26 Mart 2014 Çarşamba

Seçim bizim !...

Doğamızı, kentimizi, ortak yaşam alanlarımızı yalnızca rant alanı olarak gören,  talan eden, yaşam kalitemizi yok eden  yerel yönetimlerden bıktık.

Yine  bir yerel seçimin eşiğindeyiz. Yeni bir umutla yeni yöneticiler seçeceğiz.

Peki ama yalnızca yöneticileri değiştirmek umutlu olmak için yeterli mi?

Yönetim anlayışımızı da artık değiştirmenin zamanı gelmedi mi?

Kent halkının ortak yaşamını ilgilendiren konularda onlara sormadan kararlar alan, kent halkına hesap vermeyen bir anlayışın hakim olduğu bir sistemde yöneticilerin değişmesi bize ne kadar umut verebilir?

Akyaka'da kentimize, doğamıza sahip çıkmak, yolsuzluklara, suistimallere, talana dur demek için uzun zamandır verdiğimiz mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıyoruz.  30 Mart 2014 itibarı ile artık mahalleye dönüşecek Akyaka'da farklı bir muhtarlık anlayışını hakim kılmak için adayız.

Ortak yaşamı savunan, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir, doğrudan demokratik bir yerinden yönetim anlayışını birlikte oluşturacağız. Geleceğe daha umutlu bakabilmek için pazar günü desteğinizi bekliyoruz.

Akyaka Mahalle Muhtarı Adayı
A. Serdar Denktaş







17 Mart 2014 Pazartesi

Gökova’ya Viyadük Projesine Red !

Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü’nün Gökova Kavşağı’nda yapmayı planladığı yükseltilmiş kavşak projesinin  Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından uygun bulunmadığı ortaya çıktı.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde planlanan  projenin basında yer almasından sonra duyarlı kesimler projenin doğayı tahrip edeceği gerekçesi ile harekete geçmişlerdi. Projenin durdurulması için binbeşyüzden fazla  imza toplanmış, projenin olumsuzlukları bilirkişi raporu ile ortaya konmuş ve son olarak Tabiat Varlıkları Koruma Kurumu’na 30 Ocak 2014 tarihinde bir dilekçe ile başvurarak projenin iptal edilmesi talep edilmişti. Doğa dostları adına vekaleten Avukat Necmettin Yankola’nın  verdiği dilekçeye verilen cevapta, Karayolları'nın proje başvurusunun 24.12.2013 tarihinde yapılan komisyon toplantısında değerlendirilerek olumsuz rapor verildiği belirtiliyor.

Projenin reddedilme gerekçesi olarak; Projenin 1. Derece Doğal Sit Alanı içinde planlanmış olması, yol kotunun yükseltilmesi, ağaçların kesilmesi, bitki örtüsünün ve doğal  silüetin  bozulacak olması gösteriliyor. Komisyon Raporunu okumak için tıklayın.

6 Mart 2014 Perşembe

Akyaka Meclisi için kollar sıvandı

30 Mart’ta Büyükşehir Yasası’nın uygulamaya girmesi ile artık Ula’nın bir mahallesine dönüşecek olan Akyaka’da Muhtarlık seçimleri için kollar sıvandı. Doğayı ve kamusal mekanları rant nesnesi olarak gören yönetim anlayışına karşı mücadele veren, farklı bir dünyanın mümkün olduğuna inanan Akyakalı duyarlı kesimler de Muhtarlık seçimlerine katılmak için harekete geçtiler. 

           


Serdar Denktaş’ın Muhtar Adayı, Aliye Teksal, Hacer Puebla Labarca, Kazım Yılmaz ve Raziye Göktaş’ın İhtiyar Heyetine aday olduğu ve çok sayıda  Akyakalının desteklediği hareket seçim için çalışmalara başladı. Hareketin üyeleri, kararların Akyakalıların katılımı ile alınması, doğrudan demokratik yerinden yönetim anlayışının Akyaka'da hakim kılınması için bir Akyaka Meclisi'nin oluşturulmasını  öngörüyorlar. Muhtar ve İhtiyar Heyeti, Meclis’te Akyakalıların birlikte alacağı kararların temsilcisi, uygulamalarından da Meclis'e karşı sorumlu olacaklar. Böylece saydam, hesap verebilir ve katılımcı bir yerinden yönetim yapısının oluşturulması hedefleniyor.

