Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Gökova Mahallesinde Tembeller
Dağı mevkiinde faaliyet gösteren Özmet Makine San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından
yapılması planlanan II-A grubu (kalker) maden ocağı 20,63 ha alanda kalker
üretimi (700.000 ton/yıl), kırma/eleme tesisi (395.000 ton/yıl), hazır beton
tesisi (300 m3/saat), beton parke-büz
üretim tesisi (300 m3/saat) için Muğla Valiliği
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararına karşı Muğla 1. İdare
Mahkemesi’nde MUÇEP Gökova Meclisi’nin girişimi ile dava açılmıştı. Açılan davada Mahkeme bilirkişi incelemesine karar vermişti.
 |
| Gökova'da taşocaklarının faaliyetleri sırasında yapılan patlatmalar ve çıkan tozlar |
Sahadan yapılan inceleme sonucunda Jeoloji Mühendisi, Orman Mühendisi,
Maden Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Şehir ve Bölge Plancısı ve
Harita ve Kadastro Mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor 29.11.2021 tarihinde Mahkemeye sunuldu.
Raporun giriş bölümünde Mahkeme tarafından Bilirkişi
heyetinden, “taşınmazın bulunduğu alanın ticari, ekonomik, kültürel konumu ve
çevresinin mevcut kullanım durumu dikkate alınarak; davacı ve davalı iddiaları
ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler değerlendirilerek, taşınmazın bulunduğu
alan ve çevresi gezilip görülerek;
Dava konusu ÇED gerekli değildir kararına konu olan projenin
etki alanı belirlenerek, tarım alanlarına, varsa zeytinlik sahalara, su
kaynaklarına, ve duyarlı yörelere uzaklığı, ÇED Gerekli Değildir kararı verilen
faaliyetin alanının ve alanın yakın çevresinin niteliği, su kaynakları,
biyolojik çevre, flora ve fauna, canlı türleri üzerindeki etkisinin neler
olduğu, projenin çevreye olabilecek tüm etkileri göz önünde bulundurularak
çevre kirlenmesine yol açabilecek atık ve atıkların zararsız hale getirilmesi
ve biyolojik çeşitlilik, canlı türleri ile flora ve fauna yönünden alınacak
önlemlerin neler olduğu ve proje kapsamında bu önlemlere yer verilip verilmediği, PTD’nin ve alınacak önlemlerin teknik ve bilimsel açından yeterli olup
olmadığı, söz konusu proje etki alanın niteliği ve özellikleri göz önünde
bulundurulduğunda proje konusu faaliyetin önemli çevresel etkilerinin olup
olmadığı, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek alınacak önlemlerle çevresel
açıdan oluşabilecek zararların giderilebilmesinin mümkün olup olmadığı ve proje
için çevresel etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmasının gerekli olup
olmadığı” incelenerek raporlanmasının istendiği belirtiliyor.
Raporda konunun alt başlıklar halinde ele alınarak
incelendiği belirtilerek şu başlıklara yer veriliyor:
Jeoloji ve Hidrojeoloji disiplini açısından değerlendirme
PTD dosyasında jeolojik ve hidrojeolojik açıdan birçok
değerlendirme ve çalışma sunulduğu; bunların oldukça yüzeysel, kısmen eksik,
kısmen çelişkili, bazen hatalı ve alan gerçekleriyle örtüşmediği tespitlerine
yer verilerek söz konusu projeye Muğla Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli
değildir kararının Jeolojik açıdan kamu yararı taşımadığı belirtiliyor.
Çevre Mühendisliği ve Çevre Mevzuatı açısından
değerlendirme
Bölgedeki diğer maden işletmelerinin kümülatif etkilerinin
modellemeye dahil edilmediği, toz hesaplarının Sanayi Kaynaklı Hava
Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğine uygun olmadığı ifade ediliyor.
ÇED Yönetmeliği açısından değerlendirme
Proje alanının Muğla'yı Datça, Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye
gibi önemli turizm merkezlerine bağlayan “sakar yokuşu” olarak tanımlanan yolun
ön görünümünde olması, bölgenin önemli turizm merkezlerine komşuluğu, tesis
alanının yeraltı ve yerüstü su kaynaklarıyla “Gökova Kadın Azmağı Özel Çevre
Koruma Bölgesi” besleme havzasında olması nedenleriyle özel bir dikkatle
incelenmesi gerektiği, ÇED sürecinin işletilerek sürece bölgede yaşayan ve
faaliyetin sonuçlarından etkilenecek halkın katılımının da sağlanması gerektiği kanaati
oluştuğu belirtiliyor.
