31 Ağustos 2014 Pazar

Akyaka'da "Kıyılar Halkındır" Protesto Eylemi




Geçen yıl Akyaka'da kamuya ait bir zeytinliğin özelleştirilmesinin durdurulması ve imara kapatılması için başlattığı mücadele ile gündeme gelen Akyaka Dayanışması  bu kez kıyılardaki engellemeleri protesto etti. Platform üyeleri, Akyaka Orman Kampında ve Muğla'nın kıyısı olan ilçelerinde halkın kıyı alanlarından yararlanmasını engelleyen ya da kısıtlayan uygulamalara karşı bir yürüyüş düzenlediler ve basın açıklaması yaptılar.

Orman Bakanlığı'na ait olan Akyaka Orman Kampının işletmesi bir süre önce Muğla Valiliği bünyesinde kurulan Muğla'ya Hizmet Vakfı'na devredilmişti. Bu işletme  birkaç hafta önce içinde orman içinde bungalovların ve denize girilebilen platformların bulunduğu bölgeyi tel örgülerle çevirerek girişine "apart sakinleri dışında giriş yasaktır" ve "Dikkat Köpek Var" tabelaları asmıştı.  Protesto eylemini gerçekleştiren Akyaka Dayanışması üyeleri, Muğla'da denize ve azmaklara kıyısı olan, Muğla'ya Hizmet Vakfı ve başka özel şirketler tarafından işletilen plaj, restoran, kafe gibi yerlerde vatandaşlardan giriş ücreti talep edildiğini, tel örgülerle kapatılarak, şezlong, masa, ile işgal ederek halkın kullanım alanlarını kısıtlandığını, Kıyı Kanunu'na aykırı bu tür özelleştirme girişimlerini protesto ettiklerini bildirdiler. 

Zeytin Park'ta  buluşarak afiş, pankart ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçen yaklaşık 60 kişilik grup önce halk plajına, daha sonra da Orman Kampına, tel örgülerle çevrilen alana girdiler. Pankartlarda "Yasakmış...Kıyımın Kenarı", "Ranta HİZMET, MUĞLA'ya Eziyet",  "Muğla'ya Hizmet bu mu la?", "Kıyılar Halkındır, Özelleştirilemez", "Kanun girmeyen kıyıya 'Hizmet' girer" sloganları dikkat çekti. Kamp alanındaki kampçıların da  destek verdiği grup tel örgülerle çevrili bungalov evlerin önüne geldi. Burada basın açıklamasının okunmasından sonra eylemciler topluca evlerin önünden denize atlayarak denizde "KIYILAR HALKINDIR, ENGELLENEMEZ" pankartı açtılar ve eylemlerine son veriler.

















 Basından... 


MUĞLA'nın Ula İlçesi Akyaka Mahallesi'ndeki işletmesi, Muğla Valiliği bünyesindeki Muğla'ya Hizmet Vakfı'na verilen Akyaka Orman Kampı'ndaki taş ve bungalov evlerin bulunduğu alanın tel örgü ve demir kapıyla çevrilip halkın sokulmaması tepkilere neden oldu.

29 Ağustos 2014 Cuma

"Kıyılar Halkındır, Engellenemez!" Protesto Etkinliğine Davet


Akyaka Orman Kampı’nı işleten Muğla’ya Hizmet Vakfı, Kıyı Kanunu’na aykırı olarak Taş Evler'in olduğu bölgeyi tel örgüler ve demir kapılarla kapatıp halkın serbest girişini engellemiştir. Bu bir suçtur.  Yetkilileri derhal işledikleri bu suçtan vaz geçmeye; halkın kıyıya serbest erişimini kısıtlayan  tel örgüleri, demir kapıları ve tüm engelleri kaldırmaya; bu hukuksuzluğu düzeltmeye çağırıyoruz.

Akyakalılar! Yurttaşlar!
Haklarımıza birlikte sahip çıkalım ve Pazar günü protesto yürüyüşüne katılalım.


Kıyı Kanunu Madde 6 - Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.

