsoy tarafından okundu. Candan Süsoy, bu ölümlü olayın daha fazla kar hırsı ile faaliyeti durdurma kararını yok sayarak yürütülen çalışma sırasında meydana geldiğini ve bir iş cinayeti olduğunu söyledi. Süsoy, Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin sınırında işletilen taş ocaklarının yıllardır bölgelerinde ormanları, zeytinlikleri, tarım alanlarını yok ettiğini, yeraltı sularını kirlettiğini, gece gündüz patlatılan dinamitlerle bölge halkının yaşam kalitesinin ve can güvenliğinin  kalmadığını söyledi. Süsoy, tüm  mücadelelerine ve zeytin koruma yasasına rağmen zeytinliklerle iç içe taş ocaklarının işletilmeye devam ettiğini, yetkililerin yasalara aykırı bu faaliyetlere izin vererek yaşanan ekolojik kırıma ortak olduklarını söyledi.  Basın bildirisi yetkililerden bölgede yürütülen tüm taş ocağı faaliyetlerine son verilmesi, su ve gıda güvenliğini güvenceye alacak bir yönetim planının hazırlanmasını talebi ile bitirildi.  








İş değil doğa katliamı, iş kazası değil iş cinayeti !

Bizler Gökova ahalisi olarak taşocaklarının yıllardır bölgemizde neden olduğu ekolojik yıkıma karşı mücadele ediyoruz. Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırında yürütülen bu faaliyetler ormanlarımızı, zeytinliklerimizi, tarım alanlarımızı tahrip ediyor. Gece gündüz demeden patlatılan dinamitlerin gürültüsü,  üzerimize yağan tozlar yaşam kalitemizi yok ediyor, su kaynaklarımızı kirletiyor. Yerleşim yerlerinden geçen malzeme yüklü kamyonların oluşturduğu yoğun trafik yaşamlarımızı tehdit ediyor. Zeytin koruma yasasına göre  üç km’den fazla yaklaşmaması gereken maden ocakları zeytinliklerimizle iç içe faaliyetlerini yürütüyorlar. Devletin kurumları yasalara aykırı bu faaliyetlere göz yumarak bu doğa tahribatına adeta izin veriyorlar, yaşanan doğa yıkımının ortağı oluyorlar.

Yaşamlarımızı ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bu faaliyetlere karşı mücadele ederken 8 Aralık 2022 tarihinde Astek Madencilik’in izinsiz yürüttüğü faaliyet sırasında kepçe operatörü Hilmi Turan isimli arkadaşımızın yaşamını yitirdiği haberi ile kahrolduk. Astek Madencilik 1 Eylül tarihinde Muğla Valiliği tarafından kendisine faaliyetini durdurması için tebligat yapılmış olmasına karşın yasal uyarıyı hiçe sayarak izinsiz faaliyetine devam etmiş ve bu iş cinayetine neden olmuştur.

Ülkemizin birçok yerinde madencilik faaliyetlerinde benzer şekilde iş cinayetlerinde yitirdiğimiz canlarımızı bir kez daha saygı ile anarken bu cinayetlerin işin fıtratında olduğuna yönelik açıklamalarla adeta  normalleştirilmeye çalışılmasına da isyan ediyoruz. Gözü daha fazla kardan başka bir şey görmeyen sermaye sahiplerinin doğayı ve insan hayatını sömürmesinin sonucu olarak yaşam alanlarımızı ve yaşamlarımızı kaybediyoruz.

Yetkili kurumlara sesleniyoruz: Şirketlerin rant hırslarını doyurmak için daha fazla verecek canımız yok! Yaşanan bu iş cinayeti tüm yönleri ile ortaya çıkarılarak sorumluları gereken cezaya çarptırılsınlar. Gökova Bölgesinde yaşam alanlarımızı ve yaşamlarımızı tehdit eden tüm taşocağı faaliyetleri derhal durdurulsun. Ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, tarım alanlarımızın ve su kaynaklarımızın korunması için bölge halkının katılımı ile bir yönetim planı oluşturulsun.