Akyaka’nın Uluslararası Yavaş Kentler Birliği üyeliği, Akyaka Yerel Yönetim Sözleşmesi’nin imzalanması, yerel yönetimin yol açtığı doğa tahribatlarına, imar suistimallerine, kamusal alanların özelleştirilerek Akyaka'nın betonlaşmasının yolunun açılmasına karşı özverili mücadeleler veren grup üyeleri tüm Akyakalıların desteğini bekliyor.
             

4 Mart 2014 Salı

Akyaka'da “yürütme” yi yargı da durdurmadı !

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) tüm Akyakalıların ortak yaşam alanı olan hazine arazisi zeytinliğin özelleştirilmesine karşı açılan davada İdare Mahkemesi yürütmenin devamına karar verdi. Haziran 2013’de Akyaka Belediyesi’nin Muğla İdare Mahkemesi'ne açtığı, daha sonra Muğla Mimarlar Odası’nın da müdahil olduğu  davada yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildi. Yürütmenin durdurulması talebinde gerekçe olarak, İmar Kanunu’na göre ÖİB’nin Özel Çevre Koruma Bölgelerinde imar plan yetkisi olmamasına karşın Gökova ÖÇK Bölgesinde yer alan Akyaka’da 20.000 m2 zeytinlik alan üzerinde imar plan değişikliği yapmak suretiyle özelleştirmek istemesi gösterilmişti. Mahkemenin gerekçeli kararının henüz Akyaka Belediyesi ve Muğla Mimarlar Odası’na tebliğ edilmediği öğrenildi.



ÖİB, zeytinliğin satışı için Ocak ayı içinde ihale açmış ve teklif toplamaya başlamıştı. Özelleştirme sürecinde 6 Mart’a kadar teklif toplanarak sonrasında da satışın gerçekleşmesi planlanıyor.  Kamusal alanlarının betonlaşmasına karşı mücadele veren Akyaka Dayanışması’nın bileşenlerinden olan Muğla Mimarlar Odası’nın sözkonusu  hazine arazisinin hukuka aykırı olarak imara açılmasına karşı Akyaka Belediyesi’ne karşı açtığı diğer dava ise devam ediyor. Bu davada  zeytinliğin hukuka aykırı olarak  tapu kaydının zeytinlikten arsaya dönüştürülmek sureti ile yapılaşmaya açılmasına itiraz ediliyor,  Akyaka İmar Planının iptal edilmesi, tapu kaydının yeniden zeytinlik olarak düzeltilmesi ve  imara kapatılması talep ediliyor.  
Akyaka’da kamusal alanlarını koruma kararında olan Akyakalılar, Muğla İdare Mahkemesi’nin kararına bir üst mahkemede itiraz etmeye hazırlanıyorlar.


“Yavaş Kent” Akyaka’nın betonlaşmasına karşı mücadele sürüyor.

14 Şubat 2014 Cuma

Siyasete Kimler Yön Veriyor?

Yaklaşan yerel seçimleri bir genel seçim havasına sokmaya çalışanlar bir yana, siyaseti yeniden dizayn etmek isteyenlerin çirkin senaryoları nedeniyle vatandaşın aklı iyice karıştı.

Normal bir ülkede bu seçimler yapılıyor olsaydı, öyle sanıyorum olaylar şöyle gelişirdi.

Siyasi partiler önce kendi durumlarıyla ilgili bir durum tespiti yapar, kısa ve uzun vadeli hedefler koyarak, geleceğe yönelik planlar yaparlar.