Etkinlik Tarihi : 
31 Ağustos 2014 (Pazar) saat 10:00

Toplanma Yeri: 
Zeytin Park (Pazaryerinden 100m yukarıda)

Etkinlik Programı: 
Yürüyüş (Güzergah: Atatürk Cad., Lütfiye Sakıcı Cad. Halk Plajı, Orman Kampı)
Basın Açıklaması  (Taş Evler'in önünde)
Ormandan birlikte denize atlama 

10 Temmuz 2014 Perşembe

TBMM Dilekçe Komisyonu'nun zeytinlik özelleştirmesine karşı verilen dilekçeyle ilgili kararı

Akyaka Dayanışması'nın hazine arazisi zeytinliğimizin özelleştirilmesine karşı yürüttüğü kampanyada topladığı ve 8 Ekim 2013'te TBMM Dilekçe Komisyonu'na verdiği 26.824 imzalı dilekçesi ile ilgili komisyon kararı 8 Temmuz 2014'de elimize ulaştı.  16.4.2014 tarihinde alınan komisyon kararına göre Başbakanlıktan görüş sorulmak üzere işlem başlatıldığı bildiriliyor. Kararın son paragrafı şöyle:

"15.11.2013 tarih ve 11245 sayılı yazı ile de; yukarıda açıklanan sürece yer verilerek, Hukuk Müşavirliğinden beklenen görüse göre işlem yapılacağının belirtildiği, İlgili yazılara cevaben, konuya ilişkin henüz Hukuk Müşavirliğinden iletilen bir değerlendirmenin olmadığı, ancak, benzer konularda daha önce istenilen görüşlere ilişkin Bakanlık Hukuk Müşavirliğinin 20.1.2014 tarih ve 992 sayılı yazısı ile "...644 sayılı Çevre ve Sehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve diğer mevzuatta 644 sayılı KHK çerçevesinde yapılan değişikliklerle korunan alanlarda yapılacak planlarda genel yetkilinin Bakanlık haline getirilmesinin amaçlandığı açık olmakla birlikte, çakışan alanlarda yapılan uygulamalarda karşılaşılan sorunlara ilişkin olarak 3046 ve 3056 sayılı Kanunlar uyarınca Başbakanlığa görüş sorulabilecegi..." ifade edildiği, bu doğrultuda konuya ilişkin Başbakanlıktan görüş alınmak üzere çalışmaların başlatıldığı belirtilmiş olup, İdarece beyan olunan açıklamalar dışında 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile TBMM Içtüzügünün 116’ncı maddesi uyarınca dilekçe hakkında Komisyonumuzca baska bir işlem yapılamayacağına karar verildi."







1 Nisan 2014 Salı

Akyaka Mahallesi Muhtarlık Seçimi

Akyaka muhtarlık seçiminde şu saat itibarı ile henüz kesin sonucu bilmiyoruz. İlk sayım sonucunda yeni muhtar adayı Feridun Özsoy 6 oy farkla, yirmi yıldır muhtarlık yapan ve tekrar aday olan Mehmet Datça'yı geçti. İtiraz sonucunda yapılan yeniden sayımda bu kez Mehmet Datça 1 oy farkla öne geçti. Ancak yoruma açık birçok geçersiz oyun söz konusu olduğu seçimle ilgili olarak Feridun Özsoy'un İlçe Seçim Kurulu'na yaptığı itirazın sonucu merakla bekleniyor.

Gelelim bize. "Ortak Yaşam,  Yavaş Kent" mottosu ile  üçüncü aday olarak seçim yarışına biz de girmiştik. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri ile çalışan, herkesin karar alma süreçlerine katılabildiği bir Akyaka Meclisi oluşturmayı öngördüğümüz seçimde ne yazık ki yeterli desteği bulamadık. Biraz geç katıldığımız seçim sürecinde kapı kapı dolaşarak elimizden geldiğince çok sayıda Akyakalı ile görüştük ve düşüncelerimizi anlattık. Yaptığımız görüşmelerde farklı yönetim anlayışımızın büyük oranda kabul görmesine sevindik. Ancak iş oy kullanmaya geldiğinde ne yazık ki geleneksel yaklaşım ağır bastı. Adayların öngördüğü yönetim anlayışından ziyade akrabalık, ahbaplık, yerellik, cinsiyet, siyasi parti aidiyeti, ayrıcalık beklentileri ön plandaydı.  “Sandık demokrasi”sinin marazlarını bir kez daha yaşadık. Bundan dolayı elbette kimseyi kişisel olarak suçlamaya hakkımız yok, temsili demokrasinin gözü çıksın.

Her ne kadar  “sandıktan çıkamasak da” seçim sürecinde yaptığımız çalışmanın Akyakalılar'da bir karşılığının olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda Akyaka Meclisini oluşturma mücadelemizi sürdüreceğiz. Henüz belli olmayan yeni muhtarlık yönetimini şimdiden tebrik ediyoruz. Mücadelemizi onların da dikkate alacaklarını ve destekleyeceklerini umuyoruz. Doğrudan demokratik bir “mahalle” yönetimini birlikte oluşturabiliriz. Ula Belediyesi ve Muğla Büyükşehir yönetiminde sesimizi daha güçlü duyurabiliriz. 