Gökova Meclisi olarak yaşamını yitiren Hilmi Turan’ın yakınlarına baş sağlığı diliyoruz ve bu iş cinayetinin sorumluları gereken cezayı alıncaya kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz. Saygılarımızla. 12.12.2022

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi



4 Ekim 2022 Salı

Gökova Ekolojik Yaşam Derneği Karacasöğüt’te ÇED sürecine onay verilmemesi için dilekçe verdi

Karacasöğüt Mahallesinde MUÇEV Ltd. Şirketi’nin “Tekne Bağlama İskelesi Kapasite Artırımı Projesi” için başlattığı ÇED sürecinde geçen hafta Halkın Katılımı Toplantısı yapılmak istenmiş ancak bölge sakinleri ve sivil toplum örgütleri toplantının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile yapılmasına izin vermemişti. Daha önce Mahkeme kararı ile Valiliğin verdiği ÇED gerekli olmadığı kararı bozulmuş, bunun üzerine şirket yeniden aynı proje için ÇED başvurusu yapmıştı. Mahkeme kararında “tekne bağlama kapasite artırımı” projesinin aslında bir “yat limanı” projesi olduğu ve ÇED sürecinden muaf tutulamayacağı ifade edilmişti. Toplantıda Bakanlığın  başvuruyu mahkeme kararını hiçe sayarak kabul etmesine  karşı çıkılmıştı. Katılımcılar  Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın aynı zamanda MUÇEV’in ortağı olduğu, bu nedenle Bakanlık temsilcilerinin toplantıyı tarafsız yönetmesinin de mümkün olmadığını söyleyerek tepki göstermişlerdi. Yaptırılmayan toplantı sonrasında katılımcıların birlikte imzaladıkları bir dilekçe ile toplantının neden yapılamayacağının hukuki gerekçelerini yazılı olarak Bakanlık temsilcilerine teslim edilmişti.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin korunması için mücadele eden yerel örgütlerden birisi olan Gökova Ekolojik Yaşam Derneği de projenin neden kabul edilmemesi gerektiği hakkında ekolojik gerekçeleri içeren bir dilekçe hazırlayarak hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına hem de Muğla İl Müdürlüğüne gönderdi.

Karacasöğüt Bern Sözleşmesi ile koruma altında olan türlerin yaşam alanıdır:

Dilekçede ÇED Başvuru dosyasında  “Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (BERN Sözleşmesi) uyarınca koruma altına alınmış alanlardan “Önemli Deniz Kaplumbağası Üreme Alanları”nda belirtilen I. ve II. Koruma Bölgeleri , “Akdeniz Foku Yaşama ve Üreme Alanları” bulunmamaktadır” denildiğine yer verilerek;

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü tarafından 2006 yılında söz konusu alanda yapılan bilimsel çalışma sonucunda hazırlanarak ÖÇKK tarafından yayınlanan  Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin Biyolojik Çeşitliliğinin Tespiti Final Raporu’nda projenin gerçekleştirilmek istendiği alanın BERN Sözleşmesi ile koruma altına alınmış başka türlerin yaşam alanı olduğu belirtildiği, başvuru dosyasında verilen bilgileri eksik ve yanıltıcı olduğu ifade ediliyor.                                                                                                     

Dilekçede MUÇEV’in ÇED başvuru dosyasında bölgeden koruma altında türlerin yaşamadığı iddiasına aykırı olarak bilimsel çalışmalarda Karacasöğüt’ün Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınmış birçok türün yaşam alanı olduğunun belirlendiği ifade ediliyor. Bizzat Bakanlığın envanterinde olan İstanbul Üniversites’nin  raporuna göre bölgede yaşayan ve Bern Sözleşmesi ile koruma altında olan türler şunlar: Cystoseira amentacea, Lithophyllum byssoides, Lithophyllum byssoides, Posidonia oceanica, Cymodocea nodosa, Aplysina aerophoba, Scyllarides latus, Charonia variegata.

 İskele kapasitesinin arttırılması  ekosistemi tahrip eder 

Dilekçede adı geçen bilimsel raporda “Sonuç olarak, iki yıl süren biyoçeşitlilik çalışmaları, bölgede tespit edilen bazı aksaklıklara ve noktasal sorunlara rağmen, Gökova ÖÇKB’nin 34 koruma altındaki tür için üreme ve beslenme alanı olması, tür çeşitliliğin yakın bölgelere göre oldukça çeşitli olması ve pek çok balık türünün yumurtlama ve gelişme sahası olması bölgenin önemini artırmaktadır. Proje bulguları, bölgenin gelecek nesillere aktarılabilecek bir miras olduğu ve bu zenginliklerin tüm ülkenin ve hatta tüm dünyanın ortak malı olarak değerlendirilerek korunması gerektiğini göstermektedir” değerlendirmesine yer veriliyor ve Karacasöğüt’te söz konusu projenin yapılmasına yine aynı raporda yer alan şu uyarı ile  karşı çıkılıyor:

“Karacasöğüt’te marina ve liman kullanımı mevcut limitlerin üstüne çıktığında kıyı şeridinin ve özellikle sulak alanda çok yakın bir gelecekte önemli problemler yaratacaktır”

ÇED sürecine onay verilemez, ekosistem korunmalı

Dilekçenin son bölümünde Derneğin talepleri şu şekilde yer alıyor:  Gökova Ekolojik Yaşam Derneği olarak ÇED süreci devam etmekte olan söz konusu projeye bilimsel ve hukusal gerçeklikleri dikkate alarak onay verilmemesi,  alanın ekosisteminin korunması için bilimsel raporlarda yapılan uyarılar dikkate alınarak gerekli çalışmaların yapılmasını saygılarımızla arz ederiz.” 