Hangi bölgede ne tür bir seçim çalışması, hangi ilde, nasıl bir aday ve bölgelere göre kazanma şansı olan yerler belirlenir; kimlerle, hangi kesimlerle ittifak ve işbirliği yapılabileceğine ilişkin öngörüler saptanır.

Kuşkusuz bu hazırlıkların seçimlere üç ay kala değil, çok önceden başlatılması gerektiği gibi, önyargısız, objektif kriterlerle değerlendirmeler yapılması gerekir.

Ancak ülkemizde demokrasi kültürü yerleşmediği için, geçmişte parti içi lider sultası, başkan ve adamlarının siyasi hırs ve beklentilerine göre şekillenen adaylar, şimdilerde büyük sermaye çevrelerinin istekleri doğrultusunda belirleniyor

Üstelikte kazanmak için her yolu mübah gören bir zihniyet, siyaset kurumunun her aşamasına hakim olmuşken, emek, liyakat, uzmanlık gibi değerler tümden askıya alınıyor, parti içi demokrasi rafa kaldırılıyor.

Düşünebiliyor musunuz, bir kentin tüm sandıklarında açık ara önde olan bir siyasi parti niye dışarıdan, başka partiden ithal aday getirme ihtiyacı duyar?

Niye kendi örgütünden bir kişiyi böyle bir görev için hazırlamaz?

Kimin aday olması gerektiği konusunda kendi parti tabanına, örgütüne sorma ihtiyacı duymaz?

Çünkü amaçlanan, halka hizmet, yaşanabilir bir kent yaratmak değildir.
Amaç, o bölgede yatırım yapacak sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet edecek birilerini aday yapmak, onu seçtirmektir.

Seçim kazanma şansı olmayan bir yerde, bir siyasi partinin, kazanabilecek oy potansiyeline ulaşmak için, o yörede etkili olan, dengeleri değiştirme gücüne sahip birini aday göstermesini belki anlayabiliriz

Ama oy oranı itibariyle diğer partilerden çok önde olan bir parti kendi içinden birini değil de dışarıdan birini aday gösteriyorsa, o noktadan itibaren, rant ve çıkar ilişkileri devreye giriyor demektir.

Kaldı ki siyasi etik, dış güçlerin desteğiyle kazanmaktansa, kendi öz gücüyle kaybetmenin çok daha erdemli olduğunu söyler.

30 Mart seçimlerine az bir zaman kalmışken, ne yazık görüyoruz ki, adayların projeleri, yapmak istedikleri, yapabilecekleri yerine şimdiye kadar yapamadıkları, yaptıkları yanlışlar ve daha da acısı, özel yaşamları didikleniyor.

Nefret söylemlerinin hakim olduğu seçim atmosferinde belgeler, kasetler, karalamalar, suçlamalar üzerine siyaset yapılmak isteniyor.

Ne seçim barajı, ne anti demokratik siyasi partiler ve seçim yasaları, ne de tarihimizin en büyük utancı, darbe anayasasından kurtulmak için yapılması gereken yeni, sivil, demokratik anayasa konuşulmuyor.

Politik tutarlılık, siyasi derinlik, ideolojik bilinç, doğruluk, dürüstlük gibi insani ve ahlaki değerler, barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü gibi evrensel kavram ve değerler yerine, ekonomik güç, rant paylaşımındaki kurnazlık ve pazarlık becerileri öne çıkıyor.

Siyasi partiler aday seçmiyorlar, adaylar kendilerine parti seçiyorlar. Daha doğrusu egemen güçler adayları partilere yerleştiriyor.

Parti içerisindeki güç ve koltuklarını sağlamlaştırma adına liderlerde bu tür oynak adaylara itibar ediyor, hatta kendilerini onlara mecbur hissediyorlar.

Daha doğrusu büyük sermaye çevrelerinin siyaseti yeniden dizayn etme amaçlarını görmezden geliyor ya da kendi çıkar ve ikballeri uğruna işbirliğine razı oluyorlar.