Şehir ve Bölge Planlama disiplini açısından değerlendirme
Söz konusu faaliyetin isabet ettiği alanın tapuda “devlet
kızılçam ormanı” cinsiyle kayıtlı olduğu, söz konusu ormanların gerek bölge,
gerek il, gerekse de ülke açısından korunması gereken alanlardan olduğu,
söz konusu ÇED alanlarının aynı zamanda önemli doğa alanına isabet ettiği, bahse
konu önemli doğa alanlarının da hassas ve benzersiz coğrafyası, bitki, hayvan
ve sahip olduğu doğal özellikleri nedeniyle daha ayrıntılı incelenmesi gereken
alanlardan olduğu, söz konusu faaliyetin bu alanlara ve dolayısı ile bahse konu
planların planlama hedef ve ilkelerine ulaşılmasını olumsuz etkileme potansiyeli
bulunmaktadır denilerek Çevre ve Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir
kararının Şehircilik ve Bölge Planlama disiplini açısından uygun olmadığı
belirtiliyor.
Orman Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme
Faaliyet sonrasında rehabilitasyon çalışmasının mümkün
olmadığı kanaatimizdir denilerek madencilik faaliyeti ile orman bütünlüğünün
zarar göreceği ifade ediliyor ve şu tespitlere de yer veriliyor:
Faaliyetin eğimli arazide gerçekleştirilecek olması nedeni
ile de gerekli önlemler alınmadığı takdirde erozyona açık hale getirilecektir.
Gökova – Yeşilova yolu bitişiğinde olması nedeni ile görüntü
kirliliğine neden olacağı kanaatimizdir.
Ruhsat alanı 1. Derece yangına hassas bölgeler içerisinde
kalmaktadır. Ayrıca bölgedeki ağaçlarda basra bulunması nedeni ile bölgede
önemli ölçüde basra balı üretilmektedir.
Büyük bir bölümü orman alanı içerisinde yapılması düşünülen
faaliyetin orman bütünlüğünü, toprak rejimini ve ekosistemi bozacağını, görüntü
kirliliği vereceği, basra balı üretimini düşürüleceğini ve turizmi olumsuz
etkileyeceği nedenleri ile faaliyetle ilgili hazırlanan Nihai PTD dosyayı ve
Muğla Valiliği tarafından verilen ÇED Gerekli Değildir kararının Orman
Mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
 |
| Gökova'da taşocaklarının faaliyeti sırasında tahrip olan orman alanları |
Ziraat Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme
Kalker ocağının faaliyete geçmesi ile ağaçlar, makiler
kesilecek, yüzey toprağının büyük bölümünün yok olmasına neden olacaktır. Bunun
sonucunda yeraltı suyu, içme suyu, tarım alanlarında kullanılan su miktarı
azalacaktır. Su, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için
kullanılmaktadır. Bu ilişki “üstün kamu yararı” kapsamında kavranır ve
değerlendirilir. Çünkü üretilen su tarım için, dolayısı ile halkın beslenmesi
ve varlığının devamlılığı için gereklidir. Açık ocak işletmelerinin su
üretimine ve doğal su akma/sızma yollarının bozulması üzerine etkileri ile ele
almak ve değerlendirmek gerekmektedir. Maki ve tarım alanına düşen yağışın
toprağa ulaşan bölümü pek yüzeysel akışa dönüşemeden ölü örtü ve toprağa sızar.
Maki florası bitkiler ve tarım bitkilerinin yaprak dökümü ile oluşan ölü örtü,
ölü örtünün ayrışması ile oluşan humus ve diğer organik maddeler toprağın
gözenek hacminin ve gözenek çaplarının artmasını sağlar. Su bu gözeneklerden
hızla sızarak derinlere iner. Topraktan ana kaya çatlak sistemine geçen su,
kaynakları ve yeraltı sularını besler. Ocağı yarmaları kaya çatlak sistemini
kestiği için yeraltı suyuna sızan suyun da açığa çıkmasına, akış yönünün
değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden olur. Ocağı yarmaları toprak
suyunun da buharlaşmasına neden olur. Yarma kenarında veya yakınında bulunan
ağaçlarda verim düşüklüğü ve giderek kurumalar görülür. Maki ve tarım alanı
azaldıkça yağışlarda sel ve su baskını, toprak kaybı da o oranda hızlı bir şekilde
artmaktadır.
Ocak yakınında bulunan, tarla, bahçe, zeytinlik ve mera
alanlarında açık ocak faaliyetinin başlaması ile önemli ve telafisi mümkün
olmayan zararlara neden olacaktır. Çevrede bulunan tarladaki mahsullerin
ve ağaçların verimi ve ürün kalitesi düşecektir. Bazı ağaçlarda kurumalar ve
bazı bitkilerin de yok olduğu bilinmektedir. Ocağın açılması sırasında yüzeyinde
bulunan toprağı tutan ve koruyan bitki örtüsünün yok olmasıyla toprağın yüzeyden
akıp gideceği aşikardır.