 

7 Eylül 2022 Çarşamba

Üçüncü kez askıya çıkarılan Akyaka İmar Planı Revizyonuna karşı basın açıklaması

11 Ağustos 2022 tarihinde askıya çıkarılan Akyaka Kentsel Tasarım Alanları Planı Revizyonuna karşı MUÇEP Gökova Meclisi bir basın açıklaması yaptı ve plana itiraz dilekçesi kampanyası başlattı.

Bugün Akyaka Pazaryerinde Akyakalıların katılımı ile yapılan basın açıklamasını MUÇEP Gökova Meclisi Eşsözcüsü Candan Süsoy okudu.

İlk olarak iki yıl önce Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonları Akyaka’yı rant alanına dönüştüreceği gerekçesi ile yoğun  olarak eleştirilmiş ve Akyakalıların açtığı dava sonunda iptal edilmişti. Ancak Bakanlık iptal edilen plan revizyonları üzerinde çok az değişiklik yaparak geçen yıl bir kez daha askıya çıkarmıştı. Bakanlığın Mahkeme kararına rağmen aynı planda ısrar etmesi yoğun eleştirilere neden olmuş ve Akyakalılar bir kez daha iptal davası açmıştı. Dava süreci devam ederken Bakanlık bu kez dava konusu olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda Kentsel Tasarım Alanı olarak belirlenen alanlarda plan değişikliği hazırlayarak  askıya çıkardı.

Basın açıklamasının okunmasından sonra Gökova Meclisi üyeleri hazırladıkları itiraz dilekçesinin kopyalarını dağıttılar. Akyakalıların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte çok sayıda imzalı itiraz dilekçesi toplandı. Dilekçelerin en geç askı süresinin biteceği 10 Eylül 2022 tarihine kadar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne teslim edilmesi gerekiyor.


MUÇEP Gökova Meclisi'nin Basın Açıklaması aşağıdadır

Hukuki süreç devam ederken Akyaka’nın İmar Planını değiştirmek

yangından mal kaçırmaya çalışmaktır!

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin kalbindeki Akyaka’yı rant alanına dönüştürmeyi hedefleyen yeni bir İmar Planı Revizyonu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 11 Ağustos 2022 tarihinde askıya çıkarıldı.

Bakanlığın 15.10.2020 tarihinde askıya çıkarılan İmar Planı Revizyonu Akyakalıların açtığı dava sonucunda iptal edilmiş, akabinde iptal edilen bu plan üzerinde çok az değişiklik yapılarak dava konusu olan itiraz noktaları çok büyük oranda korunarak 8.10.2021 tarihinde yeniden askıya çıkarılmıştı. Bu plan revizyonuna karşı Akyakalılar dava açtı ve dava devam ederken Bakanlık bir kez daha sanki bu süreçler yaşanmamış gibi aynı plan revizyonunda ısrar ederek yeni bir revizyon planını 3. kez askıya çıkardı.

Bakanlık Akyakalıların itirazlarını ve Mahkemenin bu itirazları haklı görerek verdiği iptal kararını yok saymaya devam ediyor ve ısrarla aynı planı ufak tefek makyajlarla yeniden ve yeniden askıya çıkarıyor. Bu ısrardan anlaşılıyor ki Bakanlık Akyakalıların yorulmasını veya mücadele azminin kırılmasını umut etmektedir. Diğer yandan Bakanlığın Akyaka’yı rant alanına dönüştürme sevdası Gökova ÖÇKB üzerindeki rant baskısını da arttırmakta, yasadışı işgalcileri cesaretlendirmektedir. Bakanlığın şunu bilmesini isteriz ki; itiraz sürecinde adil bir değerlendirme yapmayıp yargılama devam ederken yeni plan askıya çıkarılması ve bunun alışkanlık haline getirilmesi Akyakalıların mücadele azmini daha da güçlendirmekte, ama idareye ve hukuka olan inancını azaltmaktadır.

Üçüncü kez askıya çıkarılan plan revizyonunda dava konusu olan önceki plan revizyonu sanki dava süreci tamamlanmış ve onaylanmış gibi temel alınarak kentsel tasarım planlaması yapılmıştır. Üstelik bu yeni plan revizyonu ile birlikte Mekansal Planlama Yönetmeliğine aykırı olarak bir Plan Raporu dahi sunulmamıştır.