Durum böyle olunca, orta yerde bir kurmaca oyun oynanıyor. Oyunu yönetenler, esas oğlanlar, senaryo ve hatta seyirciler bile önceden belli, bizlere de senaryoyu bile görmeden figüranlık yapmak düşüyor.

Ben kendi adıma, ne bu oyunu izlemek, ne de figüran olmak istemiyorum.

Yaşadığım kenti yönetmek isteyenler, benim istek ve görüşlerimi dikkate almıyor, karar alma ve uygulama süreçlerinde beni yok sayıyor ve sonuçta kendi egemenlik alanlarını oluşturuyorlarsa ve tüm bunları da büyük sermaye çevrelerinin telkin ve talimatlarıyla yapıyorlarsa ben bu oyunun içinde olmak istemiyorum.

Yerel değil, yerinden yönetim ilkelerini yaşama geçirmek, başkana odaklı değil, hizmet ve insan odaklı, katılımcılığı öne çıkaran bir yönetim anlayışını egemen kılmak için mücadele etmek varken, siyaset baronlarının sahneye koyduğu oyunun parçası olmak istemiyorum.


AYHAN ONGUN (Gazeteci-Yazar)  11.02.2014/BODRUM

29 Ocak 2014 Çarşamba

ÖİB’nin acelesi var; Zeytin Park’ı satışa çıkardı !

Geçen Haziran ayından beri Akyakalıların hazine arazisi zeytinliğin özelleştirilmesine ve imara açılmasına karşı mücadelesi ve mahkeme süreci devam ederken Özelleştirme İdaresi zeytinliğin yarısını satışa çıkardı bile.

Mücadele sürecinde zeytinliğin yasalara aykırı özelleştirmesinin iptali ve Akyaka İmar Planının değiştirilerek imara kapatılması için 27.000 imza toplanmıştı. Toplanan imzalar Akyaka'dan Ankara'ya düzenlen bisiklet turu ile götürülmüş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ve TBMM Dilekçe komisyonuna teslim edilmişti. CHP Milletvekili ve Çevre Komisyonu üyesi Melda Onur'un Meclise verdiği soru önergesi hala cevaplanmış değil.

Hal böyleyken geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının web sitesinde ihale dokümanı yayınlandı. 6 Mart’a kadar teklifler alınacak ve sonrasında ihalenin gerçekleştirilmesi planlanıyor. İhale dosyasında taşınmazın hukuki durumu hakkında “zeytinlik yapılmak suretiyle işgal edilmiş olup işgali devam etmektedir” denilerek doğayı  beton dünyasında işgalci gören anlayış ortaya konulmuş.

Akyaka Dayanışması yürütmeyi durdurmak için hukuki girişimlerini sürdürmeye devam ediyor.

23 Ocak 2014 Perşembe

Bir “kent suçu” yargılanıyor !

8 Eylül 2012’te belde sakinleri Belediyenin orman içine çöp ve moloz dökerek doğaya verdiği tahribata karşı ayaklanmış, Akyaka Yerel Yönetim Platformunu oluşturarak “Akyaka Çöpyaka Olmayacak!” adı altında  bir yürüyüş ve basın açıklaması ile protesto etmişti. Akyakalılar o tarihten beri beldelerinde şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir yönetim için mücadelelerine devam ediyorlar.  

Belediye bu protesto eyleminden sonra ormana çöp dökmeye, doğaya zarar vermeye devam ederek halkın tepkisine kulak asmamıştı. Ancak belde halkının Valilik, Kaymakamlık, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü, Jandarma Çevre Timi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi tüm ilgili kurumları devreye sokarak tahribatın durdurulması için verdiği mücadele nihayet devlet kurumlarını harekete geçirmiş ve Akyaka Belediyesi’ne geçen yıl para cezası kesilmişti. Ancak Akyakalıların yaşam alanlarının tahrip edilmesinden sonra, Belediye bütçesinden ödenecek bu ceza halkın ikinci kez cezalandırılması anlamına geliyordu. Akyakalılar,  bu paranın belediye bütçesinden ödenmesine karşı çıkıyor ve  cezanın tahribata neden olanlar tarafından şahsen ödenmesini istiyorlardı. Bu taleplerini hem basın açıklamalarında hem de ilgili kurumlara gönderdikleri toplu imzalı dilekçelerinde tekrarlamışlardı.