Kamusal yaşamda daha fazla tüketme hırsı ile doğamızı, ortak yaşam alanlarımızı, varoluşumuzun anlamını tüketiyoruz. Ortak değerlerimizi koruyarak, birbirimizin varoluşuna saygı duyarak birlikte yaşadığımız bir kent kültürü oluşturmak ve Akyaka’nın ünvanına yakışır şekilde yaşam kalitesi yüksek bir “yavaş kent” olması için mücadelemize devam edeceğiz.

Mücadelemize gönül veren herkese teşekkür ediyor ve destek vermeye devam etmelerini diliyoruz. 


Serdar Denktaş

26 Mart 2014 Çarşamba

Seçim bizim !...

Doğamızı, kentimizi, ortak yaşam alanlarımızı yalnızca rant alanı olarak gören,  talan eden, yaşam kalitemizi yok eden  yerel yönetimlerden bıktık.

Yine  bir yerel seçimin eşiğindeyiz. Yeni bir umutla yeni yöneticiler seçeceğiz.

Peki ama yalnızca yöneticileri değiştirmek umutlu olmak için yeterli mi?

Yönetim anlayışımızı da artık değiştirmenin zamanı gelmedi mi?

Kent halkının ortak yaşamını ilgilendiren konularda onlara sormadan kararlar alan, kent halkına hesap vermeyen bir anlayışın hakim olduğu bir sistemde yöneticilerin değişmesi bize ne kadar umut verebilir?

Akyaka'da kentimize, doğamıza sahip çıkmak, yolsuzluklara, suistimallere, talana dur demek için uzun zamandır verdiğimiz mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıyoruz.  30 Mart 2014 itibarı ile artık mahalleye dönüşecek Akyaka'da farklı bir muhtarlık anlayışını hakim kılmak için adayız.

Ortak yaşamı savunan, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir, doğrudan demokratik bir yerinden yönetim anlayışını birlikte oluşturacağız. Geleceğe daha umutlu bakabilmek için pazar günü desteğinizi bekliyoruz.

Akyaka Mahalle Muhtarı Adayı
A. Serdar Denktaş







17 Mart 2014 Pazartesi

Gökova’ya Viyadük Projesine Red !

Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü’nün Gökova Kavşağı’nda yapmayı planladığı yükseltilmiş kavşak projesinin  Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından uygun bulunmadığı ortaya çıktı.

Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde planlanan  projenin basında yer almasından sonra duyarlı kesimler projenin doğayı tahrip edeceği gerekçesi ile harekete geçmişlerdi. Projenin durdurulması için binbeşyüzden fazla  imza toplanmış, projenin olumsuzlukları bilirkişi raporu ile ortaya konmuş ve son olarak Tabiat Varlıkları Koruma Kurumu’na 30 Ocak 2014 tarihinde bir dilekçe ile başvurarak projenin iptal edilmesi talep edilmişti. Doğa dostları adına vekaleten Avukat Necmettin Yankola’nın  verdiği dilekçeye verilen cevapta, Karayolları'nın proje başvurusunun 24.12.2013 tarihinde yapılan komisyon toplantısında değerlendirilerek olumsuz rapor verildiği belirtiliyor.

Projenin reddedilme gerekçesi olarak; Projenin 1. Derece Doğal Sit Alanı içinde planlanmış olması, yol kotunun yükseltilmesi, ağaçların kesilmesi, bitki örtüsünün ve doğal  silüetin  bozulacak olması gösteriliyor. Komisyon Raporunu okumak için tıklayın.

6 Mart 2014 Perşembe

Akyaka Meclisi için kollar sıvandı

30 Mart’ta Büyükşehir Yasası’nın uygulamaya girmesi ile artık Ula’nın bir mahallesine dönüşecek olan Akyaka’da Muhtarlık seçimleri için kollar sıvandı. Doğayı ve kamusal mekanları rant nesnesi olarak gören yönetim anlayışına karşı mücadele veren, farklı bir dünyanın mümkün olduğuna inanan Akyakalı duyarlı kesimler de Muhtarlık seçimlerine katılmak için harekete geçtiler. 