Kireçtaşları, yarı mermerleşmiş kireç taşları ve mermerler
tabakalı yapıda oldukları biliniyor. Tabakalı ve kırıklı içyapıya yağmur suları
sızıp kalsiyum karbonatı eritir. Milyonlarca yıl süren bu erime sonucunda kireçtaşı
ve kayalar içerisinde su yolları ve mağaralar oluşur. Bu mağara sistemi yağış
sularını kaynaklara, düdenlere, yeraltı sularına taşır. Ocak
işletmelerinde yapılan patlatmalar mağara sistemini bozar, çökmelere ve su
yollarının değişmesine suyun derinlere kaçmasına neden olur.
Bu tip açık ocak işletmelerinde toz daima vardır. Faaliyet
sırasında gevşetilmiş kayanın makine ile kazılması, kaldırılması, yığılması aşamalarında,
kırma/kesme işlemlerinde, işlenmiş materyalin yığılmasında, kamyonlara
yüklenmesinde ve nakliyat sırasında toz açığa çıkar. Oluşan toz, çiçeklenme
döneminde çiçeklerin üzerini örterek döllenmeyi önler ve mahsul oluşumunu
azaltır, tarım arazilerinin verimsizleşmesine neden olur. Sonuçta su
kaynaklarını kullanan insanlar ve yerleşim alanları zarar görür. Toz, yerleşim
alanlarında konu ile ilgisi olmayan insanların sağlığını olumsuz etkiler. Bitki
yapraklarını kaplayarak solunumu, fotosentezi engeller, bitkinin ve ağaçların
kurumasına neden olur.
Maki alanlarının su üretimi ve tarım alanlarına su katkısı
halkın beslenmesini sağlar. Meralar yok edildikçe bu su kaynaklarına ulaşmakta
imkansızlaşır. Yüzey bitki örtüsü ve toprak yok olunca, oluşan tozların havaya karışması
ve bu tozların yağmur ile birleşmesi sonucunda içindeki bazı ağır metallerle
reaksiyona girerek asit oluşur. Bu yağmur sularının toprağa düşmesi de ileriki
zamanlarda toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesini bozarak orta ve
uzun vadede ayrı tahribatlara yol açacaktır.
Çevrenin açık alan olması nedeni ile ocaklardan çıkarılacak
materyalin ıslatılması için suyun yetersiz kalacağı aşikardır. Bölgede
özellikle yaz aylarında ıslatma suyu da hızla buharlaşır. Topoğrafyanın, toprak
profillerinin ve jeolojik katmanların kazı nedeni ile değişmesi kitle kaybına,
drenaj deseni ve su ekonomisinin değişmesine, verimli üst toprağın kaybolmasına,
topraktaki canlıların (bitki ve hayvan)
yok olmasına ve tüm bunlara bağlı olarak ekolojik dengenin yok olmasına neden
olur.
Ocakların açılması ile makilik alanlar yok
edilmektedir. Bu da makilik alanların bölünmesine, bitki kaybı, doğal arazi
parçalanması ile biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır.
Maden Mühendisliği disiplini açısından değerlendirme
Proje kapasitesine göre öngörülen rezerv miktarı ve faal
olarak çalışmakta olan IR: 20068456 işletme ruhsatının rezerv potansiyeli
dikkate alındığında dava konusu faaliyet alanı yerine mevcut ocağın
değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca mevcut ocağın
değerlendirilmesinin işletme maliyetine sağlayacağı katkı yanında, PTD Tablo
43’de belirtilen 2598 ağacın kesilmesinin gerekmeyeceği ve bu sayede
orman bütünlüğünün korunacağı kanaatine varılmıştır.
 |
| Taşocaklarından yapılan nakliyat yerleşim yerlerinde trafik ve can güvenliğini tehdit ediyor. |
SONUÇ:
Raporun sonuç bölümünde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen gerekçeler özetlenerek Özmet Makine San. Tic. Ltd. Şirketi tarafından yapılması planlanan II-A grubu (kalker) maden ocağı 20,63 ha alanda kalker üretimi (700.000 ton/yıl), kırma/eleme tesisi (395.000 ton/yıl), hazır beton tesisi (300 m3/saat), beton parke-büz üretim tesisi (300 m3/saat) için Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının uygun olmadığı ifade ediliyor.
Davayı vekaleten yürüten MUÇEP Gökova avukatlarından Ümit Kurt, bilirkişi raporunun bölgedeki taşocaklarının faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatlara karşı verilen mücadele açısından çok önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Şimdi Muğla 1. İdare Mahkemesinin vereceği karar bekleniyor.