Nihayet Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bu talebi de dikkate alarak Akyaka Belediyesi'ne kesilen para cezasının yanında Belediye Başkanı Ahmet Çalca’ya şahsen dava açtı. Akyakalıların da müdahil olduğu dava 4 Şubat 2014 tarihinde Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesinde saat 9:25’de görülecek (Duruşmaya çağrı metni aşağıda).

Ülkemizde kent suçlarının pek ender karşılığını bulduğu düşünüldüğünde bu dava, kent halkının yönetime seçtikleri temsilcilerinden hesap sorduğuna, kararlı mücadele ile sonuç alabildiğine bir örnek oluşturması açısından önemli. Akyakalıların kararlı ve örgütlü mücadelesi gelecekte seçilecek yöneticiler için de önemli bir mesaj içeriyor. Seçilmişlerin cezalara gerek kalmadan, halkla inatlaşmadan onların taleplerini dikkate aldıkları, şeffaf ve hesabını verebildikleri yönetim ilkeleri ile görev yapmalarında üstün kamu yararı var…




TC.  Muğla 2.Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya No: 20131366 Esas Esas
ÇAĞRI KAĞIDI
Tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin
Adı ve Soyadı: SANIK AHMET ÇALCA
Adı ve Soyadı: MÜŞTEKİ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ
Tebliğin veya davanın mevzuu:
2863 Sayılı Yasaya Muhalefet Görevi Kötüye Kullanma.
Duruşma Günü: 04/02/2014
Duruşma Saati: 09:25
Duruşma Yeri: Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesi Duruşma.


11 Ocak 2014 Cumartesi

Yerel Seçimler ve Akyaka

Bugün  Zeytinpark’ta gerçekleştirdiğimiz yeni yılın ilk buluşmasında yerel seçimlere yönelik çalışma yapma konusu üzerinde durduk. Büyükşehir süreci ile birlikte idari olarak Mahalleye dönüşecek beldemizde belde sorunlarına birlikte yerel çözümler üretmek, karar süreçlerine belde halkının etkin ve yaygın katılımını sağlamak,  oluşturulacak yerel politikaların hayata geçirilmesi için yerel yönetimde etkin temsiliyet gibi konularda artık Muhtarlık, İhtiyar Heyeti ve Mahalle Meclisi gibi organlar önem kazanıyor.   


Akyaka’da sürdürmekte olduğumuz kent ve ekoloji temelli mücadelelerin başarılabilmesi için, oluşan ortak iradenin bu yeni yerel yönetim organlarına  taşınması çok önemli. Mücadelelerin içinde yer alan arkadaşların Akyaka’da şeffaflık, hesapverebilirlik ve katılımcılık ilkeleri ile etkin çalışacak bir Muhtarlık, İhtiyar Heyeti ve seçim sonrasında karar alma süreçlerine etkin katılım için bir Mahalle Meclisi oluşturulması için de çalışmasının gerekliliği üzerinde hemfikir olduk. Gelecek haftasonu yapacağımız Zeytinpark toplantısını tamamen bu konuya ayırmayı düşündük. Muhtar adayı, ihtiyar heyeti üye adaylarını belirleme ve seçim sürecinde kampanya çalışmasını yürütmek üzere bir çalışma gurubu oluşturmayı kararlaştırdık.
 
Yavaşkent Akyaka’yı ünvanına yakışır şekilde, rant odaklı yönetilmekten çıkarmak, ortak yaşam alanlarımızı koruyarak, doğayla dost, kaliteli bir yaşam merkezi haline getirebilmek  için herkesi muhtarlık seçimlerine katılmaya, destek vermeye, taşın altına elini biraz daha sağlam koymaya davet ediyoruz. Toplantının kesin tarih ve saati daha sonra duyurulacaktır.




Belediyeler Kanunu’nda Mahalle Yönetimi
5393 sayılı Belediye Kanunu ile mahalle bir idari birim olarak sayılmakta ve bu çerçevede gerek mahalle muhtarına ve mahalle halkına gerekse belediye yönetimlerine bir idari birim olarak tanımlanan mahallelerin etkin bir yönetim birimi haline getirilmelerine yönelik görevler verilmektedir. 

MADDE 9.- Mahalle, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından yönetilir.


Muhtar, mahalle sakinlerinin gönüllü katılımıyla ortak ihtiyaçları belirlemek, mahallenin yaşam kalitesini geliştirmek, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkilerini yürütmek, mahalle ile ilgili konularda görüş bildirmek, diğer kurumlarla iş birliği yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla yükümlüdür.

Belediye, mahallenin ve muhtarlığın ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümü için bütçe imkânları ölçüsünde gerekli ayni yardım ve desteği sağlar; kararlarında mahallelinin ortak isteklerini göz önünde bulundurur ve hizmetlerin mahallenin ihtiyaçlarına uygun biçimde yürütülmesini sağlamaya çalışır.


Serdar Denktaş

19 Aralık 2013 Perşembe

Gökovalılar taş ocakları ve beton santrallarına karşı ayakta !


Gökova Beldesi Dere Mevkiinde halihazırda taşocağı faaliyeti yürüten Özmet Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketini faaliyet alanını genişleterek  aynı yerde bir de beton santralı kurmak için ruhsat alma sürecini başlattı.  ÇED Raporu gerektiren süreçte bugün “Halkı Bilgilendirme Toplantısı” yapılması planlanmıştı. Gökova Beldesinin 3 km uzağında Marmaris Kavşağında bulunan Adile Mermeci Lisesinde yapılan toplantıya Gökova ve Akyaka’dan yaklaşık 80 kişi katıldı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü temsilcisinin giriş konuşmasından sonra salona gelenler halkı bilgilendirmek için olduğu söylenen toplantının adeta halktan kaçırılarak belde dışında bir yerde yapılmasını protesto ettiler. Toplantıya gelenler santralın yapılmasını istemediklerini, şirket yetkililerinin sunum yapmasına da gerek olmadığını söylediler ve toplantı salonunu birlikte terk ettiler. Daha sonra araçlara binerek taş ocaklarının olduğu bölgeye giderek sembolik olarak yolu kısa süreli kapattılar ve belde meydanındaki kahvede toplandılar. Belde sakinleri beldelerinin bitişiğinde faaliyet gösteren taş ocaklarına ve beton santrallarına karşı sonuna kadar mücadele etme kararı aldılar.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesinin hemen sınırında uzun zamandan beri faaliyet gösteren taş ocakları ve beton santralı doğaya büyük zarar verirken, tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkilemekte. Zeytin Koruma Yasasına aykırı olarak yürütülen faaliyetler zeytinlikleri yok ederken çam ormanları da yok ediliyor. Köylüler çalışmalar sırasında Idyma antik kentine ait kaya mezarlarının da tahrip edildiğini bildiriyorlar. Yerleşim yerinin bitişiğinde patlatılan dinamitler, malzeme taşımak için beldenin içinden geçen ağır vasıtaların çıkardığı gürültü ve toz rahatsızlığı daha da katlanılmaz hale getirmekte. Belde halkının taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulmasına yönelik daha önce verdikleri toplu dilekçeler sonuçsuz kalmıştı. Ancak bu kez sonuna kadar gitmekte kararlılar. Mücadele şimdi başlıyor !..