           


Serdar Denktaş’ın Muhtar Adayı, Aliye Teksal, Hacer Puebla Labarca, Kazım Yılmaz ve Raziye Göktaş’ın İhtiyar Heyetine aday olduğu ve çok sayıda  Akyakalının desteklediği hareket seçim için çalışmalara başladı. Hareketin üyeleri, kararların Akyakalıların katılımı ile alınması, doğrudan demokratik yerinden yönetim anlayışının Akyaka'da hakim kılınması için bir Akyaka Meclisi'nin oluşturulmasını  öngörüyorlar. Muhtar ve İhtiyar Heyeti, Meclis’te Akyakalıların birlikte alacağı kararların temsilcisi, uygulamalarından da Meclis'e karşı sorumlu olacaklar. Böylece saydam, hesap verebilir ve katılımcı bir yerinden yönetim yapısının oluşturulması hedefleniyor.

Akyaka’nın Uluslararası Yavaş Kentler Birliği üyeliği, Akyaka Yerel Yönetim Sözleşmesi’nin imzalanması, yerel yönetimin yol açtığı doğa tahribatlarına, imar suistimallerine, kamusal alanların özelleştirilerek Akyaka'nın betonlaşmasının yolunun açılmasına karşı özverili mücadeleler veren grup üyeleri tüm Akyakalıların desteğini bekliyor.
             

4 Mart 2014 Salı

Akyaka'da “yürütme” yi yargı da durdurmadı !

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) tüm Akyakalıların ortak yaşam alanı olan hazine arazisi zeytinliğin özelleştirilmesine karşı açılan davada İdare Mahkemesi yürütmenin devamına karar verdi. Haziran 2013’de Akyaka Belediyesi’nin Muğla İdare Mahkemesi'ne açtığı, daha sonra Muğla Mimarlar Odası’nın da müdahil olduğu  davada yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildi. Yürütmenin durdurulması talebinde gerekçe olarak, İmar Kanunu’na göre ÖİB’nin Özel Çevre Koruma Bölgelerinde imar plan yetkisi olmamasına karşın Gökova ÖÇK Bölgesinde yer alan Akyaka’da 20.000 m2 zeytinlik alan üzerinde imar plan değişikliği yapmak suretiyle özelleştirmek istemesi gösterilmişti. Mahkemenin gerekçeli kararının henüz Akyaka Belediyesi ve Muğla Mimarlar Odası’na tebliğ edilmediği öğrenildi.



ÖİB, zeytinliğin satışı için Ocak ayı içinde ihale açmış ve teklif toplamaya başlamıştı. Özelleştirme sürecinde 6 Mart’a kadar teklif toplanarak sonrasında da satışın gerçekleşmesi planlanıyor.  Kamusal alanlarının betonlaşmasına karşı mücadele veren Akyaka Dayanışması’nın bileşenlerinden olan Muğla Mimarlar Odası’nın sözkonusu  hazine arazisinin hukuka aykırı olarak imara açılmasına karşı Akyaka Belediyesi’ne karşı açtığı diğer dava ise devam ediyor. Bu davada  zeytinliğin hukuka aykırı olarak  tapu kaydının zeytinlikten arsaya dönüştürülmek sureti ile yapılaşmaya açılmasına itiraz ediliyor,  Akyaka İmar Planının iptal edilmesi, tapu kaydının yeniden zeytinlik olarak düzeltilmesi ve  imara kapatılması talep ediliyor.  
Akyaka’da kamusal alanlarını koruma kararında olan Akyakalılar, Muğla İdare Mahkemesi’nin kararına bir üst mahkemede itiraz etmeye hazırlanıyorlar.


“Yavaş Kent” Akyaka’nın betonlaşmasına karşı mücadele sürüyor.

14 Şubat 2014 Cuma

Siyasete Kimler Yön Veriyor?

Yaklaşan yerel seçimleri bir genel seçim havasına sokmaya çalışanlar bir yana, siyaseti yeniden dizayn etmek isteyenlerin çirkin senaryoları nedeniyle vatandaşın aklı iyice karıştı.

Normal bir ülkede bu seçimler yapılıyor olsaydı, öyle sanıyorum olaylar şöyle gelişirdi.

Siyasi partiler önce kendi durumlarıyla ilgili bir durum tespiti yapar, kısa ve uzun vadeli hedefler koyarak, geleceğe yönelik planlar yaparlar.

Hangi bölgede ne tür bir seçim çalışması, hangi ilde, nasıl bir aday ve bölgelere göre kazanma şansı olan yerler belirlenir; kimlerle, hangi kesimlerle ittifak ve işbirliği yapılabileceğine ilişkin öngörüler saptanır.

Kuşkusuz bu hazırlıkların seçimlere üç ay kala değil, çok önceden başlatılması gerektiği gibi, önyargısız, objektif kriterlerle değerlendirmeler yapılması gerekir.

Ancak ülkemizde demokrasi kültürü yerleşmediği için, geçmişte parti içi lider sultası, başkan ve adamlarının siyasi hırs ve beklentilerine göre şekillenen adaylar, şimdilerde büyük sermaye çevrelerinin istekleri doğrultusunda belirleniyor

Üstelikte kazanmak için her yolu mübah gören bir zihniyet, siyaset kurumunun her aşamasına hakim olmuşken, emek, liyakat, uzmanlık gibi değerler tümden askıya alınıyor, parti içi demokrasi rafa kaldırılıyor.

Düşünebiliyor musunuz, bir kentin tüm sandıklarında açık ara önde olan bir siyasi parti niye dışarıdan, başka partiden ithal aday getirme ihtiyacı duyar?

Niye kendi örgütünden bir kişiyi böyle bir görev için hazırlamaz?

Kimin aday olması gerektiği konusunda kendi parti tabanına, örgütüne sorma ihtiyacı duymaz?

Çünkü amaçlanan, halka hizmet, yaşanabilir bir kent yaratmak değildir.
Amaç, o bölgede yatırım yapacak sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet edecek birilerini aday yapmak, onu seçtirmektir.

Seçim kazanma şansı olmayan bir yerde, bir siyasi partinin, kazanabilecek oy potansiyeline ulaşmak için, o yörede etkili olan, dengeleri değiştirme gücüne sahip birini aday göstermesini belki anlayabiliriz

Ama oy oranı itibariyle diğer partilerden çok önde olan bir parti kendi içinden birini değil de dışarıdan birini aday gösteriyorsa, o noktadan itibaren, rant ve çıkar ilişkileri devreye giriyor demektir.

Kaldı ki siyasi etik, dış güçlerin desteğiyle kazanmaktansa, kendi öz gücüyle kaybetmenin çok daha erdemli olduğunu söyler.

30 Mart seçimlerine az bir zaman kalmışken, ne yazık görüyoruz ki, adayların projeleri, yapmak istedikleri, yapabilecekleri yerine şimdiye kadar yapamadıkları, yaptıkları yanlışlar ve daha da acısı, özel yaşamları didikleniyor.

Nefret söylemlerinin hakim olduğu seçim atmosferinde belgeler, kasetler, karalamalar, suçlamalar üzerine siyaset yapılmak isteniyor.

Ne seçim barajı, ne anti demokratik siyasi partiler ve seçim yasaları, ne de tarihimizin en büyük utancı, darbe anayasasından kurtulmak için yapılması gereken yeni, sivil, demokratik anayasa konuşulmuyor.

Politik tutarlılık, siyasi derinlik, ideolojik bilinç, doğruluk, dürüstlük gibi insani ve ahlaki değerler, barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü gibi evrensel kavram ve değerler yerine, ekonomik güç, rant paylaşımındaki kurnazlık ve pazarlık becerileri öne çıkıyor.

Siyasi partiler aday seçmiyorlar, adaylar kendilerine parti seçiyorlar. Daha doğrusu egemen güçler adayları partilere yerleştiriyor.

Parti içerisindeki güç ve koltuklarını sağlamlaştırma adına liderlerde bu tür oynak adaylara itibar ediyor, hatta kendilerini onlara mecbur hissediyorlar.

Daha doğrusu büyük sermaye çevrelerinin siyaseti yeniden dizayn etme amaçlarını görmezden geliyor ya da kendi çıkar ve ikballeri uğruna işbirliğine razı oluyorlar.

Durum böyle olunca, orta yerde bir kurmaca oyun oynanıyor. Oyunu yönetenler, esas oğlanlar, senaryo ve hatta seyirciler bile önceden belli, bizlere de senaryoyu bile görmeden figüranlık yapmak düşüyor.

Ben kendi adıma, ne bu oyunu izlemek, ne de figüran olmak istemiyorum.

Yaşadığım kenti yönetmek isteyenler, benim istek ve görüşlerimi dikkate almıyor, karar alma ve uygulama süreçlerinde beni yok sayıyor ve sonuçta kendi egemenlik alanlarını oluşturuyorlarsa ve tüm bunları da büyük sermaye çevrelerinin telkin ve talimatlarıyla yapıyorlarsa ben bu oyunun içinde olmak istemiyorum.

Yerel değil, yerinden yönetim ilkelerini yaşama geçirmek, başkana odaklı değil, hizmet ve insan odaklı, katılımcılığı öne çıkaran bir yönetim anlayışını egemen kılmak için mücadele etmek varken, siyaset baronlarının sahneye koyduğu oyunun parçası olmak istemiyorum.


AYHAN ONGUN (Gazeteci-Yazar)  11.02.2014/BODRUM