Askıdaki plan revizyonu ile getirilen kentsel tasarım planı, Gökova ÖÇKB Yönetim Planında şart koşulmasına rağmen Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü tarafından herhangi bir Taşıma Kapasitesi Projesi yaptırılmadan askıya çıkarılmıştır.

Bu yeni planla adeta yangından mal kaçırırcasına kamusal alanlarımız, yürüyüş yolu düzenlemesi adı altında ticarileştirilmektedir. Kamusal alan kullanımının daraltıldığı, ticari kullanımın öne çıktığı bir planlama “koruma amaçlı” olma iddiası ile çelişkilidir ve kabul edilemez.

Elbette ki Akyakalılar olarak askıya çıkarılan bu kentsel tasarım planlarına olduğu gibi, dava konusu olan önceki plana karşı olan itirazlarımız da aynen devam etmektedir. İdari sürece uygun olarak bu plan değişikliğine de yasal süresi içinde itirazlarımızı yapacağız ve geri çekilmezse yeni bir dava sürecini başlatacağız.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na defalarca yaptığımız çağırıyı bir kez daha tekrarlıyoruz. çağırıyı bir kez daha tekrarlıyoruz. Abesle iştigal etmekten vazgeçin! Hukuki süreç tamamlanana kadar imar planını değiştirme sevdasından vaz geçin. Öncelikle onayladığınız ama rafa kaldırdığınız Gökova ÖÇKB Yönetim Planını uygulamaya alın. İmar Planı Revizyonunu Yönetim Planı ile  uyumlu olacak şekilde, yerel paydaşların katılımı ile birlikte düzenleyelim.  

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.  7.9.2022

Muğla Çevre Platformu Gökova Meclisi


25 Haziran 2022 Cumartesi

Akyaka Orman Kampında Muğla Vakfı’nın işgaline karşı eylemler sürüyor

MUÇEP Gökova Meclisi tarafından Akyaka Orman Kampında üç hafta önce yapılan basın açıklaması ile duyurulan Muğla Vakfı’nın kamusal alan işgalinin devam etmesi nedeni ile Akyakalılar bugün yeniden eylemdeydiler.

Akyaka Orman Kampını işleten Muğla Vakfı tarafından Kıyı Kanununa ve Orman Kampı işletim planına aykırı olarak kıyı alanının çitle çevrilerek şezlonglarla kaplanması, mesire alanındaki piknik masalarının kaldırılarak aynı şekilde şezlonglarla işgal edilmesi ve kullanım alanının ücretli hale getirilmesini protesto etmek için 20 Mayıs 2022 tarihinde MUÇEP Gökova Meclisi "Kıyılar Halkındır, İşgalleri Kaldırın" başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Basın açıklaması sonrasında piknik alanındaki şezlonglar toplanarak açılan alanda piknik yapan Akyakalılar daha sonra kıyı alanındaki şezlongları da toplayarak açtıkları alana havlular sererek kıyıdan ücretsiz yararlanma haklarını kullanmışlar, sonra da  işletme hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardı.

Geçen süre içerisinde işletmenin işgaline aynen devam etmesi nedeni ile bugün Akyakalılar bir kez daha aynı alanda buluşarak yeni bir eylem gerçekleştirdiler. Gün boyu süre etkinlik sırasında önce piknik alanındaki tüm şezlonglar toplanarak alan açıldı. İşletme personelinin şezlongları yeniden yerleştirmesi üzerine Akyakalılar bu kez şezlonglar için talep edilen kişi başı 50 TL ücreti ödemeyi ret ederek şezlonglar üzerinde piknik yaptılar. Çitlerle çevrili kıyı alanında da tekrarlanan eylemde şezlonglar topladı ve açılan alana havlular serilerek oturma eylemi yapıldı. Orman Kampına günübirlik tatil için gelen birçok yurttaş da alanı işgal eden şezlongların üzerinde piknik yaparak eyleme katıldılar. Eylem sırasın açılan “Kıyılar Halkındır, Engellenemez”, “Kıyılarda şezlong işgaline son”, “Piknik alanıdır şezlong giremez” pankartları işletme personelinin müdahalesi ile kaldırılmak istendi. Çıkan tartışma üzerine gelen jandarma da pankartların kaldırılmasını istedi. Eylemciler anayasayla güvence altına alınmış ifade özgürlüğü haklarını hatırlatarak pankartlarını kaldırmadılar ve eylemlerini sürdürdüler. Eylem sonrasında birkaç eylemci Jandarma Karakoluna giderek işletme hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulundu.  

MUÇEP Gökova Meclisi üyeleri Orman Kampında İşletim Planına ve Kıyı Kanununa aykırı işgaller kaldırılıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar.